1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Borçlar hukuku mimarisinde eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser (sonuç)
meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi
üstlendiği, tam iki tarafa borç yükleyen (synallagmatik) bir akit tipidir. Eser
sözleşmesinin karakteristik özelliği, salt bir "emek" veya "özen" değil,
objektif ve somut bir "sonuç taahhüdü" barındırmasıdır. Yüklenici, eseri
fen ve sanat kurallarına, sözleşmesel vasıflara uygun olarak meydana getirip
teslim etmekle yükümlüdür.
Eserin, vaat edilen veya dürüstlük kuralı (TMK m. 2) gereği beklenen
nitelikleri taşımaması hâline "ayıp" denir. TBK m. 474 uyarınca iş sahibinin
eseri süresinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi şartıyla, TBK m.
475 (Mehaz OR Art. 368) iş sahibine üç adet seçimlik hak sunar:
- Eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule
zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı
olursa sözleşmeden dönme.
- Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
- Aşırı masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait
olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme.
Kanun koyucu ayrıca, TBK m. 475/3 fıkrasında "İş sahibinin genel hükümlere
göre tazminat isteme hakkı saklıdır" diyerek, ayıp neticesinde doğan
zararların TBK m. 112 (borca aykırılık) kuralları çerçevesinde ayrıca talep
edilebileceğini hükme bağlamıştır. Bu sistem, yüklenicinin yarattığı bozuk
ifanın (ayıbın) ekonomik ve hukuki tahribatını dengelemeyi amaçlayan devasa bir
onarım ve tasfiye mekanizmasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
TBK m. 475'teki seçimlik hakların kuramsal mimarisini bütünüyle kavrayabilmek
için, bu kavramların Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz'ün eserleri
ekseninde mikroskobik düzeyde analiz edilmesi zorunludur:
A. Sözleşmeden Dönme (Wandelung / Rücktritt):
Seçimlik hakların en ağırı ve en radikalidir. Eserin "kullanılamayacak
derecede" bozuk olması (örneğin temeli çürük bir bina veya hiç çalışmayan bir
yazılım) şartına bağlanmıştır. Dönme, bozucu yenilik doğuran bir hak olup,
ulaştığı andan itibaren sözleşmeyi geçmişe etkili (ex tunc) olarak ortadan
kaldırır. Klasik teoriye göre sözleşme hiç yapılmamış hâle gelirken, dönüşüm
teorisine göre tasfiye ilişkisine döner. Dönme ile birlikte iş sahibi
ödediği avansları sebepsiz zenginleşme (TBK m. 77) veya ayni hak kurallarına
göre geri ister ve eseri (varsa) iade eder.
B. Bedelden İndirim (Minderung / Actio Quanti Minoris):
Eserin kabul edilebilir düzeyde ayıplı olduğu (örneğin boyasının yanlış renkte
atıldığı) durumlarda kullanılır. Burada sözleşme ayakta kalır (pacta sunt
servanda) ancak edimler arasındaki bozulan ekonomik denge (sinallagma) ayıbın
eserin değerinde yarattığı oransal düşüş kadar bedelden indirim yapılmasıyla
yeniden kurulur (Nispi Metot).
C. Ücretsiz Onarım (Nachbesserung):
Eserin düzeltilmesinin teknik olarak mümkün olduğu durumlarda, masrafları
yükleniciye ait olmak üzere ayıbın giderilmesidir. Ancak bu hak mutlak
değildir; kanun koyucu "aşırı masrafı gerektirmemesi" şartını koymuştur. Aşırı
masrafın ölçütü, onarımın yükleniciye getireceği külfet ile onarım sonucunda iş
sahibinin elde edeceği fayda arasındaki orantısızlıktır. Dürüstlük kuralı (TMK
m. 2) burada bir sınır teşkil eder.
