Türk Borçlar Kanunu (TBK)

TBK Madde 144

Genel Hükümler Maddelerine Dön

Resmi Metin

III. Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar


Madde 144 - Aşağıdaki alacaklar takas haklarının doğumundan sonra, ancak alacaklıların rızasıyla takas edilebilir:

  1. Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.
  2. Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.
  3. Nafaka ve işçi ücreti gibi, borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olup, özel niteliği gereği, doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar.

FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Borçlar hukuku dogmatiğinde takas (compensatio) karşılıklı ve aynı cinsten iki borcun, taraflardan birinin tek taraflı irade beyanıyla sona erdirilmesidir (TBK m. 139). Kural olarak, takas hakkı muaccel her alacak için serbestçe kullanılabilir. Ancak kanun koyucu, zayıf durumda olan alacaklının bedensel ve ekonomik varlığını sürdürebilmesi veya ağır haksızlıklara karşı korunması amacıyla, TBK Madde 144 ile bu tek taraflı tasfiye silahına kesin sınırlar çizmiştir. Hükme göre; "(1) Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar, (2) Haksız fiil sonucu kasten verilen zararlardan doğan alacaklar, (3) Nafaka ve işçi ücreti gibi, alacaklının ve ailesinin geçimi için mutlak surette zorunlu olan alacaklar" ancak alacaklının rızasıyla takas edilebilir.

Bu genel hükmün Özel Hükümlerdeki Ön Alım Hakkı (TBK m. 237 vd.) ile kesişimi muazzam kuramsal meseleler yaratır. Sözleşmeden doğan ön alım hakkı, taşınmaz malikinin o taşınmazı bir üçüncü kişiye satması hâlinde, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanıyla o taşınmazın alıcısı olma yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. Hak kullanıldığında, malik ile ön alım hakkı sahibi arasında, üçüncü kişiyle yapılan satış sözleşmesiyle aynı şartlara sahip yeni bir satış sözleşmesi kurulur ve ön alım hakkı sahibinin "satış bedelini (semen) ödeme borcu" doğar.

İşte sistematik çatışma tam burada başlar: Ön alım hakkını kullanan (ve satış bedeli borçlusu olan) kişi, malikin kendisine önceden kasten verdiği bir zarardan (haksız fiil) doğan tazminat alacağına sahipse; yahut malik (satıcı) ön alım hakkını kullanan işçisine ödemediği işçi ücretlerini (TBK m. 144/3) bu satış bedeli borcuyla takas etmeye kalkarsa ne olacaktır? TBK m. 144'ün emredici kalkanı, gayrimenkul hukukunun o ağır tasfiye sürecine bile dur diyecek güce sahiptir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

TBK m. 144'teki takas yasakları ile ön alım hakkının teorik mimarisini bütünüyle kavrayabilmek için, bu kavramların Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz'ün eserleri ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:

A. Kasten Verilen Zararlardan Doğan Alacaklar (TBK m. 144/2): Bir kişinin, diğerine kasten (bilerek ve isteyerek) haksız fiil neticesinde bir zarar vermesi durumunda doğan tazminat alacağı, zarar görenin rızası olmadan takas edilemez. Sisteminizdeki haksız fiil ve manevi tazminat eserlerinde detaylıca incelendiği üzere; failin kusurunun ağırlığı (kasıt) hem maddi hem de manevi tazminatın belirlenmesinde veya cezaî işlevinde (önleme/prävention) kritik bir rol oynar. Fail, "Seni kasten yaraladım ve sana 100.000 TL tazminat borcum var, ancak senin de bana eskiden kalan bir ticari borcun vardı, bunu takas ediyorum" diyemez. Kanun, kasten zarar verenin bu borcu cebinden "nakden" ödeyerek o acıyı (yaptırımı) hissetmesini emreder. Kast dışındaki (taksir / ihmal) haksız fiillerden doğan alacaklar ise pekâlâ takas edilebilir.

