1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 291. maddesi, bağışlama sözleşmesinin özel bir türü olan "yüklemeli bağışlama" kurumunu düzenlemektedir. Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın hayatta iken kendi malvarlığından, bağışlanan lehine karşılıksız bir kazandırmada bulunmayı üstlendiği sözleşme tipidir [1, 2]. Kural olarak bağışlama sözleşmesi, tek tarafa borç yükleyen, karşılıksız (ivazsız) bir sözleşme niteliğini haizdir [1]. Ancak kanun koyucu, bağışlayana, yapacağı bu ivazsız kazandırmanın yanına bir "yükleme" (mükellefiyet) ekleme imkânı tanımıştır [3]. TBK m. 291 hükmü, bağışlamaya eklenen bu yan kayıt aracılığıyla bağışlanana belirli bir davranışta bulunma yükümlülüğü getirilmesini, bu yükümlülüğün ihlali halindeki yaptırımları ve kamu yararına konulan yüklemelerin akıbetini sistematik bir şekilde ele almaktadır.
Yüklemeli bağışlama, niteliği itibarıyla ivazsızlık karakterini kaybetmez; zira bağışlanana getirilen yüküm, sözleşmeyi tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) bir yapıya dönüştürecek bir "denk karşı edim" (ivaz) niteliği taşımaz [4-6]. Yükleme, asıl edimden bağımsız ve fer'i (yan) nitelikte bir ödevdir [7]. TBK m. 291’in ihdasıyla hem bağışlayanın belirli ve meşru saiklerinin korunması güvence altına alınmış hem de yüklemenin ifasının objektif imkânsızlık veya orantısız masraf barındırması hallerinde bağışlananı koruyucu mekanizmalar öngörülmüştür.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yükleme (Mükellefiyet) Kavramı ve Hukuki Niteliği
Yükleme, bağışlama sözleşmesine eklenen ve bağışlananı belirli bir amaç doğrultusunda olumlu veya olumsuz bir edimde bulunma zorunluluğu altına sokan yan bir kayıttır [3, 5]. Bu yan edim, bağışlayanın kendi menfaatine, üçüncü bir kişinin menfaatine veya bütünüyle kamu yararına yönelik olarak kararlaştırılabilir [4]. Yükümlülüğün bağlayıcılık kazanabilmesi için, bizzat sözleşme ilişkisi çerçevesinde bağışlanan tarafından açıkça kabul edilmiş olması şarttır [4, 6]. Nitekim doktrinde, bağışlananın susmasının örtülü kabul (zımni kabul) olarak değerlendirilemeyeceği, yüklemeli bağışlamalarda bağışlananın borç altına girmesi bakımından açık irade beyanının arandığı ifade edilmektedir [4, 6]. Hukuka, ahlaka veya kişilik haklarına aykırı ile ifası imkânsız nitelikteki yüklemeler ise kesin hükümsüzlük yaptırımıyla karşılaşır [7].
2.2. Koşullu Bağışlama ile Yüklemeli Bağışlamanın Ayrımı
Uygulamada yüklemeli bağışlama ile koşullu bağışlama sıklıkla birbirine karıştırılmakla birlikte, her iki hukuki müessese farklı sonuçlar doğurmaktadır [8]. Koşullu bağışlamada, sözleşmenin hüküm doğurması (geciktirici koşul) veya hükümden düşmesi (bozucu koşul), gelecekte gerçekleşmesi şüpheli bir olgunun varlığına bağlanmıştır [8]. Yüklemeli bağışlamada ise, sözleşme derhal hüküm ve sonuçlarını doğurur; ancak bağışlanana sözleşmesel bir ifa ödevi (yüküm) getirilir [8]. Doktrinde, tarafların kullandığı lafza değil gerçek iradelerine bakılması gerektiği, eğer bağışlanana bağımsız bir icbar edilebilir ödev yüklenmişse bunun yükleme; bağımsız bir talep hakkı doğurmayıp doğrudan hukuki işlemin varlığını etkileyen bir olgu kararlaştırılmışsa bunun koşul olarak nitelendirileceği belirtilmektedir [9].
2.3. Yüklemenin İfası ve Talep Hakkı
TBK m. 291/2 hükmüne göre bağışlayan, kabul edilmiş yüklemelerin ifasını bağışlanandan dava yoluyla talep edebilir [10]. İfanın talep edilebilmesi için, önkoşul olarak bağışlayanın kendi ifa yükümlülüğünü (bağışlama konusunun teslimi/devri) yerine getirmiş olması gerekmektedir [10]. Kamu yararına konulan yüklemelerde ise, bağışlayan hayatta olduğu sürece ifayı talep yetkisi yalnızca ona aittir, ilgili kamu kurumu bu aşamada bağımsız bir dava hakkına sahip değildir [11]. Ancak TBK m. 291/3 hükmü gereğince, bağışlayanın ölümüyle birlikte ifayı talep yetkisi doğrudan ilgili kamu kurumuna intikal eder ve bu kurum, bağışlanana karşı yüklemenin ifası davası açabilir [11, 12].
