1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Ürün Kirası" başlıklı üçüncü ayırımında yer alan 359. maddesi, ürün kirası sözleşmesinin ifa aşamasına ve bu sözleşme ile birlikte kiracıya devredilen yan unsurların (eklentiler, demirbaşlar, işletme tesisatı) hukuki durumunun kayıt altına alınmasına ilişkindir [1, 2]. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (eBK) 271. maddesinin günümüz Türkçesine uyarlanmış hali olan bu hüküm, mehaz İsviçre Borçlar Kanunu (OR) sistematiğindeki ürün kirası kurallarıyla paralellik göstermektedir.
Eski Borçlar Kanunu'nun 271. maddesinde “defter tutma” şeklinde ifade edilen yükümlülük, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 359. maddesinde güncel hukuki terminolojiye ve ispat hukuku mantığına daha uygun olan “tutanak düzenleme” ibaresiyle karşılanmıştır [3, 4]. Hükümdeki bu terimsel modernizasyon haricinde, yükümlülüğün hukuki niteliği ve özü aynen muhafaza edilmiştir [3, 4].
Madde metni, taraflara, kiralanan asli şey ile birlikte işletmenin doğal bir gereği olarak devredilen araç, gereç, hayvan veya stoklanmış malların niteliklerini ve ekonomik değerlerini ortaklaşa takdir etme ve bunu iki nüsha halinde imza altına alma borcu yüklemektedir [2]. Bu düzenlemenin yegâne amacı, sürekli bir borç ilişkisi olan ürün kirasının sona ermesi anında, kiracının geri verme borcunun kapsamını, eşyaların eksilmesi, telef olması veya değerinin azalması ihtimallerinde doğacak denkleştirme ve tazminat taleplerinin sınırlarını net bir hukuki zemine oturtmaktır [5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Araç, Gereç, Hayvan, Devredilen Eşya veya Stoklanmış Mallar
Ürün kirası sözleşmesi, niteliği gereği yalnızca kuru bir mülkiyetin kullandırılmasını değil, aynı zamanda "ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini" (TBK m. 357) kapsar [1]. Tarımsal bir arazinin kiralanmasında traktör, biçerdöver veya sağım aletleri; bir otel veya fabrikanın işletme hakkıyla birlikte kiralanmasında ise mobilyalar, makine parkuru veya hammaddeler asli edimin zorunlu fer'ileri olarak kiracıya teslim edilir [7, 8]. Kanun koyucu, TBK m. 359 ile bu yan edim niteliğindeki taşınırların ve stokların, asıl taşınmaz veya işletme hakkından bağımsız bir ekonomik değer ifade ettiğini vurgulamış ve bunların akıbetini kayıt altına alma zorunluluğunu getirmiştir [2].
2.2. Değer Takdiri ve İki Nüsha Tutanak Düzenlenmesi
Hüküm, eşyaların yalnızca cins ve miktar olarak sayılmasını yeterli görmemekte, tarafların eşyaların teslim anındaki rayiç bedellerini "birlikte takdir etmelerini" (değer biçmelerini) emretmektedir [2]. Bu takdir işleminin tutanağa geçirilmesi ve tutanağın iki nüsha olarak taraflarca imzalanması aranmıştır.
Doktrinde altı özenle çizildiği üzere, TBK m. 359'da öngörülen bu tutanak tutma ve değer takdiri yükümlülüğü, ürün kirası sözleşmesinin geçerlilik (şekil) şartı değildir [9]. Sözleşmenin geçerliliği, TBK'nın genel hükümlerine ve TBK m. 12 çerçevesindeki şekil serbestisine tabidir [9]. TBK m. 359 hükmü, sözleşmenin kuruluş safhasına değil, "kurulması anından sonraya" (ifa ve belgelendirme sürecine) ilişkin bir düzenleme getirmektedir [7, 9]. Dolayısıyla bu tutanağın düzenlenmemiş olması, ürün kirası sözleşmesini geçersiz kılmaz; yalnızca sözleşmenin sona ermesi anındaki tasfiye ve iade sürecinde ciddi ispat zorlukları yaratır [9].
