Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 469

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

B. Genel hükümlerin uygulanması


Madde 469 - Pazarlamacılık sözleşmesine ve evde hizmet sözleşmesine ilişkin hüküm bulunmayan hâllerde, hizmet sözleşmesinin genel hükümleri uygulanır.

YEDİNCİ BÖLÜM Eser Sözleşmesi


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 469. maddesi, kanunun "Özel Borç İlişkileri" kısmında düzenlenen hizmet sözleşmelerinin spesifik türlerine ilişkin bir atıf ve tamamlayıcı hukuk kuralı niteliği taşımaktadır. Madde, "Hizmet Sözleşmeleri" başlıklı Altıncı Bölümün "Pazarlamacılık Sözleşmesi" ve "Evde Hizmet Sözleşmesi"ni düzenleyen alt ayrımlarının son maddesi konumundadır [1].

Pazarlamacılık sözleşmesi (TBK m. 448-460) ve evde hizmet sözleşmesi (TBK m. 461-468), yapıları gereği işçi ile işveren arasındaki bağımlılık unsurunu barındıran [2-4], ancak ifa yeri ve şekli itibarıyla klasik (genel) hizmet sözleşmesinden ayrılan özel nitelikli iş görme sözleşmeleridir. Kanun koyucu, bu iki sözleşme türünün kendine has özelliklerini (örneğin pazarlamacının temsil yetkisi, evde çalışanın bizzat evinde üretim yapması gibi) özel maddelerle düzenlemiş; ancak bu tip sözleşmelerin tüm hukuki sorunlarını tüketmenin kanunlaştırma tekniği açısından mümkün olmaması nedeniyle TBK m. 469’u kaleme almıştır.

Bu madde uyarınca, pazarlamacılık ve evde hizmet sözleşmelerinde ortaya çıkan hukuki bir uyuşmazlığın çözümünde, eğer ilgili özel ayrımda (TBK m. 448-460 veya m. 461-468) açık bir düzenleme yoksa, genel sözleşme hukuku kurallarına (TBK m. 1 vd.) gidilmeden önce, "genel hizmet sözleşmesi" hükümlerine (TBK m. 393-447) müracaat edilecektir [5-8].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Pazarlamacılık Sözleşmesi Bakımından Atfın Kapsamı

Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında işlemlere aracılık etmeyi veya sözleşme yapmayı üstlendiği özel bir hizmet sözleşmesidir (TBK m. 448). Kanun, pazarlamacının komisyon hakkını, hapis hakkını ve rekabet etmeme borcunu özel olarak düzenlemiştir [9]. Ancak, pazarlamacının iş görme borcunun temel ilkelerine veya sadakat yükümlülüğünün kapsamına dair özel bir düzenleme getirmemiştir. TBK m. 469 uyarınca, pazarlamacının genel hizmet sözleşmesinde işçinin borçlarını düzenleyen TBK m. 395 ve devamı hükümlerine uygun olarak iş görme edimini yerine getirmesi gerekmektedir [10]. Başka bir deyişle, pazarlamacının özen ve sadakat borcu gibi temel yükümlülükleri, m. 469 yollamasıyla TBK m. 396 kapsamında değerlendirilmektedir [10].