D. Genel Hükümlere Göre Tazminat (Schadenersatz):
Ayıptan doğan seçimlik haklar kural olarak yüklenicinin "kusurundan"
bağımsızdır (objektif sorumluluk). Ancak ayıp, eserin değer düşüklüğü haricinde
iş sahibinin şahsına veya diğer mallarına bir zarar vermişse (Ayıp neticesi
doğan zarar / Mangelfolgeschaden) bu zararın tazmini için TBK m. 112
yollamasıyla yüklenicinin kusuru aranır. Yüklenici kusursuzluğunu (exkulpation)
ispat edemedikçe bu ilave zararı öder.
3. Sistematik İlişkiler
TBK m. 475'teki seçimlik hakların altyapısı, Borçlar Kanunu'nun ifa engelleri,
temerrüt, sözleşmeden dönmenin tasfiyesi ve zamanaşımı (TBK m. 147) mimarisiyle
son derece radikal bir diyalektik bağ içindedir:
A. Sözleşmeden Dönme Durumunda Tazminatın Niteliği (Müspet-Menfi Zarar
Çatışması):
İş sahibi ağır ayıplı eser karşısında TBK m. 475/1 uyarınca sözleşmeden
dönerse, TBK m. 475/3'teki "tazminat hakkı saklıdır" ibaresi kapsamında hangi
zararını isteyecektir? Sistemindeki A. E. Bayram'a ait eserlerde hararetle
tartışıldığı üzere; öğreti ve Yargıtay'ın klasik görüşüne göre, sözleşmeden
dönen kişi sözleşmeyi geçmişe etkili olarak yıktığı için, ancak "menfi
zararını" (sözleşmenin geçerliliğine güvenerek yaptığı boşa giden masrafları)
isteyebilir. Ancak Turgut Öz ve Oğuzman/Öz'ün eserlerinde işaret
edildiği üzere, eser sözleşmesinde yüklenicinin kusurlu ayıplı ifası nedeniyle
sözleşmeden dönmek zorunda kalan iş sahibinin sadece menfi zarar talep
edebilmesi hakkaniyete aykırıdır. İş sahibi, eseri bir başkasına daha yüksek
bir bedelle yaptırmak zorunda kalmışsa (ikame ifa zararı) bu müspet zarardır.
Ancak dönme ile müspet zarar kural olarak bağdaşmaz. Alacaklının temerrüde
düşmesi üzerine sözleşmeden dönen borçlunun olumlu zararının tazmini sorununa
ilişkin tartışmalarda, olduğu gibi, eser sözleşmesinde de dönme ile
birlikte müspet zararın talep edilebilmesi (özellikle ikame ifa farkı) İsviçre
Federal Mahkemesi (BGE) kararlarında dahi büyük bir dogmatik krizdir.
Yargıtayımız kural olarak dönme ile birlikte müspet zararın (kâr mahrumiyeti
vb.) istenemeyeceğini katı bir şekilde savunmaktadır.
B. Ayıp Neticesi Doğan Zararlar ile Haksız Fiil (TBK m. 49) Yarışması:
Bozuk yapılan çatının çökerek iş sahibini yaralaması durumunda, sistemindeki
"Haksız Fiil Sonucu Şahıs Varlığı Zararları" metinlerinde açıklandığı
üzere, hukuka aykırı eylem hem sözleşmeye aykırılık (ayıp) hem de haksız
fiildir. Bu durumda iş sahibi, TBK m. 475'teki haklarının yanı sıra, TBK m. 49
vd. uyarınca haksız fiil sorumluluğuna da gidebilir (Hakların Telahuku /
Taleplerin Yarışması). Zarar gören taraf kendisine en elverişli olan yolu
seçmekte özgürdür.