2.4. İfadan Kaçınma Hakkı ve Masraf Sınırı
Kanun koyucu, bağışlananın aşırı bir külfet altına girmesini engellemek amacıyla TBK m. 291/4 hükmünde dengeleyici bir koruma getirmiştir. Buna göre, yüklemenin ifası için yapılması gereken masraflar, bağışlama konusunun ekonomik değerini aşarsa ve bu aradaki fark bağışlayan tarafından karşılanmazsa, bağışlanan yüklemeyi yerine getirmekten haklı nedenle kaçınabilir [8, 12, 13]. Ayrıca anlamsız, yararsız ve rahatsız edici edimler de (örneğin "her sabah meydanda anırma" yükümlülüğü) haklı sebeple ifadan kaçınma gerekçesi olarak kabul edilmektedir [7]. Bu durumlarda bağışlananın ifadan kaçınması hukuka uygun (haklı) sayılacağından, bağışlayanın dönme hakkı doğmayacaktır.
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 295/3 (Bağışlamanın Geri Alınması): Yüklemeli bağışlamalarda bağışlanan, haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmekten imtina ederse, bağışlayan TBK m. 295 uyarınca bağışlamayı tek taraflı irade beyanıyla geri alabilir [11, 14]. Bu geri alma hakkı yenilik doğuran bir haktır [15, 16]. Geri almanın ardından ifa edilmiş edimlerin iadesi, TBK m. 295/1 lafzına istinaden zenginleşme tarihindeki tutar üzerinden, yani sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilir [17, 18].
- TBK m. 123 (Süre Verilmesi): Yüklemenin ifa edilmemesi dolayısıyla geri alma hakkının kullanılabilmesi için, borçlu temerrüdüne ilişkin genel hükümlerin kıyasen uygulanması suretiyle, kural olarak bağışlanana ifa için uygun bir süre (mehil) verilmesi gerektiği doktrinde savunulmaktadır [19].
- TBK m. 289 (Elden Bağışlama) ve TBK m. 288 (Bağışlama Sözü Verme): Yüklemenin varlığı, bağışlamanın şekil kurallarını ortadan kaldırmaz. Elden bağışlamada veya yazılı (taşınırlar için) / resmî (taşınmazlar için) şekilde yapılmış bağışlama sözleşmelerinde de yan kayıt olarak yükleme kararlaştırılabilir [20-22].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK), yüklemeli bağışlamalara ilişkin uyuşmazlıklarda şekil ve ispat şartlarına titizlikle yaklaşmaktadır. YHGK'nın 31.03.2004 tarihli ve 5/199-187 sayılı emsal kararında; taşınmaz bağışlamalarında şayet bir yükleme (örneğin imar değişikliği yapılarak bağışlayana menfaat sağlanması) öngörülüyorsa, bu hususun resmî senette (akit tablosunda) açıkça yer alması gerektiği belirtilmiştir [23, 24]. Tapudaki resmî senedin kayıtsız şartsız devri içerdiği, ancak tarafların sonradan adi yazılı belge ile veya sözlü olarak yükleme iddia ettiği hallerde mahkemelerin resmî senedi esas alması gerektiği kabul edilmiştir. Sözleşme dışı eklenen yüklemelerin bağlayıcılık arz etmeyeceği vurgulanmıştır [24, 25].
Ayrıca Yargıtay, tarafların kullandıkları "şart", "koşul" veya "yüküm" sözcüklerine itibar etmeyerek sözleşmenin bütününe ve taraf iradelerine göre tahvil/yorum yapmaktadır. Yargıtay'a göre; bir olgunun gerçekleşip gerçekleşmemesine bağlı olarak mülkiyet intikal ediyorsa burada koşullu bağışlama; malvarlığı hemen devrediliyor ancak yanında bir icra yükümlülüğü getiriliyorsa yüklemeli bağışlama mevcuttur [5, 9].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Taşınmaz Bağışında Eğitim Yüklemesi):
Bir hayırsever (bağışlayan), üniversite öğrencisi olan yeğenine eğitim hayatını tamamlaması ve not ortalamasını belirli bir seviyenin üzerinde tutması koşuluyla bir miktar nakit para ve bir otomobil bağışlar. Sözleşmede öğrencinin eğitimi aksatması veya okulu bırakması halinde malların geri alınacağı açıkça kararlaştırılır. Öğrenci parayı aldıktan kısa süre sonra eğitimi bırakıp ticarete atılır.
