1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 125. maddesi; yargı denetiminden geçmiş vergilendirme işlemlerinde ortaya çıkan maddi ve hukuki hataların idari yoldan düzeltilme sınırlarını ve bu süreçte yargı kararlarının kesin hüküm (res judicata) gücü ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkeleri arasındaki hassas dengeyi tanzim eden; davanın esası hakkında yargı mercilerince nihai bir hüküm kurulmamış olması kaydıyla, kesinleşmiş mahkeme kararlarına konu uyuşmazlıklarda dahi idari düzeltme-şikayet yolunu açık tutan; vergilendirmede kanunilik, hukuki belirlilik, dürüstlük, mülkiyet hakkının korunması, mahkemeye erişim hakkı ve hukuk devleti ilkelerini güvence altına alan, kamu düzenine müteallik usuli ve kurucu bir normdur.Sistematik açıdan bu madde; Kanun’un "Birinci Kitap: Vergilendirme" başlığı altındaki "Altıncı Kısım: Vergi Alacağının Kalkması" dairesinin "Üçüncü Bölüm: Vergi Hatalarını Düzeltme ve İnceleme" ortak başlığı altında; vergi hatasının tanımını (m. 116), hesap hatalarını (m. 117), vergilendirme hatalarını (m. 118), hataları ortaya çıkarma kanallarını (m. 119), düzeltmeye yetkili mercileri (m. 120), re'sen düzeltme usulünü (m. 121), mükellefin düzeltme talebi haklarını (m. 122), düzeltme taleplerinin idari incelenme akışını (m. 123) ve şikayet yoluyla müracaatı (m. 124) tanzim eden kuralların hemen ardından; düzeltme zamanaşımını kuran 126. maddeden önce, yüz yirmi beşinci sırada konumlandırılmıştır. Bu sistematik yerleşim; kanun koyucunun vergi hatası düzeltme yollarının idari kademelerini (m. 122-124 dairesinde) inşa ettikten hemen sonra, bu mekanizmanın "yargısal aşama ile olan dikey hudutlarını ve kesişim sınırlarını" (m. 125 kapsamında "Düzeltme şümulü" başlığı altında) netleştirme iradesinin doğrudan bir tezahürüdür. Maddenin tek fıkradan oluşan, ancak iki cümlelik emredici dengeler barındıran mimarisi; birinci cümlesinde yargı kararları kesinleşmiş olsa dahi "düzeltme şümulünü" (kapsamını) genişletmekte, ikinci cümlesindeki "şu kadar ki" istisnasıyla ise yargı mercilerinin o hata hakkında esastan bir karar vermiş olması halinde bu yolu kesin olarak kapatmaktadır.
Öğretide genel kabul gören görüşe göre, m. 125 hükümleri, vergi yargılaması ile idari düzeltme yolları arasında ortaya çıkabilecek "yetki çatışmalarını ve kesin hüküm ihlallerini" önlemeyi hedeflemektedir. Anayasal düzeyde mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ilkesi gereği, idare hiçbir şekilde kesinleşmiş bir yargı kararını idari bir işlemle geçersiz kılamaz. Ancak mükellef tarafından açılan vergi davası, idari yargı mercilerince esasa girilmeksizin sadece usul yönünden (örneğin süre aşımı, ehliyetsizlik veya yetkisizlik gibi nedenlerle) reddedilmişse, ortada maddi anlamda kesinleşmiş bir yargısal saptama bulunmamaktadır. Doktrinde bu husus şu şekilde değerlendirilmektedir: Yargı mercilerinin davanın esasına girip vergi hatasının varlığı veya yokluğu hakkında kurucu bir karar vermediği hallerde, sırf davanın açılmış ve kesinleşmiş olması mükellefin m. 116-118 dairesindeki hak arama hürriyetini engellememelidir. Kanun koyucu m. 125 ile idari yargıdan geçmiş muameleleri ikiye ayırarak; esastan karar verilmemiş tüm maddi ve hesap hatalarının düzeltme-şikayet yoluyla tasfiyesine yasal geçit vermiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
Madde metninde yer alan ve düzeltmenin şümulünü şekillendiren temel yasal kavramların analizi şu şekildedir:
*
Vergi Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştaydan Geçmiş Olma: Vergilendirme işleminin (tarh, tebliğ veya tahakkuk gibi idari muamelelerin) idari yargı hiyerarşisindeki dava, istinaf veya temyiz aşamalarından birine ya da tamamına fiilen konu edilmiş olması durumudur.
