Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 2

Genel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

2. İkinci derecedeki noktalar


Madde 2 - Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 2. maddesi, kanunun Birinci Kısım — Genel Hükümler / Birinci Bölüm — Borç İlişkisinin Kaynakları / Birinci Ayrım — Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri sistematiğinde, sözleşmenin kuruluşuna ilişkin temel hükmü (TBK m. 1) somutlaştıran ve onun pratik uygulamasını mümkün kılan operasyonel bir hükümdür. Madde, sözleşmenin geçerli biçimde kurulması için tarafların hangi konularda uyuşmuş olması gerektiğini belirler ve böylece m. 1'in lakonik "iradelerin uygunluğu" formülüne somut bir içerik kazandırır.

Düzenlemenin amacı (ratio legis), sözleşme özgürlüğü ilkesini koruyarak tarafların her ayrıntıda uyuşma zorunluluğuna sokulmamalarıdır. Eğer her küçük detayda uyuşma sözleşmenin kuruluş şartı yapılsaydı, ticari hayatın hız ve esneklik ihtiyaçları karşılanamazdı. Bu nedenle kanun koyucu, tarafların özsel (esaslı) noktalarda uyuşmasını yeterli görmüş; ikinci derecedeki noktalardaki boşlukların hâkim tarafından doldurulması olanağını tanımıştır.

Tarihsel olarak, 6098 sayılı yeni TBK 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmiş; m. 2 esasen 818 sayılı eski Borçlar Kanunu'nun aynı numaralı maddesinin yeniden yazımıdır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, içerik bakımından esaslı bir değişiklik yapılmamış; yalnızca arılaştırma ve başlık (kenar başlığı) düzenlemesi yenilenmiştir.

Karşılaştırmalı hukuk perspektifinden bakıldığında, TBK m. 2, kaynak hüküm olan İsviçre Borçlar Kanunu (Schweizerisches Obligationenrecht — OR/CO) Madde 2'nin doğrudan tercümesidir. İsviçre OR Art. 2, "Sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşan tarafların, ikinci derecedeki noktaları açıkça tartışmamış olması, sözleşmenin kurulmasını engellemez" düzenlemesini içerir. Türk-İsviçre öğretisinde bu hüküm, objektif esaslı noktalar ile subjektif esaslı noktalar ayrımının kavramsal kaynağı olmuştur.

Sistematik açıdan Madde 2, TBK m. 1'in operasyonel uzantısı ve TBK m. 12 vd.'deki şekil rejiminin kesişim noktasıdır. M. 1'in "iradelerin uygunluğu" ölçütünü "esaslı noktalarda uyuşma" olarak somutlaştıran bu hüküm, aynı zamanda son fıkrasıyla şekil hükümlerini saklı tutarak hukuki güvenliği korur. Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler eserinde bu maddenin, sözleşme hukukunda "sözleşme yapma niyetinin operasyonel ölçütü" olarak kavranması gerektiğini vurgular.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Esaslı Noktalar (Essentialia Negotii)

Bir sözleşmenin esaslı noktaları, o sözleşmenin tipini ve özünü belirleyen, taraflar arasında mutlaka uyuşulması gereken hususlardır. Doktrinde esaslı noktalar üçe ayrılır:

a) Objektif esaslı noktalar: Sözleşme tipinin tanımı için zorunlu olan unsurlardır. Örneğin:

  • Satım sözleşmesinde: satılacak mal ve bedeli (TBK m. 207'nin işaret ettiği unsurlar)
  • Kira sözleşmesinde: kiralanan şey ve kira parası (TBK m. 299)
  • İş sözleşmesinde: iş, ücret, bağlılık ilişkisi (TBK m. 393)
  • Hizmet sözleşmesinde: yapılacak iş ve ücret (TBK m. 470)

Bu unsurlardan biri eksikse sözleşme o tipte olarak kurulmaz; ancak farklı bir tipe girebilir veya hiç kurulmamış sayılabilir.

b) Subjektif esaslı noktalar: Tarafların — özellikle bir tarafın — sözleşmenin kuruluşuna kişisel olarak büyük önem atfettiği ve uyuşmaya kavuşulmadığında sözleşmeyi yapmayacağını açıkça veya örtülü olarak belirttiği noktalardır. Örneğin, satım sözleşmesinde teslim tarihinin tarafça vurgulanması, ödeme planının kritik olarak ortaya konulması.

Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümleri eserinde subjektif esaslı noktaların tespiti için somut olayın özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini vurgular: bir tarafın o noktayı "olmazsa olmaz" olarak ortaya koyduğu, görüşmelerden veya yazışmalardan anlaşılmalıdır.

c) Tabii (örtülü) esaslı noktalar: Sözleşme tipinin tabiatından doğan ve tarafların açıkça konuşmasa bile var olduğu kabul edilen unsurlar. Bunlar kanunun yedek hükümleriyle (dispositif hükümler) doldurulur; örneğin ifa yeri (TBK m. 89), ifa zamanı (TBK m. 90), zamanaşımı (TBK m. 146 vd.).

2.2. İkinci Derecedeki Noktalar (Accidentalia Negotii)

İkinci derecedeki noktalar, sözleşmenin özüne dokunmayan, ancak taraflar arasında düzenlenebilecek olan ek hususlardır. Bunlar olmadan da sözleşme kurulur ve geçerli kalır; ancak taraflar belirledikleri ölçüde sözleşmeyi şekillendirebilirler. Örneğin:

  • Satım sözleşmesinde paket çeşidi, garanti süresi, sevkiyat yöntemi
  • Kira sözleşmesinde aidat ödeme şekli, depozito miktarı, ek hizmetler
  • Hizmet sözleşmesinde mesai saatleri, izin günleri (asgari kanuni hakların üzerinde olan ek düzenlemeler)

İkinci derecedeki noktaların sözleşmede düzenlenmemesi, sözleşmenin kuruluşunu engellemez. Tarafların bu noktalarda uyuşamaması hâlinde hâkim devreye girer.

2.3. Hâkimin Tamamlayıcı Yorum Yetkisi

Madde 2/2, ikinci derecedeki noktalarda uyuşmazlık çıktığında hâkimin "uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlayacağını" düzenler. Bu, hâkime tamamlayıcı yorum (ergänzende Vertragsauslegung) yetkisi tanır.

Hâkimin bu yetkisini kullanırken başvurduğu ölçütler:

  1. Sözleşmenin amacı: Tarafların ulaşmak istediği ekonomik/sosyal sonuç ne ise, ikinci derecedeki nokta bu amaca uygun biçimde tamamlanır.
  2. Sözleşmenin niteliği: Tipik bir sözleşme ise o tipin yedek hükümleri rehber alınır.
  3. Ticari ve mesleki teamül: Aynı sektördeki olağan uygulamalar dikkate alınır.
  4. Dürüstlük ilkesi (TMK m. 2): Tarafların makul beklentilerine uygun çözüm benimsenir.
  5. Hakkaniyet: Sonuç, taraflar arasında orantısız bir yük dağılımına yol açmamalıdır.

Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/Serozan/Arpacı, Borçlar Hukuku Genel Bölüm eserinde, hâkimin tamamlayıcı yorum yetkisinin "tarafların makul olarak sözleşmeyi yapmış olsalardı bu noktayı nasıl düzenlerlerdi" sorusu çerçevesinde kullanılması gerektiğini ortaya koyar.

2.4. Şekil Hükümlerinin Saklı Kalması

Madde 2/3, şekle ilişkin hükümlerin saklı olduğunu belirtir. Bu fıkra, sözleşmenin kurulabilmesi için şekil zorunluluğunun ayrıca aranabileceğini hatırlatır. Türk borçlar hukukunda şekil istisnaidir (TBK m. 12); ancak istisnaî durumlarda hem geçerlilik şekli (örneğin taşınmaz satışında resmi senet — TBK m. 237) hem ispat şekli öngörülmüştür.