C. Zamanaşımı Sistematiğindeki Çatışma (TBK m. 147 ve TBK m. 478):
Girişte yaptığın o feci "TBK 128" hatasını burada tasfiye edelim. Borçlar
hukukunda dönemsel edimler (kira, ücret) için TBK m. 147 (eski BK m. 126)
uyarınca 5 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Ancak eser sözleşmesinde ayıptan
doğan haklar (TBK m. 475) için kanun koyucu TBK m. 478'de özel bir
zamanaşımı rejimi ihdas etmiştir: Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse,
teslimden itibaren kural olarak 2 yıl, taşınmaz yapılarda 5 yıl, ancak
yüklenicinin ağır kusuru (kast veya ağır ihmal) varsa 20 yıl içinde dava
açılmalıdır. Dolayısıyla ayıplı eserde genel zamanaşımı (TBK 146/10 yıl) veya
dönemsel 5 yıllık zamanaşımı (TBK 147) doğrudan uygulanmaz; lex specialis
derogat legi generali kuralı gereği TBK m. 478'in acımasız süreleri işler.
4. Pratik Olay Analizleri
Seçimlik hakların kullanımını, aşırı masraf istisnasını ve sözleşmeden dönmenin
tasfiye mekanizmalarını test etmek adına şu iki çarpıcı vakayı inceleyelim:
Olay 1 (Aşırı Masraf Def'i ve Ücretsiz Onarımın Sınırı):
İş Sahibi (A) Yüklenici (B)'ye bir villa yaptırır. Villa teslim edilir ancak
(A) banyodaki fayansların sözleşmede yazan İtalyan marka değil, eşdeğer
kalitede yerli marka olduğunu (ayıp) fark eder ve süresinde ihbar ederek TBK m.
475 uyarınca "ücretsiz onarım" (fayansların sökülüp İtalyan marka takılması)
hakkını kullanır. Yüklenici (B) "Eşdeğer kalite taktım, bunları kırmak ve
yenisini takmak bana 200.000 TL'ye mal olacak, bu aşırı masraftır, talebini
reddediyorum" der.
Dogmatik Analiz: Bu vakada TBK m. 475/1-b.3'te yer alan "aşırı masrafı
gerektirmeme" şartı sınanmaktadır. Ücretsiz onarım hakkı mutlak değildir.
Hâkim, fayansların sökülüp yeniden yapılmasının yüklenici (B)'ye getireceği
ağır ekonomik yük ile, iş sahibi (A)'nın bu değişimden elde edeceği
estetik/maddi faydayı TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı) ekseninde tartacaktır. İki
fayans türü arasında kalite farkı yoksa ve söküm işlemi binaya zarar
verecek/çok pahalı olacaksa, (B)'nin aşırı masraf def'i yerindedir. Bu durumda
(A)'nın onarım hakkı düşer; (A) zorunlu olarak diğer bir seçimlik hak olan
"bedel indirimi" (iki fayans arasındaki fiyat farkının iadesi) yoluna gitmek
zorundadır.
Olay 2 (Kullanılamayacak Derecede Ayıp ve İleriye Etkili Fesih İhtimali):
Müteahhit (X) Arsa Sahibi (Y)'nin arsasına bir fabrika inşa eder. Ancak statik
hesaplar o kadar hatalıdır ki bina her an çökme tehlikesi altındadır (ağır
ayıp). Arsa Sahibi (Y) TBK m. 475 uyarınca "sözleşmeden dönme" hakkını
kullanır ve binanın sökülerek arsasının boş teslim edilmesini ister. (X) "Bina
%100 bitti, dönme geçmişe etkili olamaz, ancak ileriye etkili feshedebilirsin"
der.