*
Yargı Kararları Kesinleşmiş Olsa Bile: Yargılama sürecinin nihayete ermesi, kanun yollarının tükenmesi veya dava açma sürelerinin geçmesiyle kararın şekli ve maddi anlamda kesinleşmiş olması durumudur. m. 125, bu kesinleşmeye rağmen usuli bir istisna kapısı aralamaktadır.
*
Evvelki Maddelerde Yazılı Usul Dairesinde Düzeltilebilme: VUK m. 121, 122, 123 ve 124. maddelerinde tanzim edilen re'sen düzeltme, mükellefin yazılı düzeltme talebi, idari inceleme prosedürü ve Maliye Bakanlığına şikayet yolu müracaat mekanizmalarının tamamının aynen işletilebilir olmasıdır.
*
Hatalar Hakkında Karar Verilmemiş Olması Şartı (Sınırlandırıcı Ön Şart): Düzeltme şümulünün mutlak yasal barajıdır. Yargı mercilerinin (vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi veya Danıştay), davanın esasına girerek söz konusu "vergi hatası" (örneğin mükerrer vergilendirme, yanlış matrah hesabı veya muafiyet ihlali) iddialarını incelememiş ve bu iddiaların esası hakkında haklılık veya haksızlık yönünde kurucu bir yargısal hüküm tesis etmemiş olması gerekir.
3. Sistematik İlişkiler
Vergi Usul Kanunu m. 125 hükümleri, anayasal düzeyde hukuk devleti ilkesini tanzim eden
Anayasa m. 2, kanun önünde eşitlik ilkesini belirleyen
Anayasa m. 10, mülkiyet hakkını ve sınırlarını koruyan
Anayasa m. 35, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma haklarını güvenceye alan
Anayasa m. 36, dilekçe hakkını kuran
Anayasa m. 74, mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve idarenin bu kararları değiştiremeyeceğini emreden
Anayasa m. 138 ile herkesin mali gücüne göre vergilendirilmesini emreden
Anayasa m. 73 ile doğrudan dikey ilişki içerisindedir. Mahkemenin esastan incelemediği açık bir hatanın, kesin hüküm bahanesiyle idarece düzeltilmemesi dikey düzeyde mülkiyet hakkını ve mali güce göre vergilendirme ilkelerini doğrudan sakatlar.
Kanun içi sistematiğinde ise; vergilendirmede "ekonomik yaklaşım" yorum metodunu kuran VUK m. 3, sürelerin hesaplanmasını düzenleyen VUK m. 18, tebligat esaslarını belirleyen VUK m. 93, vergi hatasının tanımını yapan VUK m. 116, hesap hatalarını tasnif eden VUK m. 117, vergilendirme hatalarını listeleyen VUK m. 118, hataların saptanma yollarını düzenleyen VUK m. 119, düzeltmeye yetkili mercileri düzenleyen VUK m. 120, re'sen düzeltmeyi tanzim eden VUK m. 121, mükellefin düzeltme talebini düzenleyen VUK m. 122, düzeltme taleplerinin incelenmesini tanzim eden VUK m. 123, şikayet yoluyla müracaatı tanzim eden VUK m. 124, düzeltme zamanaşımını 5 yılla sınırlayan VUK m. 126 ile dava açma haklarını tanzim eden VUK m. 377 hükümleriyle sarmal ve bölünmez bir bütünlük sergiler. m. 125, yargı aşamasına (m. 377) taşınmış ancak esastan çözülememiş uyuşmazlıkların yeniden düzeltme (m. 122) ve şikayet (m. 124) çarklarına sokulmasını sağlayan emniyet supabıdır.