3. Sistematik İlişkiler
Türk Borçlar Kanunu m. 359, kanunun diğer emredici ve tamamlayıcı hükümleriyle sıkı bir sistematik bağ içerisindedir:
- TBK m. 372 (Geri Verme Borcu): Sözleşme sona erdiğinde kiracı, kiralananı "tutanağa geçirilmiş olan bütün eşyalarla birlikte" ve bulundukları durumda geri vermekle yükümlüdür [6]. M. 359 uyarınca tutulan tutanak, m. 372'deki iade borcunun kapsamını belirleyen yegâne hukuki enstrümandır [6].
- TBK m. 373 (Tutanağa Geçirilmiş Eşyanın İadesi): Eğer m. 359 uyarınca düzenlenen tutanakta eşyalara bir "değer biçilmişse", kiracı kira sözleşmesi sona erince bunları aynen (özdeş tür ve değerde) geri vermek veya ortaya çıkan değer eksikliklerini gidermek zorundadır [5, 6]. Yani tutanakta değer biçilmesi, kiracıya eşyanın aynen iadesi yerine, eşdeğerini vererek veya parasal eksiğini tamamlayarak borçtan kurtulma (alternatif ifa veya tazmin) olanağı tanır [6].
- TBK m. 370 (Kiracının İflası): Kiracının iflası hâlinde sözleşme ilke olarak kendiliğinden sona erer. Ancak iflas masası veya kiracı, "işlemekte olan kira ve tutanağa geçirilen eşya için" yeterli güvence verirse, sözleşme kira yılının sonuna kadar sürdürülebilir [10]. Burada güvencenin sınırını, m. 359 kapsamında hazırlanan tutanaktaki değer takdiri belirler.
- TMK m. 6 (İspat Yükü): Tutanak düzenlenmemesi durumunda, eşyaların varlığı, teslim anındaki kaliteleri ve değerleri TMK m. 6 uyarınca genel ispat kurallarına tabi olur.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay içtihatlarında ürün kirası ile adi kira ayrımının yapılmasında, TBK m. 359'da bahsi geçen tesisat, araç ve gereçlerin mevcudiyeti sıkça tartışılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik kararlarında vurgulandığı üzere, sırf bir taşınmazın içindeki demirbaş, makine veya tefrişatla birlikte kiraya verilmiş olması (örneğin eşyalı bir lokanta veya otel), sözleşmenin kendiliğinden "ürün (hasılat) kirası" olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir [11, 12].
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin çeşitli kararlarında açıkça ifade edildiği üzere: "Hasılat getiren bir yerin demirbaşları ile kiraya verilmesi tek başına ortada hasılat kirası (ürün kirası) bulunduğunu göstermez" [12]. Eşyaların tutanakla teslim edilmesinin yanı sıra, asıl belirleyici unsur "işletme hakkının" (ticari faaliyetin yürütülmesine dair ruhsat ve potansiyelin) kiracıya bırakılıp bırakılmadığıdır [13, 14]. Eğer sadece demirbaş devri var ancak işletme yükümlülüğü yoksa, mahkemeler bu tür uyuşmazlıkları çatılı işyeri kirası (adi kira) kurallarına göre çözmektedir [11, 12].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Tarımsal Ürün Kirasında Tutanak İşlevi):
Bay (A), kendisine ait olan meyve bahçesini, bahçe içindeki sulama sistemleri, 2 adet traktör ve depolanmış 5 ton gübre ile birlikte Bay (B)’ye 5 yıllığına ürün kirası sözleşmesiyle devretmiştir. Taraflar, TBK m. 359 uyarınca sulama sistemi, traktörler ve gübrenin toplam değerini 500.000 TL olarak takdir etmiş ve iki nüsha tutanak imzalayarak birbirlerine vermişlerdir.
Hukuki Analiz: Beş yıllık süre sonunda Bay (B) traktörleri hurdaya çıkarmış, gübreyi ise tarımda tüketmiştir. TBK m. 359 uyarınca tutulan tutanak ve biçilen değer bağlamında, TBK m. 373 devreye girer. Bay (B), traktörlerin ve gübrenin özdeş tür ve değerde yenilerini Bay (A)'ya teslim etmeli veya aradaki "değer eksikliğini" gidermekle yükümlü olmalıdır [6]. Tutanağın varlığı, Bay (A)'nın alacağının likit olarak ispatını sağlamıştır.
