**II. Belirsiz süreli sözleşmede
- Genel olarak fesih hakkı**
Madde 431 - Taraflardan her birinin, belirsiz süreli sözleşmeyi fesih sürelerine uyarak feshetme hakkı vardır.
**II. Belirsiz süreli sözleşmede
Madde 431 - Taraflardan her birinin, belirsiz süreli sözleşmeyi fesih sürelerine uyarak feshetme hakkı vardır.
Akademik Değerlendirme
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 431. maddesi, Özel Borç İlişkileri kısmı altında, "Hizmet Sözleşmeleri" ana başlığında ve "Genel Hizmet Sözleşmesi" ayrımında yer almaktadır. Madde, "Belirsiz süreli sözleşmede" üst başlığı ve "Genel olarak fesih hakkı" kenar başlığı ile düzenlenmiş olup, sürekli borç ilişkisi doğuran hizmet sözleşmelerinin olağan yollarla (bildirimli) sona erdirilmesinin temel dayanağını oluşturmaktadır [1], [2].
Hukuk sistemimizde, ani edimli borç ilişkilerinden farklı olarak hizmet (iş) sözleşmeleri, işçinin belirli veya belirsiz bir süreyle iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlendiği sürekli borç ilişkileridir [3], [4]. Belirli süreli iş sözleşmeleri, kural olarak kararlaştırılan sürenin bitimiyle herhangi bir fesih bildirimine gerek kalmaksızın kendiliğinden sona ererken (TBK m. 430/I); belirsiz süreli sözleşmelerin olağan yoldan sona erdirilebilmesi için taraflardan birinin bozucu yenilik doğuran tek taraflı bir irade beyanı olan "fesih hakkını" kullanması gerekmektedir [5], [6], [7].
TBK m. 431 hükmü, İsviçre Borçlar Kanunu'ndaki (OR) sistematiğe uygun olarak, belirsiz süreli sözleşmelerin sona erdirilmesinde fesih serbestisi ilkesini benimsemiştir [8], [9]. Bu hüküm uyarınca, taraflardan her biri, kanunda veya sözleşmede öngörülen bildirim (ihbar) sürelerine riayet etmek kaydıyla sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme yetkisine sahiptir [10], [7].
Belirsiz süreli sözleşme, taraflarca sözleşmenin sona ereceği anın zaman veya tarih olarak baştan belirlenmediği ve işin niteliği, türü veya amacından da sözleşmenin belirli bir süreye bağlandığının anlaşılamadığı sözleşme türüdür [11], [12]. Türk iş hukukunda belirsiz süreli sözleşme kural, belirli süreli sözleşme ise istisnadır [13], [14]. İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşme doğrudan belirsiz süreli sayılmaktadır [15], [16]. Doktrinde de vurgulandığı üzere, belirsiz süreli sözleşmeler, feshe karşı koruma (iş güvencesi) ve ihbar/kıdem tazminatı gibi yasal imkânlardan faydalanma açısından işçi lehine daha güçlü hukuki korumalar barındırmaktadır [7], [17].
Fesih hakkı, sürekli borç ilişkisini ileriye etkili (ex nunc) olarak sona erdiren, tek taraflı ve bozucu yenilik doğuran bir haktır [18], [19]. Fesih beyanı, karşı tarafa ulaşmakla hüküm ifade eden ve kural olarak geri alınamayan bir irade açıklamasıdır [19], [20]. TBK m. 431 kapsamında düzenlenen "olağan fesih" hakkı, haklı bir nedene (derhal fesih sebebi) dayanmak zorunda olmaksızın, salt bildirim sürelerine uyularak sözleşmeyi sonlandırma iradesini ifade eder. Ancak bu hak mutlak ve sınırsız değildir; hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2) ve iş hukukundaki "iş güvencesi" hükümleri fesih hakkının sınırlarını oluşturur [21], [22].