2.2. Evde Hizmet Sözleşmesi Bakımından Atfın Kapsamı

Evde hizmet sözleşmesi, işçinin işverenin verdiği işi kendi evinde veya belirleyeceği başka bir yerde ücret karşılığı görmesini ifade eder (TBK m. 461) [11]. Kanun, evde hizmet sözleşmesinde işçinin malzemenin kullanımına dair özen borcunu (TBK m. 464) ve sözleşmenin bazı sona erme hallerini (TBK m. 468) düzenlemiştir. Ancak, evde hizmet sözleşmesinin TBK m. 468'de sayılan (deneme süresi ve aralıksız çalışma karinesi gibi) haller dışında kalan fesih ve sona erme sebepleri, bildirim süreleri veya kıdem tazminatına benzeyen diğer sonuçları hakkında özel bir hüküm sevk etmemiştir. Bu noktada TBK m. 469 devreye girerek, evde hizmet sözleşmesine ilişkin hüküm bulunmayan hâllerde, hizmet sözleşmesinin genel hükümlerinin (TBK m. 430 vd.) uygulanmasını emretmektedir [6].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 393 vd. (Genel Hizmet Sözleşmesi) — Madde 469, hiyerarşik olarak uyuşmazlıkların çözümünde pazarlamacılık ve evde hizmet sözleşmesinin boşluklarını TBK'nın 393 ilâ 447. maddeleri ile doldurur [6, 7].
  • 4857 Sayılı İş Kanunu ile İlişkisi (Doktrin Tartışması) — TBK m. 469’un lafzında yer alan "hizmet sözleşmesinin genel hükümleri uygulanır" şeklindeki kesin ifade, doktrinde ciddi bir tartışmaya yol açmıştır. Bazı yazarlara göre, kanunun bu lafzı uyarınca evde hizmet sözleşmesine veya pazarlamacılık sözleşmesine İş Kanunu hükümleri uygulanamaz [6, 12]. Ancak doktrindeki baskın ve isabetli görüşe göre; İş Kanunu'nun kapsamı dışında kalan istisnalar (İşK m. 4) sınırlı sayıdır (numerus clausus). Evde çalışma (eğer aile üyeleriyle yapılan basit bir el sanatı değilse) veya bağımlı pazarlamacılık, İş Kanunu m. 4 kapsamında istisna edilmediği sürece, İş Kanunu'nun emredici ve işçiyi koruyucu hükümlerine tabidir [3, 7, 12-15]. İşçiyi koruma ilkesi gereği, TBK m. 469 yollaması, bu çalışanları 4857 sayılı İş Kanunu'nun koruma şemsiyesinden, özellikle kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklardan mahrum bırakacak şekilde dar yorumlanmamalıdır [12, 15, 16].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay içtihatlarında, genel hizmet sözleşmesi, pazarlamacılık ve evde hizmet sözleşmelerinin en temel unsurunun "bağımlılık" (subordinasyon) olduğu sıklıkla vurgulanmaktadır [2, 17, 18]. Yargıtay'a göre, kişi ister işletme dışında pazarlamacılık yapsın, ister kendi evinde bir organizasyona bağlı olarak çalışsın, şayet işverenin emir ve talimatlarına tâbi ise, sözleşmenin türüne bakılmaksızın işçi vasfını taşır [2, 18]. Yüksek Mahkeme, özel hükümlerde boşluk bulunması halinde (örneğin fesih bildirimi, yıllık ücretli izin veya fazla çalışma gibi hususlarda), somut olayın niteliğine göre 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerini (şartları varsa) veya TBK m. 469 delaletiyle TBK'nın genel hizmet sözleşmesi hükümlerini uygulayarak uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) Şirketi, kendisine bağlı olarak Ege Bölgesinde sipariş toplamakla görevlendirdiği pazarlamacı (B) ile süresi belirsiz bir pazarlamacılık sözleşmesi akdetmiştir. (B), bölgesinde müşterileri düzenli olarak ziyaret etmemiş, talimatlara aykırı davranmış ve rekabet eden başka bir firmanın ürünlerine yönlendirme yapmıştır. (A) şirketi sözleşmeyi haklı nedenle feshederek uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Pazarlamacılık sözleşmesini düzenleyen TBK m. 448-460 arasında, "pazarlamacının özen borcu ve ihlaline" ilişkin ayrıntılı tazminat yaptırımı maddesi bulunmamaktadır. Hukuki analiz: TBK m. 469 uyarınca, bu boşluk genel hizmet sözleşmesi hükümleri ile doldurulacaktır. İşçinin (pazarlamacının) özen ve sadakat borcunu düzenleyen TBK m. 396 ve sorumluluğunu düzenleyen TBK m. 400 (işçinin kusuruyla verdiği zararlardan sorumluluğu) hükümleri devreye girecek ve (B)'nin tazminat yükümlülüğü TBK m. 469 yollamasıyla m. 400 kapsamında çözülecektir [10, 19].

