Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 448

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

A. Tanımı ve kurulması I. Tanımı


Madde 448 - Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 448. maddesi, kanunun İkinci Kısmında yer alan "Özel Borç İlişkileri" başlığı altında, Altıncı Bölüm olan "Hizmet Sözleşmeleri"nin ikinci ayırımında "Pazarlamacılık Sözleşmesi" kenar başlığıyla düzenlenmiştir [1, 2]. Eski mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) döneminde "seyyar tüccar memuru" (BK m. 454) adıyla ve ticari vekile ilişkin hükümlerin devamında oldukça dar ve yetersiz bir biçimde düzenlenen bu hukuki kurum, 6098 sayılı TBK ile birlikte İsviçre Borçlar Kanunu’nun (İsvBK/OR m. 347-350a) ilgili hükümlerinden (Handelsreisendenvertrag) esinlenilerek hizmet sözleşmesinin özel bir türü olarak ayrıntılı bir biçimde kanunlaştırılmıştır [1, 3, 4].

TBK m. 448 hükmü uyarınca pazarlamacılık sözleşmesi, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmenin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı bir anlaşma varsa bu işlemleri bizzat yapmayı üstlenen, buna karşılık işverenin de ücret ödemeyi taahhüt ettiği, sürekli nitelikte ve tam iki tarafa borç yükleyen bağımlı bir işgörme sözleşmesidir [2, 3, 5]. Bu tanım, pazarlamacının hukuki statüsünün bir "bağımlı tacir yardımcısı" olduğunu ve sözleşmenin özünde bir hizmet akdi yattığını açıkça ortaya koymaktadır [6-8].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Süreklilik Unsuru

Pazarlamacılık sözleşmesinin TBK m. 448'deki tanımında açıkça ifade edilen "sürekli olarak" ibaresi, bu sözleşmeyi diğer bazı işgörme ve aracılık sözleşmelerinden (özellikle simsarlıktan) ayıran en temel kıstastır [9, 10]. Pazarlamacı, işveren hesabına belirli veya belirsiz bir süreyle üstlendiği işgörme edimini, işverenin ve işletmenin menfaatine tahsis eder [9]. Bu süreklilik bağı, pazarlamacının simsar gibi sadece tesadüfi veya arızi (tek seferlik) işlemler için değil, ticari işletmenin müşteri çevresini genişletmek ve korumak amacıyla sürekli bir mesai harcadığını ifade eder [9-11].

2.2. Ticari İşletme Sahibi İşveren Hesabına Çalışma (Bağımlılık)

Pazarlamacı, faaliyetlerini "bir ticari işletme sahibi işveren hesabına" yürütmektedir [2, 12]. Bu unsur, pazarlamacının kendi adına ve hesabına bağımsız bir ticari işletme işletmediğini, aksine bir tacirin (işverenin) organizasyonuna tabi olarak, onun hukuki ve ekonomik alanında sonuç doğuracak şekilde hareket ettiğini gösterir [12, 13]. Pazarlamacı, işverenin emir ve talimatlarına uymakla yükümlü olup (TBK m. 450), bu durum pazarlamacılık sözleşmesinin "bağımlılık" unsurunu ve dolayısıyla iş sözleşmesi/hizmet sözleşmesi karakterini vurgular [9]. Ancak, pazarlamacının dışarıda (işletme dışında) serbestçe dolaşarak çalışması, ona mesai saatlerinin planlanmasında nispi bir serbesti tanısa da, bu durum bağımlılık unsurunu tamamen ortadan kaldırmaz [9].

2.3. İşletme Dışında Faaliyet Gösterme

Maddedeki "işletmesinin dışında" ifadesi, pazarlamacıyı, ticari temsilci ve ticari vekil gibi diğer bağlı tacir yardımcılarından ayıran en spesifik unsurdur [14, 15]. Ticari vekiller ve temsilciler genel olarak işletmenin bulunduğu yerleşkede (fiziki sınırlar içinde) faaliyet gösterirken, pazarlamacı bizzat müşteri çevresini ziyaret ederek, seyyar olarak işletme merkezi veya şubesi dışında faaliyet gösterir [14, 15]. Müşterinin ayağına giderek işlem yapılması, pazar araştırması ve ürün tanıtımı, bu kurumun karakteristik özelliğidir [14, 15].

2.4. Aracılık Etme veya Sözleşme Yapma (Temsil) Yetkisi

TBK m. 448, pazarlamacının üstlendiği fiilin niteliğine göre pazarlamacıları ikiye ayırmaktadır: Aracı pazarlamacı ve İşlem yapmaya yetkili (temsilci) pazarlamacı [13]. Kural olarak pazarlamacı, sadece sözleşmelerin kurulmasına aracılık etmeye (müşteri bulmaya ve siparişleri işverene iletmeye) yetkilidir [16, 17]. Ancak işveren ile pazarlamacı arasında "yazılı anlaşma" bulunması halinde, pazarlamacı işveren nam ve hesabına doğrudan sözleşme (işlem) yapma ve onu temsil etme yetkisini haiz olur [2, 16, 18]. Burada öngörülen yazılı şekil, temsil yetkisinin geçerlilik şartıdır [18, 19].