B. Geçim İçin Zorunlu Alacaklar (TBK m. 144/3): Nafaka ve işçi ücreti gibi alacaklar, kişinin biyolojik ve ekonomik varlığını sürdürebilmesi için hayati öneme sahiptir. Bu alacakların takası, alacaklının rızasına bağlanarak borçlunun yaşam hakkı güvence altına alınmıştır. Bir işveren, işçisinin ücretini, işçinin kendisine verdiği bir zararla veya şirkete olan borcuyla (işçinin rızası hilafına) takas edemez (İş Kanunu m. 35'teki kısıtlamalar saklıdır).

C. Tevdi (Emanet) Edilmiş Eşya Alacakları (TBK m. 144/1): Güven ilişkisine dayalı olarak birine emanet edilen şeyin iadesi veya bedeli, emanet edenin onayı olmadan takas edilemez. Aksi takdirde, saklama sözleşmeleri fiilî bir haciz ve el koyma aracına dönüşür.

D. Ön Alım Hakkı (Vorkaufsrecht): Özel hükümlerde yer alan bu hak, niteliği itibarıyla hak sahibine "başkasının kurduğu bir hukuki ilişkinin içine girerek, o malı aynı şartlarla satın alma" gücü verir. Şerh edilirse ayni etki kazanır (TMK m. 735). Ön alım hakkının kullanılması, malikin üçüncü kişiyle yaptığı satış sözleşmesinin varlığına ve geçerliliğine bağlıdır. Eğer malik ile üçüncü kişi arasındaki satış muvazaalı ise, ön alım hakkı işlemez.

3. Sistematik İlişkiler

TBK m. 144'teki takas yasakları ile Özel Hükümlerdeki ön alım hakkı; Borçlar Kanunu'nun muvazaa (TBK m. 19) genel işlem koşulları (TBK m. 20 vd.) ve haksız fiil mimarisiyle son derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:

A. Ön Alım Hakkını Engellemek İçin Bedelde Muvazaa ve Takas İddiası: Ön alım hakkının kullanılmasını engellemek isteyen satıcı ve üçüncü kişi (alıcı) tapuda satış bedelini gerçekte olduğundan çok yüksek gösterirler (Bedelde Muvazaa). Sisteminizdeki muvazaa eserlerinde hararetle tartışıldığı üzere; muvazaalı işlemlerde taraflar gerçek iradelerini yansıtmayan görünürde bir işlem tesis ederler. Ön alım hakkı sahibi, bedelde muvazaa olduğunu ispatlarsa, hakkını gerçek (düşük) bedel üzerinden kullanır. Peki, malik (satıcı) şöyle bir savunma yaparsa ne olur? "Biz bedeli yüksek göstermedik, alıcı (üçüncü kişi) bana kasten zarar vermişti (haksız fiil) 500.000 TL tazminat borcu vardı. Evi 1 Milyon TL'ye sattım, 500.000 TL'sini bu kasten verilen zarar alacağıyla takas ettik." İşte burada TBK m. 144/2 devreye girer. Kasten verilen zararlardan doğan alacaklar, ancak alacaklının (zarar gören malikin) rızasıyla takas edilebilir. Malik rıza gösterdiğine göre bu takas geçerlidir. Ancak ön alım hakkı sahibi, bu "haksız fiil ve takas" kurgusunun sırf ön alım bedelini şişirmek için yaratılmış bir "nispi muvazaa" (TBK m. 19) olduğunu ispatlayarak, tapudaki şişirilmiş takas bedelini hükümsüz kılabilir.

