Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 373

Özel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

2. Tutanağa geçirilmiş eşya


Madde 373 - Kiralanan teslim edilirken tutanağa geçirilmiş olan eşyalara değer biçilmişse kiracı, kira sözleşmesi sona erince, bunları özdeş tür ve değerde olmak üzere geri vermekle veya değer eksikliklerini gidermekle yükümlüdür. Kiracı, kiraya verenin kusurunu ya da mücbir sebebin varlığını ispat ederek geri vermekten veya tazminat ödemekten kurtulabilir. Kiracı, kendisinin yaptığı masraflardan veya emeğinden doğan değer artışı için tazminat isteyebilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 373. maddesi, Özel Borç İlişkileri kısmında yer alan "Kira Sözleşmesi" bölümünün üçüncü ayrımı olan "Ürün Kirası" başlığı altında, sözleşmenin sona ermesinin sonuçlarını düzenleyen kurallar bütünü içerisinde yer almaktadır. Madde, ürün kirası sözleşmesinin sona ermesi anında, sözleşmenin başlangıcında tutanağa geçirilerek değer biçilmiş olan eşyaların (tesisat, hayvan, araç-gereç veya stoklanmış mallar vb.) kiraya verene iadesi usulünü, eksikliklerden doğan sorumluluğu ve eşyada meydana gelen değer artışlarının tazminini düzenlemektedir [1-3].

Söz konusu TBK m. 373 hükmü, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (eBK) 293. maddesinin karşılığını oluşturmaktadır. Kanun koyucu bu hükmü kaleme alırken, dilin sadeleştirilmesi amacının yanı sıra, eski metindeki bazı tekrarları ayıklamış ancak maddenin hukuki özünü muhafaza etmiştir [4]. Ürün kirasının, kiracıya yalnızca kullanma değil, aynı zamanda işletme ve ürün/semere elde etme hakkı ile yükümlülüğü (işletme külfeti) veren niteliği, bu iade rejiminin temel dayanağını oluşturur. Sözleşme başlangıcında değer biçilerek teslim edilen eşyaların, doğası gereği işletme faaliyeti esnasında tüketilmesi, yıpranması veya yenilenmesi söz konusu olacağından, kanun koyucu burada eşyanın mutlak surette aynen iadesinden ziyade, "özdeş tür ve değerde" iadesini veya eksikliklerin ekonomik olarak giderilmesini öngören esnek bir iade rejimi kurgulamıştır [2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Tutanağa Geçirilmiş ve Değer Biçilmiş Eşya

Bu kavramın temeli, TBK m. 359 hükmünde yatmaktadır. Ürün kirası sözleşmesi, taşınmaz veya işletme ile birlikte araç, gereç, hayvan, devredilen eşya veya stoklanmış malları da içeriyorsa, taraflar bunların değerlerini birlikte takdir ederek iki nüsha hâlinde bir tutanağa geçirmekle yükümlüdürler [1]. TBK m. 373'ün uygulama alanı bulabilmesi için, iadeye konu eşyaların salt tutanağa bağlanmış olması yeterli olmayıp, aynı zamanda taraflarca ortaklaşa "değer biçilmiş" olması şarttır [2].

2.2. İade ve Değer Eksikliğini Giderme Yükümlülüğü

TBK m. 373/I uyarınca kiracı, kira sözleşmesi sona erdiğinde tutanağa değer biçilerek geçirilmiş olan eşyaları "özdeş tür ve değerde" geri vermekle yükümlüdür. Şayet eşyaların niteliğinde, türünde veya değerinde bir eksilme meydana gelmişse, kiracı bu değer eksikliklerini aynen veya nakden gidermek zorundadır [2]. Ürün kirasında kiracının işletme yükümlülüğü bulunduğundan, örneğin bir tarım işletmesindeki traktörün veya canlı hayvan stokunun zamanla değişmesi olağandır. Bu nedenle kanun, aynen iade yerine ekonomik değerin ve fonksiyonun iadesini (özdeş tür ve değerde iadeyi) yeterli bulmuştur.

2.3. Sorumluluktan Kurtuluş (Kurtuluş Kanıtı)

Maddenin ikinci fıkrası, kiracının değer eksikliklerini giderme veya tazminat ödeme borcundan kurtulabilmesi için bir ispat kuralı öngörmektedir. Kiracı, eşyada meydana gelen değer eksikliğinin veya kaybın, ya "kiraya verenin kusurundan" ya da "mücbir sebepten" (örneğin doğal afetler, salgın hayvan hastalıkları gibi önlenemez olaylar) kaynaklandığını ispat ederse, iade ve tazminat borcundan kurtulur [2, 5]. Mülga BK m. 293/II'de yer alan "noksan eşyanın" ibaresi, yeni TBK m. 373 metnine alınmamıştır; zira doktrinde de belirtildiği üzere maddenin birinci fıkrası zaten noksanlıkları ve değer eksikliklerini kapsayacak genişliktedir, dolayısıyla bu ibarenin çıkarılması isabetli bir sadeleştirmedir [5].