Olay 2 (Şekil Şartı İddiası ve Geçersizlik Savunması):
Bir anonim şirket, mülkiyetindeki fabrikayı, içindeki tüm torna tezgahları ve üretim araçlarıyla birlikte bir başka şirkete kiralamıştır. Taraflar aceleyle sözleşmeyi imzalamış, ancak makine ve teçhizata ilişkin TBK m. 359'da emredilen değer takdiri ve envanter tutanağını düzenlememiştir. Aralarında çıkan uyuşmazlıkta kiracı, kanunun açık lafzındaki "yükümlüdürler" ibaresine dayanarak sözleşmenin şekle aykırılıktan kesin hükümsüz (batıl) olduğunu iddia etmiştir.
Hukuki Analiz: Kiracının geçersizlik iddiası reddedilir. Doktrinde açıkça vurgulandığı üzere, TBK m. 359'daki tutanak düzenleme borcu, sözleşmenin kurulmasına (geçerliliğine) etki eden bir şekil şartı değildir [9]. Şekil serbestisinin bir istisnası olmayan bu kuralın ihlali [7, 9], sadece ispat ve tasfiye aşamalarında (ispat yükünün genel kurallara kayması şeklinde) dezavantaj yaratır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: TBK m. 359'a uygun olarak iki nüsha hazırlanan ve taraflarca imzalanan tutanak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca kesin delil niteliğindedir. Tutanağın düzenlenmemesi durumunda eşyaların varlığı, teslim anındaki fiziki kalitesi ve güncel piyasa değerinin ispat yükü, eşyanın iadesini talep eden kiraya verenin (malikin) üzerindedir.
- Zamanaşımı / Süreler: Tutanakta yer alan eşyaların değer eksiğinin tazmini veya özdeş türle iadesine yönelik davalar, kira sözleşmesinin sona ermesinden itibaren başlar. Bu talepler, kira sözleşmelerinden doğan genel zamanaşımı sürelerine (kural olarak 5 yıl) tabidir.
- Görevli/Yetkili Mahkeme: Tutanakla teslim edilen eşyaların değer eksiğinin tazmini dâhil olmak üzere, ürün kirasından doğan tüm uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir (HMK m. 4).
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada sıklıkla düşülen en büyük hata, tarafların eşyaların sadece cinsi ve adedini yazıp karşısına "ekonomik değerini/bedelini" yazmamalarıdır. Oysa TBK m. 359 açıkça "değerlerini birlikte takdir ederek" demektedir [2]. Değer biçilmemiş bir envanter listesi, TBK m. 373 kapsamında öngörülen "özdeş tür ve değerde tazmin" imkânının esnekliğinden yararlanılmasını engeller [5, 6].
7. Eleştirel Değerlendirme
Kanun koyucunun eBK 271'deki "defter tutma" ibaresi yerine TBK m. 359'da "tutanak düzenleme" kavramına geçiş yapması, hukuki isabetlilik ve modern Türkçe açısından son derece yerinde bir adımdır [3, 4]. Zira "defter", tacirlerin veya kurumların sürekli tuttukları ticari bir kaydı akla getirirken; "tutanak", belirli bir anın ve durumun (teslim-tesellüm) tespitini ifade eden hukuki belgedir.
Ancak hükümde yer alan "...birbirlerine vermekle yükümlüdürler" [2] şeklindeki emredici lafza rağmen, bu yükümlülüğe uyulmamasının sözleşmenin geçerliliğine veya tarafların temel asli edim borçlarına (kullandırma ve kira bedeli ödeme) herhangi bir tesirinin olmaması [7, 9], bu kuralı adeta bir 'eksik borç' veya 'gerçek olmayan borç (külfet)' durumuna düşürmektedir. Doktrin açısından bu durum bir kanun boşluğu olmasa da, kanun koyucunun tutanak tutulmamasını asgari bir idari ya da ispat hukuku müeyyidesine açıkça bağlamamış olması, hükmün uygulamasını tamamen tarafların inisiyatifine ve basiretine bırakmıştır. Mevcut yapısıyla madde, uyuşmazlık anında yargıcın tasfiye hesaplaması yapmasını kolaylaştıran faydalı, ancak yaptırımsız bir 'usul-maddi hukuk' tavsiyesinden öteye geçememektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.