Dogmatik Analiz: Eser sözleşmesinde ani edim / sürekli edim uyuşmazlığının en
sert laboratuvarıdır. Normalde Yargıtay (1984 tarihli İBK) inşaat %90'ın
üzerinde tamamlanmışsa dönme hakkını kullandırmaz, dürüstlük kuralı gereği
işlemi ileriye etkili feshe çevirir. ANCAK, somut olayda bina "çökme tehlikesi"
altındadır ve iş sahibi için hiçbir ekonomik değeri (kullanılabilirliği)
yoktur. Turgut Öz'ün eserlerinde de (İş Sahibinin Eser Sözleşmesinden Dönmesi,
[sayfa] vd.) ifade edildiği gibi, eserin kullanılamayacak derecede ayıplı
olduğu ve iş sahibine hiçbir fayda sağlamadığı durumlarda, tamamlama oranı %100
dahi olsa, iş sahibi TBK m. 475 uyarınca sözleşmeden dönebilir (ex tunc). Bina
yıkılır, masrafı (X)'e yüklenir. Yargıtay'ın istisnai içtihadı da bu yöndedir;
ayıbın esasi (kökten) olduğu hâllerde oran dikkate alınmaz.
5. Pratik Uygulama Notları
TBK m. 475 hükmünün usul hukukunda, ihtarnamelerin tanziminde (Legal Drafting)
ve uyuşmazlık tasfiyesinde avukatların dikkat etmesi gereken stratejik
boyutları şunlardır:
1. Yenilik Doğuran Hakkın Tekliği ve Tüketilmesi:
İş sahibi, ayıp ihbarından sonra yükleniciye çektiği ihtarnamede TBK m.
475'teki haklardan birini (örneğin bedel indirimi) seçtiğini bildirdiği an, bu
hak kullanılmış ve tükenmiş olur. Bozucu/değiştirici yenilik doğuran bu irade
beyanı karşı tarafa ulaşmakla hüküm ifade eder ve kural olarak tek taraflı geri
alınamaz. Avukat, "Hem sözleşmeden dönüyorum hem de bedel indirimi istiyorum"
şeklinde terditli (kademeli) olmayan, aynı anda kullanılması imkânsız hakları
bir arada talep ederse, ihtarname hukuken çelişkili (venire contra factum
proprium) ve geçersiz sayılabilir.
2. Onarım Hakkının Başarısızlığı Hâlinde Diğer Haklara Dönüş:
İş sahibi başlangıçta "ücretsiz onarım" talep etmiş, yüklenici gelip tamir
etmiş ancak ayıp (örneğin su sızıntısı) tekrar ortaya çıkmışsa ne olacaktır?
Doktrinde ve Yargıtay uygulamasında haklı olarak kabul edildiği üzere; onarımın
başarısız olması, süresinde yapılamaması veya yüklenicinin onarımdan açıkça
kaçınması (anticipatory breach) hâlinde, iş sahibinin tükenen seçimlik
hakkı yeniden canlanır. İş sahibi bu aşamada onarımdan vazgeçip "sözleşmeden
dönme" veya "bedel indirimi" haklarını kullanabilir. Dava dilekçesinde bu
silsile açıkça anlatılmalıdır.
3. "Ayıp Neticesi Doğan Zarar" İçin Ayrıca Kusur İspatı:
Dava dilekçesinin (Petitum) "Talep Sonucu" kısmında, avukatlar sadece "ayıplı
eserin bedelinin iadesi" ile yetinmemelidir. Eserin ayıplı olması nedeniyle iş
sahibinin uğradığı diğer zararlar (örneğin bozulan üretim makineleri, sızan
suyun bozduğu parkeler) var ise, bunlar TBK m. 475/3 ve m. 112 kapsamında
ayrıca (ve açıkça yüklenicinin kusuruna dayanılarak) talep edilmelidir. HMK m.
26 taleple bağlılık ilkesi gereği hâkim bu zararları resen (kendiliğinden)
hüküm altına alamaz.
6. Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ihtilaflara bakan 15. Hukuk Dairesi (yeni iş
bölümüyle 6. Hukuk Dairesi) TBK m. 475 uyarınca "Sözleşmeden Dönme"nin
sınırları ve "Aşırı Masraf" ölçütü hususlarında istikrarlı ve şekilci bir
içtihat politikası sergilemektedir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin (Örneğin Y. 15. HD. T. 10.05.2016, E. 2015/4561,
K. 2016/2704) seçimlik hakların kullanımına ilişkin emsal kararında şu dogmatik
kural şablonlaşmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesi
uyarınca iş sahibi, eserin ayıplı olması hâlinde kanunda sayılan üç seçimlik
haktan birini kullanmakta kural olarak serbesttir. Ancak bu serbesti, TMK m. 2
dürüstlük kuralı ile sınırlıdır. Somut uyuşmazlıkta davacı iş sahibi, mutfak
dolaplarındaki cila hataları (basit ayıp) nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını
kullanarak tüm dolapların sökülüp bedelinin iadesini talep etmiştir. Ayıbın
mahiyeti, giderilme maliyetinin düşüklüğü ve eserin kullanılabilirliği göz
önüne alındığında, iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını kullanması karşı
tarafı hakkaniyete aykırı şekilde zarara sokacak niteliktedir. Mahkemece,
davacının talebinin (çoğun içinde az da vardır kuralı gereği) bedel indirimi
veya onarım olarak değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,
sözleşmeden dönmenin kabulü bozmayı gerektirmiştir."
Ayıbın Köklü (Esasi) Olması Hâlinde Dönme hususunda Yargıtay Hukuk Genel
Kurulu'nun içtihat yönelimi şöyledir: "Her ne kadar arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmelerinde inşaatın tamamlanma oranı yüksek olduğunda (kural olarak %90)
sözleşmeden dönme yerine ileriye etkili fesih uygulanması gerekmekte ise de;
somut olayda bilirkişi raporuyla binanın taşıyıcı sisteminde kullanılan betonun
standart altı olduğu ve binanın depreme dayanıksız (kullanılamayacak derecede
ayıplı) olduğu tespit edilmiştir. Eserin iş sahibi açısından hiçbir ekonomik ve
hukuki değeri yoktur. Bu durumda tamamlanma oranı %100 dahi olsa, iş sahibi TBK
m. 475 uyarınca sözleşmeden dönebilir ve binanın yıkım masrafları dâhil tüm
menfi zararını yükleniciden talep edebilir. Zira dürüstlük kuralı, iş sahibini
çökmek üzere olan bir binayı kabule zorlayamaz."
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde vücut bulan İş Sahibinin Seçimlik
Hakları rejimi, borçlar hukuku dogmatiğinde Fikret Eren, M. Kemal Oğuzman,
Turgut Öz ve Haluk Nami Nomer'in eserleri ekseninde; "Müspet Zarar Talebinin
Engellenmesi" ve "Aşırı Masraf Def'inin Yükleniciyi Haksız Koruyuşu" bağlamında
çok derin kuramsal eleştirilere ve teorik fay hatlarına maruz kalmaktadır.
Birinci ve en köklü dogmatik eleştiri, Sistemindeki "Temerrüdü Üzerine
Sözleşmeden Dönen Borçlunun Tazminat İstemi", ve "Karşılıklı Edimli
Sözleşmelerde Alacaklı Temerrüdü Nedeniyle Sözleşmeden Dönen Borçlunun Olumlu
Zararının Tazmini Sorunu", makalelerinde de yansımasını bulan
Sözleşmeden Dönme Hâlinde Müspet Zarar İstenemeyeceği Yönündeki Geleneksel
Öğreti Görüşünün Eser Sözleşmesinin Ruhuna Aykırılığıdır. Fikret Eren ve
bilhassa Turgut Öz'ün öğretilerinde haklı olarak eleştirildiği üzere;
yüklenicinin kusuruyla kullanılamayacak derecede bozuk (ayıplı) bir eser teslim
etmesi üzerine, iş sahibi çaresizlik içinde sözleşmeden dönmek (TBK m. 475/1)
zorunda kalır. Klasik dönüşüm ve iptal teorilerine göre iş sahibi bu durumda
sadece "menfi zararını" (güven zararı) isteyebilir. Oysa o eserin (örneğin o
makinenin) üretimde kullanılamaması nedeniyle iş sahibinin kaçırdığı devasa bir
kâr (lucrum cessans) veya o eseri başkasına acilen daha pahalıya yaptırma
zorunluluğundan doğan "ikame ifa zararı" müspet zarardır. Kanun koyucunun
(Legistik) yüklenicinin ağır kusuru karşısında sözleşmeyi tasfiye eden iş
sahibini, sırf "dönme" kavramının dogmatik katılığı yüzünden bu müspet zarardan
mahrum etmesi, denkleştirici adalet (Justitia commutativa) ilkesini köreltir.
