1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) "Hizmet Sözleşmeleri" başlıklı Altıncı Bölümü içerisinde yer alan madde 413, işverenin borçlarını düzenleyen alt ayırımda "İş araç ve malzemeleri" kenar başlığı ile kaleme alınmıştır [1, 2]. Madde metninde, hizmet sözleşmesi kapsamında işin ifası için zorunlu olan araç ve gereçlerin kime ait olacağı ve bunun hukuki sonuçları düzenlenmektedir.
Hizmet sözleşmesinin temel unsurlarından biri, işçinin işverene "bağımlı" olarak iş görmeyi üstlenmesidir (TBK m. 393/1) [3, 4]. Bağımlılık unsuru, işçinin işverenin organizasyonu dâhilinde, onun emir ve talimatları altında faaliyet göstermesini ifade eder [5, 6]. Bu organizasyonun doğal ve ekonomik bir sonucu olarak, kural niteliğindeki düzenleme, işin ifası için gerekli olan her türlü donanım, araç, gereç ve malzemenin işveren tarafından sağlanmasıdır [2]. Ancak kanun koyucu, iş hukukunun mutlak emredici norm yapısından farklı olarak burada "yedek (tamamlayıcı) hukuk kuralı" niteliğinde bir düzenleme ihdas etmiştir [2].
İsviçre Borçlar Kanunu (OR) sistematiği ile paralel bir şekilde, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde tarafların (veya yerel âdetlerin) aksine bir düzenleme yapabilmesine olanak tanınmıştır [2]. Doktrinde, iş hukukuna hâkim olan "işçinin korunması ilkesi" ile "sözleşme özgürlüğü" prensiplerinin kesiştiği bu noktada, kuralın tamamlayıcı nitelikte olmasının, zayıf konumda olan işçiye maliyet yüklenmesi riskini barındırdığı tartışılmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Araç ve Malzemeyi Sağlama Yükümlülüğü
İş sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) bir sözleşmedir [5]. İşçi emek arzını (iş görme edimini) sunarken, işveren de bunun karşılığında ücret ödeme asli borcu altındadır [5, 7]. TBK m. 413/1 uyarınca, aksine bir anlaşma veya yerel âdet bulunmadıkça, işveren bu iş için gerekli araçları ve malzemeyi sağlamakla yükümlüdür [2]. Bu yükümlülük, işverenin yönetim hakkının ve işletme rizikosunu üstlenmesinin hukuki bir sonucudur. İşin layıkıyla, özenle ve güvenli bir şekilde yerine getirilebilmesi, kural olarak işverenin temin edeceği teknik donanımın yeterliliğine bağlıdır.
2.2. "Aksine Anlaşma veya Yerel Âdet" Kavramı
TBK m. 413, emredici değil; tamamlayıcı ve yorumlayıcı bir hukuk kuralıdır [2]. Bu durum, tarafların iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde farklı bir kurgu yaratabilmelerine olanak sağlar. Kimi işkollarında (örneğin ormancılık, inşaat ustalığı, berberlik) işçilerin kendi mesleki alet çantalarını beraberinde getirmeleri "yerel âdet" (teamül) olarak kabul edilebilir. Kanun koyucu, bu sosyolojik ve sektörel gerçekliği gözeterek yerel âdetleri doğrudan bağlayıcı bir unsur olarak kurala dâhil etmiştir.
2.3. İşçinin Kendi Araç ve Malzemesini Özgülemesi ve "Uygun Karşılık"
Maddenin ikinci fıkrası, işçinin kendi mülkiyetindeki veya zilyetliğindeki araç ve malzemeyi işin ifasına özgülemesi (tahsis etmesi) durumunu düzenlemektedir. Bu ihtimalde, "aksi anlaşmada kararlaştırılmadıkça veya yerel âdet bulunmadıkça", işveren, işçiye bu donanımın kullanımı için "uygun bir karşılık" ödemek zorundadır [2]. Buradaki uygun karşılık, aracın aşınma payı (amortismanı), kullanım bedeli veya malzemenin piyasa rayiç değeri dikkate alınarak objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde belirlenir [2, 8].