Madde 2 ile şekil hükümleri arasındaki ilişki: Taraflar esaslı noktalarda uyuşsa bile, kanunun aradığı şekle uyulmamışsa sözleşme kurulmuş sayılmaz veya ispat zorluğu doğar. Bu nedenle Madde 2/3, m. 2'nin genelci "ikinci derecedeki noktalar boşluğunu doldurma" mantığının şekil meselelerine uygulanmayacağını vurgular.

3. Sistematik İlişkiler

TBK m. 2, sözleşmenin kuruluşu ve yorumu rejiminin merkez hükümlerinden biridir; aşağıdaki maddelerle birlikte okunmalıdır:

  • TBK m. 1 — Sözleşmenin kuruluşunun temel kuralı (iradelerin uygunluğu). M. 2, bu maddenin operasyonel somutlaşmasıdır.
  • TBK m. 3-7 — Öneri, kabul ve öneriye bağlılık rejimi. Esaslı noktaların icap-kabul süreciyle nasıl belirlendiğini gösterir.
  • TBK m. 12 vd. — Sözleşmelerin şekli. M. 2/3'ün saklı tuttuğu hükümler.
  • TBK m. 19 — Sözleşmenin yorumlanması. Esaslı noktaların tespitinde "tarafların gerçek ortak iradesi" ölçütü.
  • TBK m. 27 — Geçersizlik. Esaslı noktalarda uyuşmama, geçersizlik sebebi oluşturur.
  • TBK m. 207 — Satım sözleşmesinin tanımı. Satım için objektif esaslı noktaları belirler.
  • TBK m. 299 — Kira sözleşmesinin tanımı. Kira için objektif esaslı noktaları belirler.
  • TBK m. 393 — İş sözleşmesinin tanımı (genel hizmet sözleşmesinin temel kuralı). İş için objektif esaslı noktaları belirler.
  • TBK m. 470 — Eser sözleşmesi. Eser için objektif esaslı noktaları belirler.
  • TBK m. 89-90 — İfa yeri ve zamanı. Tabii esaslı noktaların yedek düzenlemesi.
  • TMK m. 2 — Dürüstlük kuralı. Hâkimin tamamlayıcı yorumunun temel ölçütlerinden biri.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Türk yargı uygulaması, TBK m. 2'yi sözleşmenin geçerliliğinin tespitinde sık başvurulan bir hüküm olarak kullanmıştır. Aşağıda, scraper ve açık erişim şerh-veritabanları taramasıyla elde edilen gerçek karar künyeleri ile birlikte hükmün uygulama görünümü sunulmaktadır.

4.1. Esaslı Noktalarda Uyuşma Gerekliliği

Y. 7. Hukuk Dairesi, T. 28.03.2022 (kaynak: ilhanhelvaciturkborclarkanunu.com şerh-veritabanı)

Karar, miras payı devri sözleşmelerinde taşınmazın ve devredenin payının açıkça belirlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. 7. Hukuk Dairesi'ne göre, taraflar yalnızca ilkesel olarak uyuşmuş ancak somut detayları belirlememişse, sözleşmenin esaslı unsurları eksik kalmış demektir; bu durumda sözleşme kurulmamış sayılır. Karar, esaslı noktalarda uyuşma şartının somut içeriklendirme gerektirdiğini vurgulamaktadır.

Y. 3. Hukuk Dairesi, T. 25.11.2021 (kaynak: ilhanhelvaciturkborclarkanunu.com şerh-veritabanı)

Karar, taşınmaz tellal (emlakçılık) sözleşmelerinde komisyon ücretinin esaslı unsur niteliği taşıdığını belirlemiştir. 3. Hukuk Dairesi, yazılı sözleşmede komisyon miktarı tespit edilmemişse, "davacıya borç olan esaslı unsur — komisyon ücreti — tespit edilmemiş olduğu için" sözleşmenin geçersizliğine hükmetmiştir. Karar, esaslı noktaların salt sözleşme tipinden değil, ilgili meslek alanının niteliğinden de doğabileceğini göstermektedir.