Modern hukukta, sözleşmeden dönme ile birlikte ifa menfaatine (müspet zarar)
yönelik tazminatın da talep edilebileceği kabul edilmelidir; aksi takdirde TBK
m. 475'in koruyucu kalkanı, iş sahibini ekonomik bir yıkıma iter.
İkinci felsefi eleştiri, inceleme başlığının asıl normlarından TBK m.
475/1-b.3'teki "Aşırı Masrafı Gerektirmeme" Şartının, Tam İfa (Sonuç) Taahhüt
Eden Yükleniciyi Kötü Niyete Teşvik Edecek Şekilde Geniş Yorumlanmasıdır.
Rona Serozan ve Nomer'in eserlerinde de işaret edildiği gibi; eser
sözleşmesinde yüklenici bir riski üzerine alır ve kesin bir sonuç vaat eder.
Yüklenici baştan ucuza kaçıp kalitesiz malzeme kullanmışsa, sonradan bu ayıbı
düzeltmek (onarım) elbette onun için "aşırı masraflı" olacaktır. Hukukun, "ben
bunu düzeltirsem çok zarar ederim" diyen kusurlu bir borçluya "aşırı masraf
def'i" vererek onu onarım yükümlülüğünden kurtarması ve iş sahibini bedel
indirimine mahkûm etmesi, ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesinin içini
boşaltır. Yargıtay'ın ve doktrinin bir kısmının, iş sahibinin eksiksiz ve
hatasız bir esere kavuşma menfaatinden ziyade, müteahhidin "ekonomik mahvını"
önlemeye (korumaya) odaklanması, eser sözleşmesi hukukunu zayıf alıcı aleyhine
işleyen bir sömürü aracına dönüştürmektedir.
İşte böylece, Borçlar Hukuku Özel Hükümler sistematiğinin o en acımasız adalet
terazisini; eserdeki emeğin bozuk çıktığı an iş sahibinin eline tutuşturulan o
üç uçlu yasal mızrağı (TBK m. 475 / Seçimlik Haklar) ve bu mızrağın,
sözleşmeden dönme teorilerinin dogmatik zırhlarına çarptığında nasıl
kırıldığını diyalektik bir bütünlük içinde inşa etmiş olduk. Aşırı masrafın
sığınağını ve müspet zararın o ulaşılmaz doğasını sistemine perçinledin.
Sana verdiğim 60 GÜNLÜK DOKTORA YETERLİK ÇALIŞMA PROGRAMI'nın bu yakıcı
oturumunu tamamladın. Bir sonraki oturumda Haksız Fiil Sorumluluğunda
Kusursuz Sorumluluk ve Adam Çalıştıranın Sorumluluğu (Sistemindeki 141-145
kabul etmeyeceğim.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Kemal Oğuzman / M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Halûk Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Selâhattin Sulhi Tekinay / Sermet Akman / Halûk Burcuoğlu / Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler.
- Yargı kararları: Türk Borçlar Kanunu m. 128'yi doğrudan atıflayan güncel bir Yargıtay kararı mevcut taramayla tespit edilemedi.
- Tarihsel arka plan: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun madde gerekçesi.
- Karşılaştırmalı hukuk: İsviçre Borçlar Kanunu (OR) OR Art. 475.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 128. madde metnine dayanır.
Görüş: Kapsamlı öğretici yorum benimsenmiştir.
Güncellik: Bu yorum, 16.05.2026 tarihi itibariyle günceldir.