B. Bankaların Genel İşlem Koşulları (GİK) ile İşçi Ücretlerine Fiilî Takas Uygulaması: Uygulamada TBK m. 144'ün en çok delindiği yer, kredi kartı veya kredi borcu olan işçilerin maaş hesaplarına bankalar tarafından konulan otomatik takas/mahsup kayıtlarıdır. Bankalar, açtıkları maaş hesaplarına ilişkin sözleşmelere "Müşterinin bankamıza olan tüm borçları, maaş hesabındaki bakiyeden re'sen takas ve mahsup edilebilir" şeklinde hükümler koyarlar. Sisteminizdeki Genel İşlem Koşulları (GİK) eserlerinde detaylıca incelendiği üzere; önceden ve tek taraflı olarak hazırlanıp karşı tarafa sunulan bu hükümler, şaşırtıcı nitelikteyse yazılmamış sayılır (TBK m. 21) veya dürüstlük kuralına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine dengeyi bozuyorsa kesin hükümsüzdür (TBK m. 25). Üstelik bu GİK kuralı, doğrudan TBK m. 144/3'teki "işçi ücreti takas edilemez" emredici hükmüne aykırıdır. Yargıtay'ın da kabul ettiği üzere, işçi bu maaş haczi/takası klozuna başlangıçta matbu sözleşmeyle (GİK) rıza göstermiş olsa bile, bu rıza geçersizdir; zira zayıf tarafı koruyan emredici hükümler (TBK 144) genel işlem koşullarıyla bertaraf edilemez.

C. Haksız Fiillerde Kusurun Türü (Kast/Taksir) ve Takas Yasağının Keskin Sınırı: TBK m. 144/2, takas yasağını sadece "kasten" verilen zararlara hasretmiştir. Sisteminizdeki haksız fiilde hukuka aykırılık ve kusur eserlerinde vurgulandığı gibi; hukuka aykırı eylemi gerçekleştirerek zarara yol açan fail, kast (bilerek ve isteyerek) veya taksir (özen yükümlülüğüne aykırılık) ile hareket etmiş olabilir. Şayet bir trafik kazasında (taksirli eylem) zarar meydana gelmişse, bu zarardan doğan alacak TBK m. 144 kapsamına girmez ve zarar görenin rızası olmaksızın pekâlâ takas edilebilir. Sorumluluk hukukunun önleme (caydırıcılık) işlevi, sadece kasti fiillerde takası yasaklayarak ağırlaştırılmış bir cezaî etki yaratmıştır.

4. Pratik Olay Analizleri

Takas yasağının sınırlarını, ön alım hakkındaki bedel uyuşmazlıklarını ve genel işlem koşullarının emredici normlarla çatışmasını test etmek adına şu iki laboratuvar vakayı inceleyelim:

Olay 1 (Ön Alım Hakkı ve Kasten Verilen Zararda Takas Def'i): (A) kardeşi (B) ile paylı mülkiyette sahip olduğu arsadaki payını, aralarında husumet bulunan (C)'ye 2 Milyon TL'ye satar. Paydaş (B) kanuni ön alım hakkını (TMK m. 732) kullanmak ister. Ancak (B)'nin (C)'ye karşı, geçmişte (C)'nin kendisini kasten yaralaması neticesinde kazandığı ve kesinleşmiş 500.000 TL'lik manevi tazminat alacağı vardır. (B) mahkemeye başvurarak, "Ön alım hakkımı kullanıyorum, ödemem gereken 2 Milyon TL'lik bedelin 500.000 TL'sini, (C)'den olan kasten yaralama (haksız fiil) alacağımla takas ediyorum, kalan 1,5 Milyon TL'yi depo edeceğim" der. (C) ise "Kasten verilen zararlarda takas yasaktır (TBK m. 144/2) rızam yoktur" diyerek itiraz eder. Dogmatik Analiz: Bu vaka, hukuki kavramların avamca (cahilce) tersyüz edilmesinin bir örneğidir. TBK m. 144/2'deki takas yasağı, "kasten zarar veren borçlunun" bu borcunu tek taraflı olarak takas etmesini engellemek için konulmuştur. Korunan kişi zarar görendir (alacaklıdır). Somut olayda (B) kasten yaralanan (zarar gören) kişidir ve alacaklıdır. (B) kendi alacağını (aktif alacak) ön alım hakkından doğan bedel borcuyla takas etmektedir. Kanun, zarar görenin (B'nin) takas hakkını kullanmasını yasaklamaz; failin (C'nin) rızasına da ihtiyaç yoktur. (B)'nin ön alım bedelini takasla denkleştirmesi tamamen hukuka uygundur. (C)'nin TBK m. 144'e dayanan itirazı dogmatik olarak absürttür ve reddedilecektir.