4.2. İkinci Derecedeki Noktaların Hâkim Tarafından Tamamlanması

Y. 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3107, K. 2026/212, T. 19.01.2026

Karar, kira sözleşmesinde tarafların aidat ve depozito gibi ikinci derecedeki noktalarda uyuşamamış olmasının sözleşmenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ortaya koymaktadır. 3. Hukuk Dairesi, esaslı noktalarda (kiralanan ve kira parası) uyuşma bulunduğu sürece, ikinci derecedeki noktaların hâkim tarafından sektörel teamüller ışığında doldurulabileceğini belirtmiştir.

Y. 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2256, K. 2026/70, T. 13.01.2026

Bu karar, kira sözleşmelerinde kira parasının esaslı bir unsur olduğunu; ancak ödeme zamanının (örneğin ayın hangi günü ödeneceği) ikinci derecedeki bir nokta olduğunu ve hâkim tarafından sözleşme amacına uygun biçimde tamamlanabileceğini ortaya koymuştur.

Y. 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3336, K. 2026/48, T. 12.01.2026

Karar, sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşma bulunduğu sürece, kullanım koşulları ve tadilat sınırları gibi ikinci derecedeki noktaların belirlenmemiş olmasının sözleşmenin geçerliliğine zarar vermediğini; hâkimin somut olayın özellikleri ve sektörel teamüllere göre çözüm üreteceğini belirtmektedir.

4.3. Yargıtay İçtihadının Sentezi

TBK m. 2'nin uygulamasında Yargıtay'ın istikrarlı çizgisi şu şekilde özetlenebilir:

  1. Esaslı noktalar somut olarak belirlenmiş olmalıdır: "Genel olarak anlaştık" türü ilkesel mutabakatlar yetmez; sözleşmenin esaslı unsurları (mal, bedel, taraflar, tarih) somut içeriklendirme gerektirir.
  2. Esaslı unsurun ne olduğu sözleşme tipine göre değişir: Bir sözleşmede ikinci derecede sayılan bir konu, başka bir sözleşmede esaslı olabilir. Örneğin emlakçılık sözleşmesinde komisyon ücreti esaslıdır; ancak bir kira sözleşmesinde ödeme yöntemi ikinci derecede sayılabilir.
  3. İkinci derecedeki nokta uyuşmazlıkları sözleşmeyi geçersiz kılmaz: Hâkim bu noktaları sektörel teamüller, dürüstlük ilkesi ve sözleşme amacı ışığında tamamlar.
  4. Tarafların görüşmelerinde "olmazsa olmaz" olarak vurgulanmış noktalar subjektif esaslı unsur niteliği kazanır: Bu durumda söz konusu noktada uyuşma sağlanmadıkça sözleşme kurulmaz.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo):

A, B'nin sahibi olduğu bir daireyi satın almak ister. Telefon görüşmesinde "300 metrekare daireyi 5 milyon TL'ye almak istiyorum, hemen gelip tapuya bakalım" der; B "kabul" der. Tarafların görüşmesinde teslim tarihi, kapora ve ödeme planı konuşulmaz. A, ertesi gün vazgeçer ve "ödeme planı belirlemediğimiz için sözleşme kurulmamıştır" diye savunma yapar.

Hukuki analiz: TBK m. 2 ile birlikte taşınmaz satışının özel rejimi (TBK m. 237 — tapu memurunca düzenlenen resmi senet zorunluluğu) işin doğasını değiştirir. Burada şekil zorunluluğu vardır; tarafların sözel uyuşması TBK m. 2'nin sağladığı kuruluş kolaylığından yararlanamaz. Bu durumda esaslı noktalarda uyuşma olsa bile, resmi senede dökülmediği için sözleşme kurulmuş sayılmaz (TBK m. 2/3 ile m. 12'nin kombine etkisi). Olay, m. 2/3'ün şekil hükümlerini saklı tutmasının pratik önemini gösterir.

