1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri" başlıklı Beşinci Bölümü'nün "Sözleşmenin Devri ve Sözleşmeye Katılma" başlıklı Üçüncü Ayırımı'nda yer alan 205. madde, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda (eBK) doğrudan karşılığı bulunmayan, ancak doktrin ve içtihatlarla geliştirilen "sözleşmenin devri" kurumunu pozitif hukuka kazandıran temel normdur. Madde lafzında sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşma olarak tanımlanmıştır [1].
Sözleşmenin devri kurumu, karmaşıklaşan ticari hayatın bir gereksinimi olarak ortaya çıkmıştır. Bir borç ilişkisinde yalnızca tekil bir alacağın veya borcun değil, sözleşmesel ilişkinin tamamının (yenilik doğuran haklar, def'i ve itiraz hakları, koruma yükümlülükleri dâhil olmak üzere) bir başka kişiye aktarılması ihtiyacı, bu müessesenin kanunlaştırılmasının temel gerekçesidir. İşlem sonucunda devreden, sözleşme ilişkisinden tamamen çıkmakta, onun hukuki statüsünü tüm aktif ve pasifleriyle devralan kişi üstlenmektedir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Taraf Olma Sıfatının Devri
Kanun koyucu, devrin kapsamını yalnızca muaccel hak ve borçlarla sınırlamamış, "taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçları" kapsayacak şekilde geniş tutmuştur [1]. (Harici Doktrin Bilgisi) Türk-İsviçre doktrininde (Örn: Fikret Eren, Kemal Oğuzman, Turgut Öz) baskın olan "Teklik/Bütünlük (Üniter) Teorisi"ne göre sözleşmenin devri, alacağın temliki ile borcun üstlenilmesinin basit bir toplamı (Kombinasyon Teorisi) değildir. Bu işlem, sözleşme ilişkisini asıl (kök) durumuyla bir bütün olarak (sui generis bir aktarım ile) yeni tarafa geçirir. Dönme, fesih, takas gibi bozucu veya değiştirici yenilik doğuran haklar da devralana geçer.
2.2. Sözleşmenin Devrinin Kurulması (Üçlü İşlem veya İkili İşlem + Onay)
Madde metni, sözleşmenin devrinin hukuki yapısını iki alternatifli olarak düzenlemiştir:
- Üçlü Anlaşma: Sözleşmeyi devralan, devreden ve sözleşmede kalan tarafın aynı anda katılımıyla kurulan sözleşme [1].
- İkili Anlaşma ve Kalan Tarafın İzni/Onayı: Devreden ile devralan arasında yapılan anlaşmanın, sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanması veya sonradan onaylanması [1]. Bu ikinci ihtimalde, kalan tarafın onayı kurucu unsurdur; onay verilene kadar işlem askıda hükümsüzlük (noksanlık) yaptırımına tabidir.
2.3. Devir İşleminin Şekle Tâbiliği
Maddenin 3. fıkrası, "Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır" hükmünü amirdir [2]. Bu durum, TBK m. 12 ve 13'te düzenlenen kuralın (geçerlilik şeklinin değiştirme ve devir işlemlerine de sirayet edeceği kuralının) özel bir tezahürüdür [3, 4]. Kanun, devir işlemini şekil serbestisinden istisna tutmuş, kök sözleşme kanunen veya iradi olarak hangi geçerlilik şekline (adi yazılı, resmi şekil vb.) tabi ise, devir sözleşmesinin de aynı şekilde yapılmasını emretmiştir.
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 183 vd. (Alacağın Devri): Alacağın devrinde, borçlunun rızası aranmaksızın sözleşmedeki aktif bir alacak kalemi üçüncü kişiye aktarılmaktadır [5]. Sözleşmenin devrinde ise alacaklarla birlikte borçlar ve taraf sıfatı da devredildiğinden, kalan tarafın onayı veya iştiraki mutlaka gereklidir [1].
- TBK m. 195 vd. (Borcun Üstlenilmesi): Borcun üstlenilmesinde (iç ve dış üstlenme) yalnızca pasif bir borç kalemi el değiştirir [6, 7]. Sözleşmenin devrinde borçlu sıfatının yanı sıra, sözleşmedeki aktif alacak ve haklar da devralana geçmektedir.