2.4. Değer Artışı İçin Tazminat İstemi

TBK m. 373/III hükmü uyarınca kiracı, kendisinin yaptığı masraflar veya emeği sonucunda tutanağa geçirilmiş eşyanın değerinde bir artış meydana gelmişse, bu değer artışı için kiraya verenden tazminat talep edebilir [3]. Bu noktada çok kritik bir hukuki ayrıntı göze çarpmaktadır: Adi kira ve konut/çatılı işyeri kiralarında geçerli olan TBK m. 321/III hükmünde kiracının değer artışını talep edebilmesi için bu artışın "önemli" olması şartı aranırken, TBK m. 373/son fıkrasında değer artışının "önemli" olması şartına yer verilmemiştir [6]. Doktrin, ürün kirasındaki tazminat sorumluluğunun kapsamının bu şekilde geniş tutulmasını, ürün kirasında kiracının "işletme yükümlülüğü" altında bulunmasına ve kiracının harcadığı emek ile yaptığı masrafların ortaya çıkardığı değer artışından kiraya verenin doğrudan yararlanacağı gerçeğine bağlamaktadır [6].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 359 (Tutanak Düzenleme): TBK m. 373'ün işlerlik kazanabilmesinin ön şartı, m. 359 uyarınca sözleşme başlangıcında araç, gereç, hayvan ve stokların değer takdiri yapılarak tutanağa geçirilmiş olmasıdır [1]. Tutanak olmaması veya değer biçilmemesi halinde ispat zorlukları gündeme gelecek ve genel hükümler uygulanacaktır.
  • TBK m. 372 (Geri Verme Genel Kuralı): Ürün kirasında kiralananın iadesine ilişkin genel kural m. 372'de düzenlenmiştir [2]. TBK m. 373 ise, tutanağa bağlanmış özel eşyalar ve demirbaşlar (inventar) bakımından m. 372'nin özel (lex specialis) bir görünümüdür.
  • TBK m. 321 (Kiralananda Yenilik ve Değişiklik Yapılması): Adi kirada değer artış bedelinin talep edilebilmesi için TBK m. 321/III uyarınca artışın "önemli" boyutta olması gerekirken, ürün kirasına ilişkin TBK m. 373/III'te böyle bir nisap (önemlilik şartı) aranmamıştır [6]. Bu durum, kanun koyucunun ürün kirası rejimine bahşettiği özel ekonomik karakterin sistematik bir yansımasıdır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında ürün kirası sözleşmelerinin (özellikle tarımsal işletmeler, akaryakıt istasyonları, otel ve fabrikalar) tasfiyesi sırasında demirbaşların iadesi büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, taraflar arasında düzenlenmiş ve imzalanmış bir teslim/tesellüm tutanağı ile değer tespiti (TBK m. 359) bulunmasını, TBK m. 373 anlamında sorumluluğun doğması için temel ispat aracı olarak kabul eder.

Yargıtay kararlarında yerleşik olan içtihatlara göre; kiracı, eşyayı özdeş tür ve nitelikte iade edemediği durumlarda salt "olağan kullanım kaynaklı yıpranma" (amortisman) savunmasına sığınamaz. Şayet eşyaya en baştan net bir değer biçilmişse, kiracı işletme külfetinin bir gereği olarak o demirbaşı yenilemekle veya değer eksikliğini nakden karşılamakla yükümlüdür. Mücbir sebep savunması ise dar yorumlanmakta, ancak ve ancak olağanüstü doğa olayları, idari yasaklar (örneğin hayvan itlafı kararları) gibi öngörülemez dışsal faktörlerin varlığı halinde kiracının tazminattan kurtulabileceği kabul edilmektedir. Aynı şekilde, kiracının TBK m. 373/III uyarınca talep edeceği değer artış tazminatlarında mahkemelerce uzman bilirkişi heyetleri kurularak, eşyaya yapılan masrafın işletmenin zorunlu bir gereği mi olduğu, yoksa salt kiracının kendi verimini artırmak için yaptığı faydalı bir masraf mı olduğu ve iade anında kiraya verenin malvarlığında net ne kadarlık bir zenginleşme yarattığı (objektif değer artışı) hesaplanmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir tarım işletmesi (çiftlik), içerisindeki 50 adet büyükbaş sağmal inekle birlikte ürün kirası sözleşmesiyle 10 yıllığına kiraya verilmiştir. Sözleşme başlangıcında ineklerin bedeli tutanakla toplam 2.000.000 TL olarak belirlenmiştir. 7. yılda bölgede ortaya çıkan ve öngörülemeyen bir salgın hastalık nedeniyle Tarım Bakanlığı kararıyla hayvanların 20 tanesi itlaf edilmiştir. Sözleşme sonunda kiracı, mevcut 30 ineği iade etmiş, eksik kalan 20 inek için ise ödeme yapmayı reddetmiştir. Hukuki analiz: TBK m. 373/I gereği kiracı kural olarak teslim aldığı demirbaşı özdeş tür ve değerde iade etmelidir. Ancak olayda salgın hastalık ve idari itlaf kararı bulunmaktadır. Bu durum TBK m. 373/II kapsamında hukuki bir "mücbir sebep" teşkil eder. Kiracı, mücbir sebebi ispatladığı için, telef olan hayvanların iadesinden ve buna ilişkin tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtulacaktır [2, 3].