Olay 2 (kurmaca senaryo):

C, kreatif tasarım firmasıdır. D ise reklam ajansıdır. C ve D, "100 sosyal medya postası tasarımı için 50.000 TL ödeme" konusunda yazılı olarak uyuşurlar. Ödeme zamanı (peşin/aylık), revize hakları (kaç revize ücretsiz olacak) ve teslim tarihleri sözleşmede yoktur. C postları teslim eder; ancak D, "ödeme zamanı belirlenmediği için sözleşme tamamlanmamıştır, ödeme yapmıyorum" der.

Hukuki analiz: TBK m. 2 burada D'nin lehine değil aleyhine işler. Esaslı noktalarda (yapılacak iş ve ücret) uyuşma vardır — bu eser sözleşmesinin objektif esaslı unsurlarıdır (TBK m. 470 anlamında). Ödeme zamanı ve revize hakları ikinci derecededir; bu noktalarda uyuşulamamış olması sözleşmenin geçerliliğine zarar vermez. Hâkim, sektörel teamüllere göre ödemenin teslimle birlikte yapılmasını ve makul sayıda (örneğin 2 kez) ücretsiz revize hakkını tamamlayıcı yorum ile belirler. D'nin "sözleşme tamamlanmamıştır" savunması TBK m. 2'ye aykırıdır; sözleşme kurulmuş ve C ödemeye hak kazanmıştır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşmenin kurulduğunu iddia eden taraf, esaslı noktalarda uyuşma sağlandığını ispatlamakla yükümlüdür. İkinci derecedeki noktalardaki uyuşmazlığın varlığı veya yokluğu, sözleşmenin kuruluşu açısından kural olarak önemli değildir.

  • Sözleşme görüşmelerinde vurgu: Bir tarafın subjektif esaslı unsur olarak nitelendirmek istediği bir konuda görüşmelerde açıkça vurgulaması gerekir. Aksi takdirde o konu ikinci derecede sayılır ve hâkim tamamlayıcı yorumla doldurur.

  • Yedek hükümlerin önemi: TBK'nın çeşitli yerlerindeki yedek hükümler (örneğin ifa yeri TBK m. 89, ifa zamanı TBK m. 90, gecikme faizi TBK m. 88), tarafların düzenlemediği ikinci derecedeki noktaların doldurulmasında hâkimin temel kaynaklarındandır.

  • Sözleşme yazımında titizlik: Avukat, sözleşme hazırlarken müvekkili açısından kritik olabilecek noktaları subjektif esaslı unsur seviyesinde vurgulamalıdır. "Bu olmadan sözleşme yapmıyoruz" mahiyetindeki noktaların yazılı olarak belirtilmesi, ileride hâkimin tamamlayıcı yorum yetkisine girilmesini engeller.

  • Yaygın uygulama hataları: (i) Tarafların "anlaştık, detayları sonra" zihniyetiyle hareket etmesi ama esaslı noktaları belirsiz bırakması; (ii) sözleşme tipinin gerektirdiği objektif esaslı noktaların atlanması; (iii) ikinci derecede sayılan unsurların uyuşmazlığını sözleşmenin geçersizliği gerekçesi olarak kullanma; (iv) şekil zorunluluğunun ihmal edilerek m. 2'nin sağladığı kolaylığa güvenilmesi.

7. Eleştirel Değerlendirme

TBK m. 2, sade görünüşüne rağmen sözleşme hukukunun en pratik ve en sık uygulanan hükümlerinden biridir.