Olay 2 (İşçi Ücretinin Takas Yasağı ve GİK Kalkanı): İşçi (X) çalıştığı Fabrika (Y)'den istifa eder. İçeride kalan 3 aylık birikmiş ücretini (50.000 TL) talep eder. Fabrika (Y) ise, işe girerken (X)'e imzalattığı matbu iş sözleşmesinin 18. maddesine dayanarak: "İşçi (X)'in, görev yaparken kullandığı şirket aracında dikkatsizliği (taksir) nedeniyle yarattığı 50.000 TL'lik hasar bedeli, işçi ücretinden re'sen takas edilmiştir" beyanında bulunur. Dogmatik Analiz: İş hukukundaki sınırlamaların (İş Kanunu m. 35) yanı sıra, borçlar hukuku ekseninde burada iki temel müessese çarpışmaktadır. Fabrika (Y)'nin takas beyanı, kural olarak TBK m. 144/3'teki "işçi ücreti mutlak surette borçlunun geçimi için zorunludur ve rızasız takas edilemez" emredici hükmüne takılır. Fabrika (Y)'nin, sözleşmenin 18. maddesindeki matbu rıza (GİK) beyanına sığınması ise sisteminizdeki GİK eserlerinde açıklandığı üzere, zayıf tarafı (işçiyi) sözleşmenin başında sömüren ve TBK m. 21 (yazılmamış sayılma) ile m. 25 (kesin hükümsüzlük) giyotinine çarpan geçersiz bir klozdan ibarettir. İşçinin baştan, genel işlem koşuluyla takas yasağından feragat etmesi, TMK m. 2 dürüstlük kuralına aykırıdır. Fabrika (Y)'nin takas savunması reddedilecek, işçi (X) ücretini nakden alacak, (Y) ise araç hasarı için ayrıca dava açmak zorunda kalacaktır.

5. Pratik Uygulama Notları

TBK m. 144 yasaklarının ve ön alım hakkı sözleşmelerinin usul hukukunda (HMK) sözleşme mimarisinde (Legal Drafting) ve uyuşmazlık tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken stratejik boyutları şunlardır:

1. Mahkemede Takas Yasağının İleri Sürülmesi: Avukatların en sık düştüğü usuli hata, karşı taraf bir takas defi ileri sürdüğünde, buna karşı TBK m. 144'ü resen hâkimin dikkate alacağını sanmaktır. Şayet davalı "Takas ediyorum" derse, davacının derhâl (cevaba cevap dilekçesinde) "Bu alacak mutlak surette geçimim için zorunludur (TBK m. 144/3) veya emanettir, rızam yoktur" şeklinde bir "karşı itiraz/def'i" ileri sürmesi ve bu durumu (örneğin başka geliri olmadığını) ispatlaması gerekir. Hâkim, alacağın niteliğinin (örneğin nafaka) takas yasağına girdiğini kendiliğinden görebilse de, "geçim için zorunluluk" veya "haksız fiilin kasti niteliği" tartışılabiliyorsa, bu husus mutlaka taraflarca ileri sürülmelidir.