- TBK m. 12 ve 13 (Şekil Kuralları): "Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur" kuralı [4], TBK m. 205/3 ile sözleşmenin devri işlemlerini de bağlayacak şekilde yasal zemine oturtulmuştur [2].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
(Harici İçtihat Bilgisi: Kaynak metinlerde bulunmayan ancak maddeye ilişkin yerleşik içtihat özetidir)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 15. HD ve 3. HD), sözleşmenin devri kurumunda sözleşmede kalan tarafın muvafakatini mutlak bir geçerlilik şartı olarak aramaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, kalan tarafın açık veya örtülü onayı (örneğin, devralan ile ifa sürecine girmesi, ondan gelen ifayı itirazsız kabul etmesi) bulunmaksızın devreden ve devralan arasında yapılan anlaşma, kalan tarafa karşı "sözleşmenin devri" sonuçlarını doğurmaz; bu işlem kendi içinde ancak bir "alacağın temliki" ve "iç borç üstlenmesi" vaadi olarak değer bulabilir. Ayrıca, devredilen sözleşme taşınmaz devri vaadi (örneğin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi) içeriyorsa, Yargıtay m. 205/3 uyarınca devir işleminin de resmi şekilde (noterlikçe düzenleme şeklinde) yapılmasını emredici kurallardan saymaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Ticari Nitelikli Eser Sözleşmesinin Devri):
A (İş Sahibi) ile B (Yüklenici) arasında fabrika inşasına dair adi yazılı bir eser sözleşmesi yapılmıştır. B, ekonomik güçlükler nedeniyle projenin tamamını hak ve borçlarıyla birlikte C (Yeni Yüklenici) şirketine devretmek istemektedir. B ile C aralarında bir devir sözleşmesi imzalamıştır.
Hukuki analiz: TBK m. 205 uyarınca B ile C arasındaki sözleşmenin hukuki sonuç doğurabilmesi (taraf sıfatının B'den C'ye geçebilmesi) için, İş Sahibi A'nın bu devir işlemine katılması veya önceden izni/sonradan onayı şarttır [1]. A onay vermezse, C yüklenici sıfatını kazanamaz. Ayrıca kök sözleşme adi yazılı şekle tabi tutulmuşsa, devir işleminin geçerliliği de adi yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır [2].
Olay 2 (Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesinin Devri):
D (Arsa Sahibi) ile E (Müteahhit), noterde resmi şekilde düzenleme suretiyle "Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" akdetmiştir. E, sözleşmedeki pozisyonunu F'ye adi yazılı bir sözleşme ve D'nin şifahi onayı ile devretmiştir.
Hukuki analiz: TBK m. 205/3 amir hükmü gereğince, sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır [2]. Kök sözleşme taşınmaz mülkiyetinin devri yükümlülüğünü içerdiğinden TMK m. 706 ve TBK m. 237 uyarınca resmi şekle tabidir [8, 9]. Bu nedenle, sözleşmenin devrinin "adi yazılı" yapılması noksanlık olup, geçersizliğe yol açar. Resmi şekil şartına uyulmadığı için D'nin şifahi onayı dahi hukuki sakatlığı tek başına iyileştirmez.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Sözleşmenin devrine ilişkin kalan tarafın "önceden izin verdiği" veya "sonradan onayladığı" iddiası, devri savunan tarafça (devreden veya devralan) genel ispat kuralları (HMK m. 200 vd. senetle ispat kuralları dâhilinde) uyarınca ispatlanmalıdır.
- Şekil Şartı İhlalinin Yaptırımı: Devir sözleşmesinin, kök sözleşmenin tabi olduğu şekil şartına aykırı yapılması kesin hükümsüzlük (butlan) yaptırımına tabidir [2, 10].
- Sözleşmeye Yabancı Olmayan Üçüncü Kişi: Sözleşmede kalan taraf, devre onay verdikten sonra kural olarak devredeni tamamen ibra etmiş sayılır (TBK m. 196 borcun üstlenilmesindeki mekanizma kıyasen uygulanır) ve sözleşmenin ifasını yalnızca devralandan talep edebilir.
7. Eleştirel Değerlendirme
(Harici Doktrin Bilgisi)
TBK m. 205, İsviçre Borçlar Kanunu'nda (OR) dahi kodifiye edilmemiş bir kurumu Türk Borçlar Hukukuna sistematik bir norm olarak kazandırması açısından büyük bir reform niteliğindedir. Doktrindeki (Nomer, Eren, Öz) değerlendirmelerde, kanun koyucunun "Kombinasyon Teorisi"ni terk ederek "Üniter (Sui Generis) Teori"yi benimsediği ve devrin sadece tekil hak ve borçları değil "taraf olma sıfatını" (Vertragsparteistellung) intikal ettirdiği maddede açıkça yazılmıştır. Bununla birlikte m. 205/3'teki katı şekil bağlılığı eleştirilmektedir; zira ticari hayattaki hızı yavaşlattığı ve örneğin resmi şekle tabi bir gayrimenkul sözleşmesinde yüklenicinin haklarını finansal bir kuruluşa devrederken (proje finansmanı bağlamında) her devir işlemi için tarafların notere gitmek zorunda kalmasının ekonomik işleyişe ket vurduğu ifade edilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.