Doktrindeki görüş ayrılıkları: Doktrinde "esaslı nokta" kavramının sınırı tartışmalıdır. Dar yorum taraftarları, yalnızca sözleşme tipinin tanımı için zorunlu olan unsurları esaslı sayar; bu görüşe göre subjektif esaslı unsurlar yalnızca çok belirgin durumlarda kabul edilmelidir. Geniş yorum taraftarları ise tarafların kişisel önem atfettiği herhangi bir konunun subjektif esaslı unsur olabileceğini, bu noktada doktriner sınırlama getirmenin sözleşme özgürlüğüne aykırı olacağını savunur. Türk Yargıtay uygulaması, dar yoruma yakın bir orta yolu benimsemekte; subjektif esaslı unsur iddiasının net bir biçimde belgelenmesini aramaktadır.

Uygulamada görünen sorunlar: Modern ticari hayatta çerçeve sözleşmeler (uzun süreli sürekli ilişkiler için temel sözleşme + sonradan eklenecek ayrıntılar) sıklıkla kullanılmaktadır. Bu sözleşmelerde "esaslı nokta — ikinci derecedeki nokta" ayrımı klasik teorinin sınırlarını zorlar. Doktrinde, çerçeve sözleşme ile bireysel sözleşme arasında kademeli bir ayrımın gerekli olduğu önerilmektedir.

Reform önerileri: Bazı yazarlar, dijital ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte tek tıkla yapılan sözleşmelerin (clickwrap, browse-wrap) esaslı-ikinci dereceli nokta ayrımının yeniden düşünülmesini önermektedir. Adhezyon sözleşmelerinde "kabul edenin esaslı nokta olarak vurgulayamadığı" bir konunun gerçekten ikinci derecede sayılması adil midir? Bu tartışma, m. 2'nin Tüketici Kanunu (6502 sayılı) ile birlikte yorumlanmasını gerektirir.

Yazarın değerlendirmesi: TBK m. 2, avukatlık pratiğinde özellikle iki açıdan kritiktir. Birincisi, sözleşme yazımında: avukat, müvekkilinin kritik bulduğu konuları subjektif esaslı unsur olarak yazılı biçime sokmalıdır. İkincisi, uyuşmazlık çözümünde: bir sözleşmenin kurulup kurulmadığı tartışmasında, esaslı/ikinci derecedeki noktalar ayrımı temel argüman omurgasını oluşturur. Bu maddenin doğru kavranması, sözleşme hukukunun pratik uygulamasında temel bir yetkinliktir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selahattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümleri; Necip Kocayusufpaşaoğlu / Hüseyin Hatemi / Rona Serozan / Abdülkadir Arpacı, Borçlar Hukuku Genel Bölüm.
  • Yargıtay kararları: karararama.yargitay.gov.tr üzerinden 14.05.2026 tarihinde "esaslı nokta" anahtar kelimesiyle yapılan tarama ve İlhan Helvacı'nın ilhanhelvaciturkborclarkanunu.com şerh-veritabanı üzerinden teyit edilen kararlar.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı TBK'nın madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (Schweizerisches Obligationenrecht — OR/CO) Art. 2.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren ve esaslı bir değişikliğe uğramamış olan 2. madde metnine dayanır. Eski 818 sayılı BK'nın 2. maddesi ile içerik bakımından özdeş bir düzenleme olduğundan, eski Kanun dönemindeki yargısal birikim güncel uygulamada değerini korumaktadır.

Görüş: Esaslı nokta kavramının sınırı konusunda dengeli orta yol yaklaşımı benimsenmiştir: sözleşme tipinin tanımına ilişkin objektif esaslı unsurların yanı sıra, tarafların görüşmelerinde belirgin biçimde önem atfettiği subjektif esaslı unsurlar da dikkate alınır; ancak bu subjektif unsur iddiasının somut delillerle ortaya konulması aranır.

Güncellik: Bu yorum, 14.05.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yeni Yargıtay HGK / YİBK kararları veya 6098 sayılı Kanun'da değişiklik sonrası revize edilecektir.