Olay 2: Bir zeytinyağı fabrikası ürün kirası kapsamında kiralanmıştır. Başlangıç tutanağında eski tip pres makinelerine değer biçilmiştir. Kira süresi içinde kiracı, daha kaliteli zeytinyağı elde etmek için makinelerin motorlarını ve presleme aksamlarını kendi emeği ve masrafıyla yenilemiş, verimi artırmıştır. Sözleşme sonunda makinelerin değeri, enflasyondan arındırılmış objektif bazda %15 oranında reel bir artış göstermiştir. Kiraya veren, bu artışın "önemli bir artış" (örneğin %50 gibi) olmadığını, mutat modernizasyon olduğunu iddia ederek değer artış bedelini ödemekten kaçınmıştır. Hukuki analiz: TBK m. 373/III uyarınca kiracı, yaptığı masraflardan doğan değer artışının tazminini isteyebilir. Adi kiralara ilişkin TBK m. 321/III'ün aksine, ürün kirasını düzenleyen m. 373'te değer artışının "önemli" olması şartı aranmamıştır [5, 6]. Dolayısıyla kiracı, değer artışı oransal olarak çok büyük boyutlarda olmasa dahi, maddedeki mutlak ifade gereği aradaki pozitif reel değer artışını tazminat olarak kiraya verenden tahsil edebilecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşme başlangıcında eşyaların değerinin ne olduğuna dair ispat yükü, bunu iddia eden kiraya verendedir (Tutanak ile ispat). Eşyada değer eksikliği yaşandığı sabitse, bu eksikliğin kiraya verenin kusurundan veya mücbir sebepten kaynaklandığını (sorumsuzluk sebebini) ispat yükü kiracıya aittir (TBK m. 373/II).
  • Zamanaşımı / Süreler: Değer eksikliğine ilişkin tazminat talepleri ve kiracının değer artışından kaynaklanan sebepsiz zenginleşme / tazminat talepleri, kira sözleşmesinin sona ermesi ve kiralananın iadesi tarihinden itibaren genel zamanaşımı süreleri ile birlikte kira sözleşmesinden doğan davalara özgü kurallara (genellikle TBK m. 146 gereği 10 yıllık genel zamanaşımı) tabidir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: HMK m. 4 uyarınca kira ilişkisinden doğan her türlü alacak ve tazminat davasında görevli mahkeme, alacak miktarına bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Sözleşme kurulurken TBK m. 359 uyarınca demirbaşların takdiri kıymetinin (değerinin) belirlenmemesi en yaygın hatadır. Değer takdiri yapılmadan sadece "teslim edilmiştir" şeklindeki tutanaklar, TBK m. 373'ün uygulanmasını imkânsız hale getirir ve uyuşmazlığın çözümünü zorlaştırır. Ayrıca hukukçuların, TBK m. 321'deki "önemli değer artışı" kuralını hatalı biçimde TBK m. 373'e kıyas etmeye çalışmaları sık rastlanan bir doktriner hatadır [6].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nun 373. maddesi, 818 sayılı mülga Kanunun 293. maddesine kıyasla son derece isabetli sadeleştirmeler içermektedir. Mülga kanundaki "noksan eşyanın" gibi lüzumsuz ibarelerin metinden çıkarılması, kanun yapma tekniği (legistik) açısından yerinde bir adımdır [5].

Özellikle doktrinde takdir toplayan en temel husus; yasa koyucunun ürün kirasının "işletme külfeti" (Betriebspflicht) barındıran ekonomik yapısını doğru teşhis etmiş olmasıdır. Bir ticari veya zirai işletmeyi devralan kiracı, pasif bir kullanıcı değil, o eşyayı yenilemesi, bakımını yapması ve sermaye eklemesi beklenen aktif bir girişimcidir. Bu doğrultuda, kiracının yarattığı değer artışının geri alınması için genel kira hükümlerindeki (m. 321) gibi "önemlilik" bariyerinin kaldırılmış olması [6], sebepsiz zenginleşme ve hakkaniyet ilkelerine son derece uygun, çağdaş bir kanunlaştırma örneğidir. Bununla birlikte, "özdeş tür ve değer" kavramının, hızla eskiyen teknolojik donanımlarda (örneğin bilgisayar destekli sanayi makinelerinde) nasıl tespit edileceği hususu kanunda açık olmayıp, bu tip eksikliklerin tamamen bilirkişi takdirine ve içtihatlara bırakılması, uygulayıcılar açısından hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik tartışmalarına açık bir alan bırakmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.