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 396 (Özen ve Sadakat Borcu): TBK m. 413 kapsamında işveren tarafından temin edilen iş araç ve gereçlerinin usulüne uygun kullanılması, işçinin m. 396 kapsamında düzenlenen özen ve sadakat borcunun en önemli görünümüdür [9, 10]. İşçi, işverene ait makineleri ve teslim edilmiş olan malzemeyi özenle kullanmak zorundadır [9, 11].
- TBK m. 400 (İşçinin Sorumluluğu): İşçi, işverenin sağladığı (m. 413) araç ve malzemeye kusuruyla bir zarar verirse, TBK m. 400 uyarınca bu zarardan sorumludur [12, 13].
- TBK m. 414 ve m. 415 (Giderler ve Taşıma Araçları): TBK m. 413 işin ifası için gerekli materyalin "aynen" veya "kullanım hakkı" olarak teminini düzenlerken; TBK m. 414, işin görülmesinin gerektirdiği harcamaların ödenmesini düzenler [14]. TBK m. 415 ise işçinin kendi "motorlu aracını" kullanmasını özel bir hüküm altına almış; taşıtın vergisi, sigorta primi ve yıpranma karşılığının ödenmesini emretmiştir [8].
- İş Kanunu m. 25/II-ı: İşçinin, işverenin m. 413 gereği temin ettiği makineleri veya malzemeyi 30 günlük ücretiyle ödeyemeyecek derecede hasara uğratması, işveren açısından haklı fesih nedenidir [15, 16].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında, işçinin kendi aracını veya malzemesini kullandığı durumlara ilişkin uyuşmazlıklarda TBK m. 413 ve devamı (özellikle m. 414 ve m. 415) hükümleri sıkça tartışılmaktadır. Yüksek Mahkeme, işverenin maliyet ve rizikolarından kaçınmak maksadıyla işçiye ağır külfetler yüklemesini, dürüstlük kuralı ve işçiyi koruma ilkesi bağlamında denetlemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, işverenin temin etmekle yükümlü olduğu materyalleri sağlamaması neticesinde meydana gelen verim düşüklüğü veya ayıplı ifadan işçinin sorumlu tutulamayacağına hükmetmektedir [17]. Benzer şekilde, işçiye teslim edilen iş ekipmanlarına (makine, bilgisayar vb.) işçi tarafından özen gösterilmemesi (TBK m. 396/2), işveren lehine haklı fesih (İş K. m. 25/II-ı) veya tazminat taleplerine konu olmaktadır [18, 19].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
Bir yazılım şirketinde (işveren) çalışmaya başlayan bilgisayar mühendisi (işçi), işverenle imzaladığı hizmet sözleşmesi kapsamında kendisine bir bilgisayar tahsis edilmediğini görmüştür. İşe devam edebilmek için kendi şahsi bilgisayarını kullanmaya başlamış, ancak bir süre sonra cihaz aşırı veri yüklemesinden dolayı arızalanmıştır. İşçi, bilgisayarının tamir masrafı ve kullanım bedelini işverenden talep etmiştir. İşveren ise sözleşmede bu yönde bir madde olmadığını belirterek talebi reddetmiştir.
Hukuki analiz: TBK m. 413 uyarınca, "aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa", gerekli araçların işverence sağlanması esastır [2]. Sözleşmede işçinin kendi bilgisayarını ücretsiz kullanacağına dair "aksi bir anlaşma" yoksa, işveren işçinin aracını kullanmasından doğan yıpranma veya uygun karşılığı (amortisman) ödemek zorundadır [2].
