2. Yıllık izin a. Süresi
Madde 422 - İşveren, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yılda en az iki hafta ve onsekiz yaşından küçük işçiler ile elli yaşından büyük işçilere de en az üç hafta ücretli yıllık izin vermekle yükümlüdür.
2. Yıllık izin a. Süresi
Madde 422 - İşveren, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yılda en az iki hafta ve onsekiz yaşından küçük işçiler ile elli yaşından büyük işçilere de en az üç hafta ücretli yıllık izin vermekle yükümlüdür.
Akademik Değerlendirme
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde yer alan "Genel Hizmet Sözleşmesi" başlığı altında, işçinin dinlenme hakkı ve buna bağlı kurumlar düzenlenmiştir. Madde 422, bu sistematik içerisinde "Tatil ve İzinler" üst başlığı altında, işçinin yıllık ücretli izninin "Süresi"ni tayin eden temel ve nispi emredici bir normdur [1, 2].
Yıllık ücretli izin hakkının felsefi ve hukuki temeli, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 50. maddesinde güvence altına alınan "dinlenmek çalışanların hakkıdır" ilkesine dayanmaktadır [3, 4]. Bu anayasal güvence, yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceğini ve bu hakkın işçi tarafından dahi tek taraflı feragat ile ortadan kaldırılamayacağını ifade eder [3, 4]. İşçinin bir yıl boyunca çalışıp yorulduktan sonra, ruhen ve bedenen sağlığını koruyabilmesi, sosyal ve kültürel yaşamına vakit ayırabilmesi amacıyla yıllık izne ayrılması zorunludur [4, 5]. Türk Borçlar Kanunu m. 422, bu anayasal prensibi 4857 sayılı İş Kanunu kapsamı dışında kalan ve TBK hükümlerine tâbi olan genel hizmet sözleşmelerinde somutlaştırarak yasal bir teminata kavuşturmuştur.
Maddenin lafzı gereğince, yıllık ücretli izne hak kazanabilmenin öncelikli ve mutlak şartı, işçinin aynı işverene bağlı olarak "en az bir yıl" çalışmış olmasıdır [2, 6, 7]. Yıllık izne hak kazanmak için geçmesi gereken bu bir yıllık bekleme süresine deneme süresi de dâhildir [5, 8]. Bir yıllık süre dolmadığı müddetçe, kural olarak işçinin TBK m. 422 uyarınca yıllık ücretli izin hakkı doğmaz. Ayrıca, yıllık izne hak kazanmak için gereken bu sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya birden fazla farklı işyerinde çalıştığı süreler birleştirilerek bütüncül bir değerlendirmeye tâbi tutulur [9].
Maddede izin süreleri işçinin yaşına göre ikili bir ayrıma tâbi tutulmuştur:
Madde metnindeki "ücretli" ifadesi, iznin salt bir fiili dinlenmeden ibaret olmadığını, aynı zamanda bu süre zarfında işçinin ekonomik standardının korunması gerektiğini vurgular. Bu bağlamda, dinlenme hakkı Anayasa'dan kaynaklandığı için, işçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece işverenden alacağı para veya başka bir menfaat karşılığında bu haktan feragat edemez [11-13]. Hak kazanılan izin eylemli olarak kullandırılmalıdır.
Yargıtay kararları ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları ışığında, yıllık ücretli izin hakkına ilişkin şu temel prensipler akademik doktrinle paralel biçimde uygulanmaktadır:
Olay 1: TBK hükümlerine tâbi bir hizmet sözleşmesiyle 14 aydır çalışan 52 yaşındaki bir işçi, yıllık ücretli iznini kullanmak istemiştir. İşveren, ilgili kişiye hizmet sözleşmesinde yazan maddeyi gerekçe göstererek sadece 14 günlük (iki haftalık) izin vermiştir. Hukuki analiz: TBK m. 422 lafzı son derece açıktır: Elli yaşından büyük işçilere verilecek yıllık ücretli izin "en az üç hafta" olmalıdır [2, 7]. Taraflar arasındaki sözleşme hükmü, nispi emredici kurala aykırı olduğu için geçersizdir (kısmi butlan) ve kanundaki emredici sınır (üç hafta) doğrudan uygulama alanı bulur.
Olay 2: Ev hizmetlerinde çalışan ve TBK hükümlerine tâbi olan bir işçi, maddi sıkıntıları sebebiyle işvereniyle yazılı bir anlaşma yapmış; "bu yılki 2 haftalık yıllık iznimi kullanmayacağım, karşılığında bu sürenin ücretini nakit olarak alıp çalışmaya devam edeceğim" beyanında bulunmuştur. Hukuki analiz: TBK m. 425 uyarınca işçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece para veya menfaat karşılığında yıllık ücretli izin hakkından kesinlikle feragat edemez [11-13]. Anayasa m. 50 ve ilgili emredici hükümler çerçevesinde, dinlenme hakkı kamu düzenindendir. Yapılan bu anlaşma (feragat/ibra) geçersizdir ve işçi ileride bu izni fiilen talep etme veya sözleşme bittiğinde ücretini isteme hakkını kaybetmez.
Doktrinde (Eren, Oğuzman vb. hocalar tarafından da genellikle İş Kanunu ile TBK arasındaki ilişki bakımından incelendiği üzere) TBK m. 422 hükmünde yer alan "hafta" kavramı, 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki "iş günü" kavramından farklı bir terminolojiye sahiptir. İş Kanununda yıllık ücretli izinler "14 gün", "20 gün" vb. gibi net gün sayısıyla ifade edilirken [10], TBK "iki hafta", "üç hafta" ifadelerini benimsemiştir [2, 6, 7]. Bu terminolojik fark, izin günlerine rastlayan genel tatil veya hafta tatili günlerinin hesaba katılıp katılmayacağı konusunda teorik tartışmalara yol açabilmektedir.
Ayrıca, İş Kanunu m. 53 uyarınca genç ve yaşlı işçiler için asgari izin 20 "gün" iken [10], TBK kapsamında bu süre 3 "hafta" (21 gün) olarak karşımıza çıkmaktadır. İş Kanununun TBK'ya oranla işçiyi korumakta daha ileri bir kanun olması beklenirken, genç ve ileri yaştaki işçiler bakımından genel kanun niteliğindeki TBK'nın (3 hafta/21 gün ile) işçiye daha elverişli bir zemin sunması sistematiğin tutarlılığı bağlamında eleştiriye açıktır. Kanun koyucunun İş Kanunu ile TBK hükümlerini yeknesaklaştırması (de lege ferenda) hem hukuk güvenliği hem de uygulayıcılar açısından isabetli olacaktır.
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]