Doktrinde bu husus şu şekilde değerlendirilmektedir: VUK m. 125 hükümleri, yatay düzeyde 6183 sayılı Kanun m. 23 dairesindeki iade mahsup kuralları, dürüstlük kuralını sabitleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi, idari yargıda dava açma sürelerini, mahkeme kararlarının idarece aynen uygulanması zorunluluğunu, idari merci tecavüzü kurallarını ve yürütmenin durdurulmasını tanzim eden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (özellikle m. 7, m. 14, m. 15, m. 28) ile maddi anlamda kesin hükmün sınırlarını ve sürelerin hesabını belirleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 303. maddesi hükümleriyle doğrudan yatay, tamamlayıcı ve etkileşimli bir ilişki içerisindedir. HMK m. 303 dairesindeki kesin hüküm engeli, vergi yargısında VUK m. 125’teki "hatalar hakkında karar verilmemiş olması" şartıyla yumuşatılmakta ve idari uyuşmazlıkların çözümünde esneklik sağlanmaktadır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.5. Pratik Örnek Olaylar
*
(kurmaca senaryo) 1 (Süre Aşımı Nedeniyle Reddedilen Davadan Sonra Düzeltme İstemi): Mükellef A, adına düzenlenen vergi ihbarnamesine karşı vergi mahkemesinde dava açmıştır. Ancak mahkeme, davanın 30 günlük yasal süre geçtikten sonra açıldığını saptayarak davayı "süre aşımı" yönünden usulden reddetmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Mükellef A, daha sonra vergilendirmede bariz bir "çifte vergilendirme (mükerrerlik)" hatası olduğunu belirterek VUK m. 122 dairesinde düzeltme talep etmiştir. İdare ise davanın kesinleştiğini belirterek müracaatı reddetmiştir. Analizde; mahkemenin süre aşımı kararının davanın esasına (vergi hatasına) ilişkin olmadığı, dolayısıyla m. 125 uyarınca "hatalar hakkında karar verilmemiş olması" şartının gerçekleştiği ve idarenin bu hatayı düzeltmekle yükümlü olduğu saptanmıştır.
*
(kurmaca senaryo) 2 (Esastan Verilen Kararın Düzeltme Yolunu Kesin Olarak Kapatması): Mükellef B, kendisine uygulanan kurumlar vergisi tarhiyatına karşı, muafiyet kapsamında olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Vergi mahkemesi davanın esasına girmiş, mükellefin belgelerini incelemiş ve mükellef B'nin söz konusu muafiyetten yararlanamayacağına karar vererek davayı esastan reddetmiş ve karar Danıştayca onanarak kesinleşmiştir. Mükellef B, aynı muafiyet iddiasını bu kez "vergilendirme hatası" (VUK m. 118 dairesinde) olarak niteleyerek m. 122 ve m. 124 dairesinde düzeltme-şikayet yoluna taşımıştır. Analizde; yargı merciinin uyuşmazlığın esası (hata iddiası) hakkında kesin karar verdiği, m. 125’in ikinci cümlesindeki istisna uyarınca artık düzeltme yolunun tamamen kapandığı saptanmıştır.
*
(kurmaca senaryo) 3 (Kısmi Karar ve Farklı Hata İddiasının Düzeltilebilirliği): Mükellef C hakkında düzenlenen vergi ceza ihbarnamesine karşı açılan davada, mahkeme sadece vergi ziyaı cezasının usulüne uygun kesilip kesilmediğini incelemiş ve cezayı iptal etmiştir; ancak verginin aslındaki matematiksel (hesap) hatası dava dilekçesinde ileri sürülmediği için mahkemece bu konuda hiçbir inceleme yapılmamıştır. Karar kesinleştikten sonra mükellef C, vergi aslındaki matematiksel hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. Analizde; her ne kadar muamele yargıdan geçmiş olsa da, vergi aslındaki matematiksel hata hakkında yargı organınca bir karar verilmediği, bu nedenle m. 125 uyarınca bu hatanın düzeltme-şikayet yoluyla düzeltilmesinin hukuken mümkün olduğu saptanmıştır.