2. Sözleşmelerde Takas Yasağından Feragat Klozu Tasarımı: Bankalar, faktoring şirketleri veya işverenler, TBK m. 144'ü aşmak için sözleşmelere "Müşteri/İşçi, TBK m. 144 kapsamındaki takas yasaklarından peşinen feragat ettiğini ve her türlü ücret/mevduat alacağının banka tarafından serbestçe takas edilebileceğini açıkça kabul eder" yazarlar. Avukatlar bilmelidir ki, kanunun emredici (zayıfı koruyucu) hükümlerinden önceden yapılan bu tür feragatler, hem GİK (TBK 20 vd.) denetimi kapsamında geçersizdir hem de ahlaka aykırılık (TBK m. 27) oluşturur. Bu klozlar, uyuşmazlık anında yargı önünde tamamen etkisizdir. Rıza, ancak takasın yapılacağı an (ex post) veya borç doğduktan sonra verilirse geçerli olur.

3. Ön Alım Hakkı Bedelinin Depo Edilmesi: Bir ön alım hakkı davasında (TMK m. 734) davacı (hak sahibi) mahkemenin belirleyeceği süre içinde satış bedelini nakden depo etmek zorundadır. Şayet davacı, satıcıdan olan alacağını (takas ederek) bedelden indirmek istiyorsa, bu takas iradesini davanın başında "bedel tenzili (takas defi)" olarak açıkça ileri sürmeli ve bu hususun mahkemece ara karara (depo kararına) yansıtılmasını sağlamalıdır. Depo kararı kesinleştikten sonra takas iddiası yargılamayı çıkmaza sokar.

6. Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan daireleri (özellikle 3. Hukuk, 9. Hukuk ve 11. Hukuk Daireleri) TBK m. 144 uyarınca "Takas Yasakları"nı son derece katı (zayıf taraf lehine) ve "Ön Alım Hakkında Bedelde Muvazaa" iddialarını ise şüpheci bir içtihat politikasıyla değerlendirmektedir.

İşçi Ücretlerinin ve Banka Hesaplarının Takası hususunda Yargıtay 9. ve 11. Hukuk Dairelerinin (Sisteminizdeki GİK ilkeleriyle tam uyumlu olan) klasikleşmiş yaklaşımında şu dogmatik kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 144. maddesi uyarınca, işçi ücreti gibi alacaklının geçimi için mutlak surette zorunlu olan alacaklar, alacaklının rızası olmaksızın takas edilemez. Somut uyuşmazlıkta davalı banka, davacı işçinin maaş hesabına yatan ücretini, işçinin bankaya olan kredi kartı borcuyla re'sen takas ve mahsup etmiştir. Banka savunmasını, kredi kartı sözleşmesinde yer alan 'banka tüm hesaplar üzerinde re'sen takas yetkisine sahiptir' şeklindeki matbu hükme dayandırmıştır. Oysa tek taraflı ve müzakere edilmeden hazırlanan bu genel işlem koşulları (TBK m. 20-25) ile kanunun emredici nitelikteki takas yasağı (TBK m. 144) aşılamaz. Maaşın haczinde ve takasında yasal sınırlar saklı kalmak kaydıyla, işçinin açık ve sonradan verilmiş rızası bulunmaksızın yapılan bu takas işlemi geçersizdir ve bankanın parayı iade etmesi yasaya uygundur.".

Ön Alım Hakkı ve Bedelde Muvazaa hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yönelimi şöyledir: "Ön alım hakkının kullanılmasını önlemek için tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterilmesi (bedelde muvazaa) hâlinde, ön alım hakkı sahibi bu muvazaayı her türlü delille (tanık dâhil) ispat edebilir. Zira ön alım hakkı sahibi, satış sözleşmesinin tarafı değil, muvazaa nedeniyle zarar gören üçüncü kişi konumundadır. Muvazaa ispatlandığı takdirde, ön alım hakkı tapuda yazılı şişirilmiş bedel üzerinden değil, mahkemece tespit edilecek gerçek (düşük) satış bedeli üzerinden kullandırılır.".