Olay 2 (kurmaca senaryo): (X) tekstil fabrikası, evde dikiş ve nakış işleri yapmak üzere (Y) isimli işçi ile bir evde hizmet sözleşmesi yapmıştır. (Y), 3 yıl boyunca aralıksız olarak işverenin gönderdiği malzemeleri işleyip teslim etmiştir. İşveren (X), hiçbir gerekçe göstermeksizin ve bildirim süresi tanımaksızın sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Evde hizmet sözleşmesini düzenleyen TBK m. 461-468 arasında, belirsiz süreli sözleşmelerde "fesih bildirim sürelerine uyulmaması" halinin yaptırımına dair doğrudan bir madde yoktur. Hukuki analiz: (Y)'nin aralıksız çalışması sebebiyle TBK m. 468/2 gereği sözleşmesi belirsiz sürelidir [6, 20, 21]. Fesih bildirim sürelerine ve feshin sonuçlarına ilişkin düzenleme bulunmadığından, TBK m. 469 devreye girer. Bu atıfla, TBK m. 432'deki fesih bildirim süreleri ve m. 438'deki haksız fesih tazminatı hükümleri uyarınca (Y), ihbar önellerine uyulmadığı için tazminat talep etme hakkına sahip olacaktır [6, 15, 16, 21]. Keza, olayın şartlarına göre İş Kanunu kapsamına girmesi durumunda kıdem tazminatı talebi de gündeme gelebilecektir [12, 16].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşmenin genel veya özel bir hizmet sözleşmesi olduğunu ve TBK m. 469 çerçevesinde genel hükümlerin uygulanması gerektiğini iddia eden taraf, kanundaki boşluğu veya genel hükümlere başvurma gerekliliğini ispatla mükelleftir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Hizmet sözleşmelerinden doğan ücret, komisyon, prim veya feshe bağlı tazminat alacakları, atıf yapılan TBK genel hükümleri ve TBK m. 147/1 uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Pazarlamacılık ve evde hizmet sözleşmesi, özünde birer hizmet sözleşmesi (iş sözleşmesi) niteliği taşıdığından; bu sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kural olarak İş Mahkemeleri görevlidir (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 5).
  • Yaygın uygulama hataları: Evde hizmet veya pazarlamacılık sözleşmelerine, sırf özel bir alt bölümde düzenlendikleri için TBK'nın genel hükümlerine (m. 1-199) doğrudan müracaat edilmesi usul hukukunda yaygın bir hatadır. TBK m. 469, boşluk halinde öncelikle hizmet sözleşmesinin genel hükümlerinin (TBK m. 393-447) uygulanmasını emretmektedir [6, 8]. Diğer bir hata ise bu işçilere 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin kesinlikle uygulanamayacağı önyargısıdır; nitelikleri uyan hallerde İş Kanunu'nun emredici hükümleri tatbik edilir [12, 14, 15, 22].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TBK m. 469'un kaleme alınış biçimi eleştirilmektedir. Lafzi yoruma sıkı sıkıya bağlı kalındığında, madde metni, uyuşmazlık halinde doğrudan "hizmet sözleşmesinin genel hükümlerine (TBK m. 393 vd.)" atıf yaptığı için; bu durum evde çalışanların veya pazarlamacıların 4857 sayılı İş Kanunu'nun (örneğin kıdem tazminatı, iş güvencesi hükümleri gibi) işçiyi koruyucu emredici normlarından mahrum bırakılabileceği tehlikesini yaratmaktadır [6, 12, 14].

Nitekim bir kısım yazarlar, TBK m. 469 yüzünden evde hizmet sözleşmesine İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağını savunmuşlardır [6, 12]. Ne var ki, Türk iş hukuku öğretisindeki baskın görüş, İş Kanunu m. 4'te açıkça istisna edilmeyen her türlü işçinin, çalışma şekli evde hizmet veya pazarlamacılık olsa dahi İş Kanunu kapsamına gireceğini vurgular [3, 13, 14]. Bu nedenle, TBK m. 469'un; bağımlılık unsuru taşıyan ve İş Kanunu m. 4 kapsamına (örneğin yalnızca 3. dereceye kadar hısımlarla yapılan basit el işleri istisnasına) [13, 14] girmeyen çalışanlar aleyhine, onların İş Kanunu'ndan doğan yasal haklarını bertaraf edecek şekilde geniş ve şekilci yorumlanmaması, kanunun işçiyi koruyucu teleolojik amacına daha uygun düşecektir [12, 15].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.