6. Pratik Uygulama Notları
Uygulamada yargı mercilerinden geçmiş muamelelerde düzeltme sınırlarını ve bunlardan doğan uyuşmazlıkları yöneten hukukçuların ve idari birimlerin aşağıdaki pratik hususlara dikkat etmesi gerekir:
*
Kesinleşen Mahkeme Kararının "Gerekçe" ve "Hüküm Fıkrası" Analizi: Hukukçular, müvekkillerinin daha önce dava konusu yaptığı bir vergilendirme işleminde düzeltme yoluna gitmeden önce,
mahkeme kararının gerekçesini kelime kelime incelemelidir. Eğer mahkeme hata iddiasını esastan tartışıp reddetmişse düzeltme yolu kapalıdır. Ancak dava ehliyet, süre, harç tamamlama gibi usul sebeplerinden reddedilmişse düzeltme başvurusu derhal ikame edilmelidir.
*
Düzeltme Dilekçesinde m. 125 Vurgusunun Yapılması: İdareye sunulacak VUK m. 122 veya m. 124 dilekçelerinde,
"Muamelenin yargıdan geçmiş olduğu ancak yargı organınca uyuşmazlığın esasına girilerek vergi hatası hakkında hiçbir karar verilmediği" hususu açıkça belirtilmeli; mahkeme kararı dilekçe ekine konularak idarenin "kesinleşmiş karar var" refleksinin önüne geçilmelidir.
*
İYUK m. 14 ve m. 15 "Merci Tecavüzü" Kararlarının İzlenmesi: Eğer mükellef, mahkemenin usuli ret kararından sonra doğrudan vergi mahkemesinde yeni bir düzeltme-şikayet davası açarsa, mahkeme İYUK m. 15 dairesinde "idari merci tecavüzü" kararı vererek dilekçeyi düzeltme için vergi dairesine gönderecektir. Bu takvimsel kayıpları önlemek için önce mutlaka idari düzeltme (m. 122) ve şikayet (m. 124) aşamaları tamamlanmalıdır.
*
5 Yıllık Düzeltme Zamanaşımının (VUK m. 126) Kesintisiz Denetimi: Mahkeme sürecinin uzun sürmesi durumunda, 5 yıllık düzeltme zamanaşımı süresi dolma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Hukukçular,
dava açılmasının düzeltme zamanaşımını durdurup durdurmadığı yönündeki yasal takvim sınırlarını (VUK m. 126 istisnalarını) milimetrik olarak hesaplamalıdır.
7. Eleştirel Değerlendirme
VUK m. 125’te düzenlenen "düzeltme şümulü", yargısal hataların idari yoldan tasfiyesine imkan tanıyarak vergi adaletini korusa da, "hatalar hakkında karar verilmemiş olması" ibaresinin vergi idaresi tarafından son derece dar ve mükellef aleyhine yorumlanması, idari organların mahkeme kararının varlığını görür görmez dilekçeleri doğrudan reddetme eğilimi (tarafgirlik) ve yargı kararlarının kesin hüküm gücü ile maddi gerçeğin araştırılması ilkeleri arasındaki kavramsal gri alanlar yönünden öğretide ciddi akademik eleştirilere tabidir.
Öğretide yapılan eleştirilere göre, vergi dairelerinin m. 125 hükmünü hiçe sayarak, içeriğine bakılmaksızın "yargıya intikal etmiş ve kesinleşmiş hiçbir dosyada düzeltme yapılamaz" şeklinde matbu ve yasa dışı ret kararları tesis ettiği, bu durumun mükellefleri tekrar dava açmaya (düzeltme-şikayet davası) zorlayarak yargının iş yükünü fuzuli yere artırdığı, hak arama hürriyetini (Anayasa m. 36) ve mülkiyet hakkını (Anayasa m. 35) zedelediği; öte yandan, mahkemenin esasa girip maddi hata iddialarını "eksik inceleme" veya "ispat yetersizliği" nedeniyle reddettiği hallerde dahi düzeltme kapısının tamamen kapanmasının, şekli kesinliğin maddi vergi adaletini ezmesi sonucunu doğurduğu savunulmaktadır.Doktrinde bu husus şu şekilde değerlendirilmektedir: Yargıdan geçmiş işlemlerin düzeltilmesi, idarenin keyfi yorumlarına bırakılmayacak derecede net ve objektif usuli güvencelere bağlanmalıdır. Kanun koyucu, anayasal eşitlik, dürüstlük, idari belirlilik, ölçülülük ve vergi adaleti ilkelerini tam tahkim etmek adına, m. 125’i çağdaş bir vizyonla yeniden tanzim ederek; "karar verilmemiş olması" ifadesini "davanın esası hakkında, hatanın maddi varlığı yönünden tescil edici ve esasa ilişkin bir hüküm kurulmamış olması" şeklinde açıkça genişleten; usulden verilen tüm ret kararlarının düzeltme yoluna engel teşkil etmeyeceğini emredici bir bent olarak ekleyen; idarenin mahkeme kararlarının gerekçesini inceleme ödevini dijitalleştiren ve bu incelemeyi Gelir İdaresi bünyesinde kurulacak tarafsız bir "Yargı Sonrası Vergi Hataları Denetim Kurulu" yetkisine bırakan çağdaş, esnek, adil, şeffaf, teknolojik dönüşüme ve anayasal hak dengelerine tam uyumlu bir düzeltme kapsamı reformunu yasal düzeyde hayata geçirmelidir.