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Borçlar Kanunu'nun 144. maddesinde vücut bulan Takas Yasakları rejimi ile bunun sözleşmeler hukukundaki (ve ön alım hakkı gibi) yansımaları, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman, Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Kasten Verilen Zararlardaki Takas Yasağının İntikamcı Doğası" ve "Sözleşme Özgürlüğünün Daraltılması" bağlamında çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.

Birinci ve en sert felsefi eleştiri, TBK m. 144/2'de Düzenlenen "Kasten Verilen Zararlarda Takas Yasağı"nın, Özel Hukukun Denkleştirici Adalet Amacından Saparak "Cezalandırıcı (İntikamcı)" Bir İhlale Dönüşmesidir. Oğuzman/Öz ve Eren'in öğretilerinde de haklı olarak sorgulandığı üzere; özel hukuk (tazminat hukuku) ceza hukuku gibi faili cezalandırmayı değil, mağdurun malvarlığındaki eksilmeyi yerine koymayı (denkleştirmeyi) hedefler. Fail kasten de zarar verse, taksirle de zarar verse, ortaya çıkan zarar malvarlıksaldır. Eğer failin elinde, zarar görenden tahsil edemediği ve muaccel olmuş başka bir alacağı varsa, bu iki borcun mahsup (takas) edilmesi usul ekonomisinin ve dürüstlük kuralının (TMK m. 2) gereğidir. Kanun koyucunun, "Kasten zarar veren kişi bu acıyı cebinden nakit çıkararak ödesin, elindeki alacakla takas edemesin" şeklindeki ahlaki/psikolojik (Nietzschevari bir borç-suç) yaklaşımı, borçlar hukukunun maddi tasfiye mekanizmasıyla çelişir. Rona Serozan'ın eserlerinde de işaret edildiği gibi; kasten zarar vereni cezalandırmak ceza hukukunun işidir; özel hukuk, tarafların alacak-verecek bilançosunu gereksiz tahsilat/icra süreçlerine boğmamalı, takasın o pratik ve hızlı tasfiye gücünü sırf "kasıt" var diye engellememelidir. Bu hüküm, Roma hukukundan kalma arkaik bir ahlakçı kalıntıdır.

İkinci dogmatik eleştiri, Sisteminizdeki "Sözleşme Özgürlüğünün Sınırlandırılması" ve "Genel İşlem Koşullarının Denetlenmesi" makalelerinde tartışılan irade muhtariyeti krizine ilişkindir. Geçim İçin Zorunlu Alacaklardaki (TBK m. 144/3) Takas Yasağından Peşinen Feragat Edilememesinin, Tacirler Arası veya Profesyonel İşlemlerde Yarattığı Finansal Tıkanıklıktır. İşçi ile işveren arasındaki koruma anlaşılabilirdir; ancak serbest çalışan profesyoneller (örneğin doktorlar, avukatlar veya küçük esnaflar) da "geçim için zorunlu alacak" (örneğin vekâlet ücreti) kisvesine sığınarak, karşı tarafın geçerli takas beyanlarını bertaraf etmeye çalışmaktadırlar. Hukukun, korumacılık (Paternalizm) adına yetişkin, basiretli ve kendi finansal riskini alabilen aktörlerin "Ben bu alacağımı ileride doğacak borçlarımla takas etmeyi şimdiden kabul ediyorum" şeklindeki iradesini (GİK giyotiniyle) baştan yok sayması, sözleşme özgürlüğü (Privatautonomie) ilkesini boğmaktadır. Nomer ve Eren'in eserlerinde de vurgulandığı üzere; koruyucu normlar, tacirler ve profesyoneller arası ilişkilerde daha esnek yorumlanmalı (Teleolojik Redüksiyon uygulanmalı) ve her takas klozuna "kesin hükümsüzlük" veya "yazılmamış sayılma" damgası vurulmamalıdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.

Kullanılan kaynaklar:

  • Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
  • Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 144'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
  • Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
  • Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 216.

Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 144. madde metnine dayanır.

Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.

Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.