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Bir inşaat projesinde çalışmak üzere işe giren bir duvar ustası, bölgedeki inşaat piyasası teamüllerine (yerel âdet) uygun olarak malasını ve temel el aletlerini kendisi getirmiştir. Sözleşmede alet temini hakkında bir hüküm yoktur. Usta, işten ayrılırken bir yıllık alet kullanım bedeli karşılığı olarak belirli bir meblağı işverenden talep etmiştir.
Hukuki analiz: TBK m. 413/2 hükmü, "yerel âdet bulunmadıkça" işverenin karşılık ödeyeceğini emreder [2]. Olaydaki inşaat ustalığı pratiğinde temel el aletlerinin işçi tarafından getirilmesi ve bunun için ayrıca bir ücret talep edilmemesi bir "yerel âdet" oluşturduğundan, işçinin kullanım bedeli (karşılık) talebi hukuken reddedilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Kendi aracını veya malzemesini işin görülmesine özgülediğini ve bunun karşılığında kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia eden işçi, bu tahsisi ve uygun karşılığın miktarını (fatura, rayiç bedel tespiti vb. yollarla) ispatla yükümlüdür (TMK m. 6).
- Zamanaşımı / Süreler: İşçinin TBK m. 413'ten doğan uygun karşılık alacağı (amortisman, yıpranma veya kullanım bedeli), niteliği itibarıyla periyodik ödemelerden veya hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklardan sayıldığından, kanuni genel hükümler veya TBK m. 147 kapsamındaki zamanaşımı sürelerine (genellikle 5 yıl) tabidir.
- Görevli/yetkili mahkeme: Hizmet sözleşmesinden doğan bu uyuşmazlıklarda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. İşveren yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
- Yaygın uygulama hataları: İş sözleşmelerine maktu olarak (genel işlem koşulu niteliğinde) "İşçi tüm ekipmanı kendi temin edecek olup hiçbir hak talep edemez" şeklinde maddeler eklenmesi uygulamada sık görülmektedir. Bu tür kayıtların sözleşme serbestisi kapsamında değerlendirilmesi, işçinin zayıf konumu nedeniyle TBK m. 20 ve devamındaki genel işlem koşulları denetimine takılabilmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk hukuku ve mukayeseli İsviçre hukuku doktrininde (örneğin Fikret Eren, Kemal Oğuzman gibi bilim insanlarının klasikleşmiş eserlerinde serdedilen temel ilkeler bağlamında), işçinin korunması ilkesi ile sözleşme serbestisi arasındaki gerilim sürekli tartışılmaktadır. TBK m. 413 hükmünün birinci fıkrasının "Aksine anlaşma... yoksa" şeklinde yedek (tamamlayıcı) hukuk kuralı olarak sevk edilmiş olması [2], işverene, sözleşme müzakerelerinde üstün konumunu kullanarak araç-gereç maliyetini işçiye kaydırma imkânı vermektedir.
İş sözleşmelerinin ağırlıklı olarak işveren tarafından tek taraflı olarak önceden hazırlandığı (iltihaki sözleşme/katılım sözleşmesi) göz önüne alındığında, maddedeki "aksi kararlaştırılmadıkça" esnekliğinin işçi aleyhine sömürülme potansiyeli yüksektir. Doktrinde, işçinin salt emeğini ortaya koyan yapısı dikkate alınarak, iş sağlığı ve güvenliği ile doğrudan bağlantılı makine, teçhizat ve koruyucu donanımların temini noktasında bu yedek hukuk kuralının emredici olarak yorumlanması gerektiği ifade edilmelidir. Zira, TBK m. 417 uyarınca işverenin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için gerekli "araç ve gereçleri noksansız bulundurmak" yönündeki emredici yükümlülüğü [20, 21], m. 413'teki sözleşme özgürlüğü istisnasının mutlak bir sınırı niteliğindedir. İşin güvenli icrası için gereken donanımlar, m. 413 kapsamında işçiye devredilemeyecek mutlak işveren borçlarıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.