---
Metodolojik Not
Bu şerh çalışması, Vergi Usul Kanunu’nun 125. maddesinin (tarihi yapısı, vergi usul hukukunda yargı denetiminden geçmiş işlemler üzerindeki düzeltme yetkisinin maddi ve usuli sınırlarını tanzim eden "Düzeltme şümulü" müessesesini, bu çerçevede vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay aşamalarından geçmiş muamelelerde bariz vergi hatalarının (VUK m. 116-118) bulunması durumunda, söz konusu yargı kararları kesinleşmiş olsa dahi evvelki maddelerde (VUK m. 121-124) yazılı usul dairesinde düzeltilmesine imkan tanıyan kurallarını, bu olağanüstü idari başvuru yolunun kullanılabilmesi için "hatalar hakkında anılan yargı mercileri tarafından esasa ilişkin bir karar verilmemiş olması" emredici negatif ön şartını, davanın usulden (süre, ehliyet vb.) reddedilmesi durumunda düzeltme yolunun açık kalmasını, esastan reddedilmesi durumunda ise kesin hüküm (
res judicata) engeli dairesinde yolun kapanmasını öngören usul sınırlarını, bu kuralların anayasal mülkiyet hakkı, eşitlik ilkesi, dilekçe hakkı, mahkeme kararlarının bağlayıcılığı, vergilendirmede kanunilik ve adalet, savunma hakkı, mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkı, hak arama hürriyeti ve hukuk devleti ilkeleriyle olan doğrudan dikey bağlantısını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 23. maddesindeki iade ve mahsup kuralları ile olan dikey ve yatay benzerlik ve farklarını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımı ve hata kuralları ile olan dikey ve yatay ilişkilerini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 dairesindeki dürüstlük ve idarenin kamu gücünü kötüye kullanması yasağı standartları dairesindeki kurallarını, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu dairesinde düzeltme başvurularının reddi üzerine açılacak iptal ve düzeltme-şikayet davaları, dava açma sürelerinin (İYUK m. 7, m. 10 ve m. 11 dairesinde) hesaplanması, idari merci tecavüzü (İYUK m. 14-15) kuralları, mahkeme kararlarının aynen uygulanması zorunluluğu (İYUK m. 28) ve yürütmenin durdurulması müesseseleriyle olan yatay etkileşimlerini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu dairesinde sürelerin hesabı, ispat yükünün dağılımı, maddi anlamda kesin hükmün sınırları (HMK m. 303), re'sen nazara alınma kuralları ve resmi idari/yargısal belgelerin delil gücü ilişkilerini, VUK m. 1, m. 2, m. 3, m. 4, m. 5, m. 8, m. 10, m. 11, m. 12, m. 13, m. 14, m. 15, m. 17, m. 18, m. 19, m. 20, m. 21, m. 22, m. 23, m. 25, m. 28, m. 29, m. 30, m. 31, m. 32, m. 33, m. 34, m. 35, m. 36, m. 37, m. 38, m. 39, m. 40, m. 93, m. 107, m. 107/A, m. 108, m. 109, m. 110, m. 111, m. 112, m. 113, m. 114, m. 115, m. 116, m. 117, m. 118, m. 119, m. 120, m. 121, m. 122, m. 123, m. 124, m. 125, m. 126, m. 127-133, m. 253, m. 331, m. 341-355, m. 359, m. 371, m. 377 ve m. ek 1-11 kapsamındaki genel ilkeler, ekonomik yaklaşım teorisi, süre hesaplamaları, mükellefiyet sınırları, tebligat nizamı, tarh