2.5. Ücret Unsuru

Pazarlamacılık, ivazlı bir sözleşmedir [5]. İşletme sahibi işveren, pazarlamacının faaliyetlerine (aracılık veya sözleşme yapma) karşılık olarak bir ücret ödemekle yükümlüdür (TBK m. 454) [5]. Bu ücret, sabit bir miktar olabileceği gibi, tamamen komisyon üzerinden veya sabit ücret + komisyon şeklinde de kararlaştırılabilir [5, 20].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 393 (Hizmet Sözleşmesi Genel Hükümleri): TBK m. 469 uyarınca, pazarlamacılık sözleşmesinde hüküm bulunmayan hallerde hizmet sözleşmesinin genel hükümleri (TBK m. 393 vd.) uygulanır [7, 21]. Zira pazarlamacılık sözleşmesi, hizmet sözleşmesinin alt ve özel bir türüdür [7, 22].
  • TBK m. 452 (Pazarlamacının Yetkileri): TBK m. 448'de bahsedilen "yazılı anlaşma varsa belirtilen işlemleri yapma" durumu, TBK m. 452'de somutlaştırılmıştır. Aksine yazılı anlaşma olmadıkça pazarlamacının sadece aracılığa yetkili olduğu, özel yetki verilmedikçe tahsilat dahi yapamayacağı 452. maddede kesin hükme bağlanmıştır [17, 22].
  • TBK m. 520 (Simsarlık Sözleşmesi): Simsar da pazarlamacı gibi sözleşme kurulmasına aracılık eder; ancak simsar ile müvekkil arasındaki ilişki sürekli değildir ve simsar bağımsızdır [10, 11]. TBK m. 448'deki "sürekli olarak" ibaresi, pazarlamacıyı simsardan ayırır [9, 10].
  • TTK m. 102 vd. (Acente): Acente de işletme dışında ve sürekli olarak tacir adına aracılık veya sözleşme yapar. Ancak acente "bağımsız" bir tacir yardımcısıdır (TTK m. 102). TBK m. 448'deki "işveren hesabına" ve işgörme (bağımlılık) ilişkisi, pazarlamacıyı acenteden kesin çizgilerle ayırır [1, 23].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında pazarlamacılık sözleşmesinin unsurları titizlikle incelenmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir kimsenin pazarlamacı sayılabilmesi için işletme merkezi dışında (müşterilerin ayağına giderek) faaliyet göstermesi ve işverene hizmet akdiyle bağlı olması şarttır [15].

Yargıtay, unvanı "pazarlamacı" olarak nitelendirilen ancak fiilen işletme içinde, mağazada veya şubede tezgahtar/satış elemanı olarak çalışan kişilerin TBK m. 448 anlamında pazarlamacı sayılamayacağına hükmetmiştir [15]. Bu kişiler, duruma göre ticari vekil veya diğer tacir yardımcısı (satış elemanı vb.) olarak değerlendirilmeli ve hizmet sözleşmesinin genel hükümlerine tabi tutulmalıdır [15, 24].

Temsil yetkisi bağlamında Yargıtay (örneğin YHGK kararları), işlem yapmaya (sözleşme akdetmeye) yetkili pazarlamacıların, üçüncü kişilerle yaptıkları işlemlerde işvereni doğrudan bağlayabilmeleri için, TBK m. 448 ve 452 gereği yetkilerinin açık ve "yazılı" şekilde verilmiş olmasını aramaktadır. Yazılı yetki belgesi sunulmayan durumlarda, yapılan sözleşme işvereni kural olarak bağlamaz [18].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (X) Tıbbi Cihazlar A.Ş., (A)'yı Anadolu bölgesindeki hastaneleri dolaşarak ürün tanıtımı yapması ve sipariş toplaması için işe almıştır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmış ancak sözleşmede (A)'nın şirket adına satış sözleşmesi akdedebileceğine dair hiçbir ibareye yer verilmemiştir. (A), bir hastane başhekimiyle %20 indirimli olarak 10 adet cihaz satışı için şirket adına sözleşme imzalamıştır. Hastane cihazların teslimini talep ettiğinde (X) A.Ş. sözleşmeyle bağlı olmadığını beyan etmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 448 ve m. 452 uyarınca, pazarlamacının işveren adına sözleşme yapabilmesi, "yazılı anlaşma" ile bu yetkinin kendisine açıkça verilmiş olmasına bağlıdır [18, 22, 25]. Olayda (A), yalnızca "aracı pazarlamacı" statüsündedir [13, 16]. İşlem yapma yetkisine dair yazılı bir yetkilendirme bulunmadığından, (A)'nın imzaladığı sözleşme yetkisiz temsil (TBK m. 46) hükmündedir ve (X) A.Ş. icazet vermedikçe şirket açısından bağlayıcı değildir [18, 26].