Hukuki analiz: TBK m. 291 kapsamında burada bir yüklemeli bağışlama söz konusudur. Bağışlanan, eğitim hayatına devam etme şeklindeki yükümlülüğünü haklı bir neden olmaksızın ihlal etmiştir. Bağışlayan, TBK m. 123 uyarınca uygun bir mehil vererek yükümlülüğe uymasını ihtaren bildirmeli, uyulmaması halinde TBK m. 295/3 hükmüne dayanarak bağışlamayı geri alma hakkını kullanmalıdır [14, 19].
Olay 2 (Kamu Yararına Yükleme ve İfadan Kaçınma):
Bir şahıs, mülkiyetindeki değerli bir arsayı belediyeye, üzerine "engelli rehabilitasyon merkezi" inşa edilmesi yüklemesiyle bağışlar ve devir işlemi gerçekleşir. Bağışlayanın ölümünden on yıl sonra, ilgili belediye arsanın bulunduğu bölgedeki zemin sorunları sebebiyle rehabilitasyon merkezi inşasının çok fahiş maliyetler doğuracağını ve arsa değerinin on katına mal olacağını tespit eder.
Hukuki analiz: TBK m. 291/3 uyarınca bağışlayanın ölümünden sonra bu kamu yararı yüklemesinin ifasını isteme hakkı ilgili kamu otoritesinde olmakla birlikte, bizzat belediye burada borçlu konumundadır. İnşa edilecek merkezin masrafı, bağışlanan arsanın değerini aşmaktadır. TBK m. 291/4 hükmü gereğince, bağışlama konusunun değeri yüklemenin masrafını karşılamıyorsa ve aşan kısım bağışlayanın mirasçıları tarafından tediye edilmiyorsa, bağışlanan (belediye) yüklemeyi yerine getirmekten haklı olarak kaçınabilir [12, 13]. Haklı kaçınma durumunda mirasçılar bağışlamanın geri alınmasını (TBK m. 295) talep edemezler.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Bağışlanan taraf, kendisine isnat edilen yüklemeyi ifa etmemekte "haklı bir sebebi" olduğunu iddia ediyorsa, bu haklı nedeni ispat külfeti altındadır [14].
- Zamanaşımı / Süreler: Bağışlamanın geri alınması hakkı (TBK m. 295/3 kapsamında), bağışlayanın yüklemenin yerine getirilmediğini ve geri alma sebebini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabidir (TBK m. 297/1) [26-28].
- Görevli/yetkili mahkeme: Kural olarak, taraflar arasında ticari veya tüketici işlemi vasfı bulunmayan bağışlama sözleşmelerinden doğan iade, ifa veya tapu iptal-tescil davalarında Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
- Yaygın uygulama hataları: Taşınmazlara ilişkin yüklemelerin resmi senede dahil edilmeyip harici adi senetlerle düzenlenmesi, şekle aykırılık nedeniyle yüklemenin geçersiz sayılmasına yol açmaktadır. Ayrıca, salt ahlaki bir tavsiyenin (örneğin "ailene iyi bak") kanuni anlamda bağımsız icbar edilebilir bir yükleme olarak yorumlanması hatasına sıkça düşülmektedir [24, 29].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde yüklemeli bağışlamaya ilişkin olarak en yoğun tartışma, bağışlamanın geri alınması (TBK m. 295) hakkının kullanılması sonrasındaki tasfiye rejimi üzerinedir. Bağışlamanın yüklemeye aykırılık nedeniyle geri alınması, Kanun lafzı dikkate alındığında klasik "sözleşmeden dönme" (TBK m. 125) gibi ele alınamaz. Zira bağışlama tek tarafa borç yükleyen bir muameledir [30, 31]. Dönme hakkı sinallagmatik sözleşmelere özgü bir fesih türü iken, bağışlamanın geri alınması sebepsiz zenginleşme rejimine (TBK m. 77 vd.) dayalı bir tasfiye yaratır.
Öğretideki (Örn: Serozan, Gümüş, Türkmen vb.) tartışmalar çerçevesinde; geri alma beyanının "bozucu" mu yoksa "değiştirici" yenilik doğuran hak mı olduğu ihtilaflıdır. Hakim ve isabetli görüşe göre, geri alma hakkı bozucu yenilik doğuran bir haktır [32, 33]. Ancak bu bozucu etkinin geçmişe etkili (ex tunc) değil, ileriye etkili (ex nunc) sonuç doğurduğu; kazanılmış mülkiyetin baştan itibaren yolsuz hale gelmediği, ancak ifanın dayandığı hukuki sebebin (causa) ortadan kalkmasıyla zenginleşmenin iadesi borcunun doğduğu kabul edilmelidir [34-36]. Kanun koyucunun TBK m. 295 hükmünde tasfiyenin zenginleşme ölçüsünde olacağını belirtmesi de bu görüşü teyit eder niteliktedir [17, 18].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.