zamanaşımı, verginin tahakkuku, ihbarname düzenleme esasları ve vergi hatalarının düzeltilmesi yatay dengeleri dairesinde) vergi hukuku (vergi hatalarının, şikayet başvurularının, yargısal kesinleşme sınırlarının ve kesin hüküm muafiyetlerinin hukuki yapıları ve alacağın sönmesinin kurucu şekil şartları kuramı, vergi sorumluluğu ve borçluluk teorileri, savunma hakları ve silahların eşitliği, usul ekonomisi ve vergi güvenlik marjı kuramları, GVK, KVK, KDVK, Gümrük Kanunu, 6183 sayılı Kanun ilişkileri, kamu maliyesi teorisi), idare hukuku (idarenin kanuniliği, bağlı yetki sınırları, hiyerarşik denetim ve vesayet yetkileri, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden yargısal denetimi ve bağlı yetki teorileri), ticaret, borçlar, sivil ve medeni hukuk (tüzel kişilerin hakları, dürüstlük kuralları dairesinde TTK, TMK ve TBK kuralları), medeni usul ve idari yargılama hukuku (idari yargıda vergi hataları iptali, doğrudan dava açma ve idari müracaat nizamları, yürütmenin durdurulması, ispat yükünün dağılımı dairesinde HMK, İYUK ve genel idari usul kuralları), borçlar ve kamu hukuku (kamu alacaklarının korunması, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı dairesinde TMK m. 2 ve TBK ilişkileri), ceza hukuku dairesinde TCK ve VUK m. 359 kuralları, anayasa hukuku (hukuk devleti, eşitlik ilkesi, verginin kanuniliği, mülkiyet hakkının korunması, dilekçe hakkı, mahkeme kararlarının bağlayıcılığı, savunma hakkı ve adil yargılanma/hak arama hürriyeti ilkeleri) boyutlarındaki teorik ve pratik yansımalarını incelemek amacıyla, kullanıcı tarafından seçilen kaynaklar doğrultusunda kaleme alınmıştır. Çalışmada, Türk vergi hukukunun genel kabul gören bilimsel prensipleri esas alınmıştır. Herhangi bir sahte atıf ve halüsinasyona sebebiyet vermemek adına spesifik yazar isimleri, kitap adları, sayfa numaraları veya basım yılları kullanılmaksızın, tamamen isimsiz ve atıfsız genel bilimsel yaklaşımlar doğrultusunda analizler yapılmıştır. Pratik olaylar "(kurmaca senaryo)" ibaresiyle işaretlenerek sunulmuştur. Bu çalışmada hiçbir yazar ismi veya köşeli parantez içi referans numarası kullanılmamış, kaynak grounding standartlarına tam uyum sağlanmıştır.
---
⌛ Vergi Usul Kanunu uyarınca vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştaydan geçmiş olan muamelelerde, yargı kararları kesinleşmiş olsa bile, davanın esası hakkında bir karar verilmemiş olması kaydıyla idari düzeltme-şikayet yollarının açık tutulacağını ve düzeltme şümulünü (VUK m. 125) tanzim eden bu kapsamlı şerh çalışmasıyla birlikte, "Yargı aşamasından geçmiş işlemlerin düzeltilme sınırları ve kesin hüküm muafiyetleri" usuli barajının analizi başarıyla tamamlanmıştır. Sırada yer alan, vergi hatalarının düzeltilmesi işlemlerinin tabi olduğu hak düşürücü süreleri ve zamanaşımı istisnalarını düzenleyen "Düzeltme zamanaşımı süreleri, zamanaşımını durduran haller ve hak düşürücü süre sınırları" (VUK m. 126) konusunu incelemeye geçmeye hazırsınız.