Olay 2 (kurmaca senaryo): (B), bir beyaz eşya firmasının merkez mağazasında müşterileri karşılamakta, onlara ürünleri tanıtmakta ve satış sözleşmelerini imzalamaktadır. (B)'nin iş sözleşmesinde görevi "Pazarlamacı" olarak yazılmıştır. (B), TBK m. 458'de düzenlenen "pazarlamacının hapis hakkı"nı ileri sürerek, ödenmeyen primleri için mağazadaki bazı elektronik eşyaları alıkoymuştur. Hukuki analiz: TBK m. 448 gereği pazarlamacılık sözleşmesinin kurucu unsurlarından biri "işletmenin dışında" faaliyet göstermektir [14, 15]. Olayda (B), fiziki olarak mağaza (işletme) sınırları içerisinde çalışmaktadır [15]. Her ne kadar sözleşmesinde unvanı "pazarlamacı" olarak geçse de, TBK m. 19 uyarınca sözleşmelerin yorumunda tarafların kullandıkları yanlış vasıflandırmalara değil, gerçek amaca ve fiili duruma bakılır [27, 28]. Bu itibarla (B), TBK m. 448 anlamında bir pazarlamacı değil, TBK m. 552 anlamında satışla uğraşan işletme görevlisidir [29]. Dolayısıyla pazarlamacılara özgü hukuki kurallardan (hapis hakkı vb.) yararlanamaz.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Pazarlamacının işlem yapma (temsil) yetkisine sahip olduğunu iddia eden üçüncü kişi (müşteri) veya pazarlamacı, bu yetkinin TBK m. 448 gereği yazılı olarak verildiğini ispatlamakla yükümlüdür [18].
  • Zamanaşımı / Süreler: Pazarlamacılık sözleşmesi özünde bir hizmet sözleşmesi olduğundan, pazarlamacının ücret (veya komisyon) alacakları TBK m. 147/1 bendi gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Pazarlamacı ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar, pazarlamacının "işçi" statüsünde kabul edilmesi ve ilişkinin temelinde hizmet sözleşmesinin yatması nedeniyle (7036 sayılı Kanun m. 5 uyarınca) kural olarak İş Mahkemelerinin görev alanına girer [7].
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Ticari işletme içinde çalışan satış elemanlarına hukuken yanlış bir şekilde "pazarlamacı" denilmesi ve sözleşmelerine bu vasfın yazılması [15].
    2. Aracı pazarlamacıların, yetkileri olmadıkları halde şirkete ait tahsilat makbuzlarıyla elden nakit tahsilat yapmaları (TBK m. 452/2 uyarınca pazarlamacı, özel yetki verilmedikçe müşterilerden tahsilat yapamaz) [22, 30].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde, TBK m. 448’in İsviçre Borçlar Kanunu’ndan (m. 347) iktibas edilirken bazı lafzi çeviri sorunları yaşandığı eleştirilmektedir [3, 12]. Özellike maddede yer alan "her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi..." ifadesindeki "her türlü" kelimesi, pazarlamacının yetkisinin sınırsız olduğu izlenimini verebilmektedir. Oysa doktrindeki isabetli eleştirilere göre, bu ibare "işletmenin amacı veya faaliyet konusu kapsamındaki olağan satış ve pazarlama işlemleri" olarak daraltıcı yorumlanmalıdır [31, 32]. Pazarlamacı, tacirin ticari işletme faaliyetiyle alakası olmayan hususlarda (örneğin taşınmaz satımı, işletmenin devri vb.) aracılık veya işlem yetkisi kullanamaz.

Bir diğer tartışma konusu, pazarlamacının işlem yapma yetkisini düzenleyen maddedeki "yazılı anlaşma" şartının hukuki niteliğidir. Klasik borçlar hukuku prensiplerinde (TBK m. 42 vd.) temsil yetkisi herhangi bir şekle tabi değilken, yasa koyucu TBK m. 448'de açıkça "yazılı anlaşma varsa" diyerek bir geçerlilik şartı (şekil şartı) öngörmüştür [18, 19]. Doktrindeki hakim görüş, işlem yapma yetkisi bakımından bu yazılı şeklin ispat değil, açık bir "geçerlilik şartı" olduğu yönündedir [19, 26]. İşlem güvenliği açısından yerinde bir düzenleme olmakla birlikte, katı bir geçerlilik şartının ticari hayatın hızına (zımni icazetlere veya görünüşe güven teorisine) zaman zaman engel olabildiği savunulmaktadır [19].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.