Maddede yer alan "fesih sürelerine uyarak" ibaresi, ani bir sonlandırmayı değil, fesih beyanının muhataba ulaşmasından itibaren belirli bir zaman diliminin geçmesiyle sözleşmenin sona ereceğini ifade eder. Bu süreler TBK m. 432 hükmünde (işçinin kıdemine göre 2, 4 ve 6 hafta olarak) emredici asgari süreler şeklinde düzenlenmiştir [1], [23]. Bu sürelere uyulmaması, feshi geçersiz kılmaz ancak sürelere uymayan tarafı ihbar tazminatı (bildirim süresine ait ücret) ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya bırakır (TBK m. 438, İşK m. 17).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairesi (kapatılan 22. HD ve 9. HD) içtihatlarına göre, hizmet sözleşmelerinde fesih hakkı bozucu yenilik doğuran bir hak olup, bu hakkın kullanılması şarta bağlanamaz ve karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz [19], [20]. Yargıtay kararlarında yerleşik olarak şu ilkeler vurgulanmaktadır:
Olay 1 (Belirsiz Süreli Sözleşmenin İşverence Sürelere Uyulmadan Feshi): İş Kanunu kapsamı dışında, TBK genel hizmet sözleşmesine tabi olarak bir dernek bünyesinde belirsiz süreli sözleşme ile 3 yıldır sekreter olarak çalışan (A)'nın işine, dernek yönetimi tarafından derhal son verilmiş ve herhangi bir ihbar süresi tanınmamıştır. Hukuki Analiz: TBK m. 431 uyarınca belirsiz süreli sözleşmelerde işverenin sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmakla birlikte, bu hak TBK m. 432'deki fesih bildirim sürelerine uyularak kullanılmalıdır. 3 yıllık kıdemi olan işçi için m. 432/2 gereği bildirim süresi 4 haftadır. İşveren (Dernek) bu süreye uymadığı için fesih, işçiyi işten derhal ayırsa da, işveren işçiye 4 haftalık ücreti tutarında ihbar tazminatı (TBK m. 438) ödemekle yükümlü olacaktır.
Olay 2 (İşçinin Bildirim Sürelerine Uyarak Sözleşmeyi Feshetmesi): TBK kapsamında ev hizmetlerinde (çocuk bakıcısı olarak) belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan (B), 8 aylık çalışmasının ardından aniden işi bırakacağını işverene sözlü olarak beyan etmiş ve ertesi gün işe gitmemiştir. Hukuki Analiz: TBK m. 431'e göre işçi (B)'nin de sözleşmeyi olağan yollarla feshetme hakkı vardır. Ancak bu hakkın, TBK m. 432 uyarınca 2 haftalık bildirim süresine uyularak kullanılması zorunludur. İşçinin bu süreyi beklemeksizin işi bırakması hukuka aykırıdır. İşveren, ihbar süresine uyulmamasından dolayı uğradığı zararın tazminini veya ihbar tazminatı miktarının işçi tarafından kendisine ödenmesini talep edebilme hakkına sahip olur.
Doktrinde, Türk Borçlar Kanunu’nun m. 431 hükmü, İsviçre Borçlar Kanunu’nun esnek (liberal) fesih rejimini yansıtması bakımından modern iş hukukunun katı emredici niteliği ile zaman zaman çeliştiği yönünde değerlendirilmektedir [8], [9]. Her ne kadar hüküm "taraflardan her birinin... feshetme hakkı vardır" diyerek taraf eşitliğini baz almış gibi görünse de, günümüz endüstriyel ilişkilerinde işçi ve işverenin eşit pazarlık ve dayanma gücüne sahip olmadığı açıktır.
İş hukuku doktrininde (örneğin Nuri Çelik, Sarper Süzek gibi isimlerin vurguladığı üzere), "iş güvencesi" kavramı olağan fesih hakkına çok ciddi sınırlamalar getirmiştir [7], [21]. Bu nedenle TBK m. 431, İş Kanunu kapsamına girmeyen sınırlı sayıdaki çalışan (örn. 3 kişiden az işçi çalıştıran esnaf yanındaki çalışanlar, ev hizmetlileri, çıraklar) için kural olmaya devam etmektedir. Ancak iş hukukunun gelişim yönü, nedensiz (yalnızca süre verilerek) fesih anlayışından (TBK m. 431), gerekçeli fesih (just cause) anlayışına doğru kaymıştır.
Bunun yanı sıra, terminolojik bir eleştiri olarak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun "İş Sözleşmesi" kavramını tercih etmesine rağmen, 6098 sayılı TBK'nın ısrarla "Hizmet Sözleşmesi" terimini kullanmaya devam etmesi, Türk hukuku içinde kavram karmaşasına ve kanunlar arası bütünlüğün zedelenmesine neden olmuştur [30], [31], [32], [33].
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.