Av. Fethi Güzel

Türk Ceza Kanunu · TCK 168

TCK 168 — TCK Madde 168 (TCK m. 168)

Arama adları: TCK 168 · TCK madde 168 · TCK m. 168 · TCK m 168 — resmî metin ve akademik şerh: Av. Fethi Güzel Hukuk Portalı.

Resmî metin — TCK Madde 168

Etkin pişmanlık

---

Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs,
taksirli iflâs (…)suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma
başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde,
verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce
gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci
fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi
için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya
yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin
uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza
üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.

---

Akademik yorum ve analiz — TCK m. 168 şerhi

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama


Ceza hukuku kural olarak işlenmiş fiile bakar; failin sonradan ne yaptığı, suçun oluşmuş olmasını değiştirmez. Buna karşılık kanun koyucu bazı suçlarda, failin zararı gidermesini cezada ciddi bir indirim sebebi saymıştır. Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi malvarlığına karşı suçlar bakımından bu kapıyı açar.

Hükmün ardındaki düşünce iki yönlüdür. Bir yandan mağdurun zararının fiilen giderilmesi hedeflenir; ceza tehdidi, kaybedileni geri getirmeye yönelen bir teşvike dönüştürülür. Öte yandan failin pişmanlığı, cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınmaya değer bir davranış sayılır. Madde bu ikisini birleştirerek, mağdurun menfaati ile failin lehine sonucu aynı davranışa bağlar.

Kapsam, birinci fıkrada sayılan suçlarla sınırlıdır: hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs ve taksirli iflâs. Üçüncü fıkra yağma suçunu ayrıca ve daha dar oranlarla düzenler. Beşinci fıkra ise karşılıksız yararlanma suçuna kendine özgü bir rejim getirir. Sayım sınırlayıcı olup, listede bulunmayan bir suçta zararın giderilmesi bu maddeye değil olsa olsa takdiri indirim hükmüne dayanak yapılabilir.

Maddenin bugünkü hâli 29 Haziran 2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunla getirilmiş, beşinci fıkra ise 2 Temmuz 2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunla eklenmiştir. Aynı değişiklikle karşılıksız yararlanma birinci fıkradaki listeden çıkarılmış olup, bu düzenleme lehe kanun tartışmalarının kaynağı olmuştur.

2. Maddedeki Kavramların Analizi


2.1. Etkin pişmanlığın unsurları

Hüküm üç unsur arar. Birincisi, suçun tamamlanmış olmasıdır; teşebbüs aşamasında kalan fiilde bu madde değil gönüllü vazgeçme hükümleri gündeme gelir. İkincisi, failin bizzat pişmanlık göstermesidir. Üçüncüsü, mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme ya da tazmin yoluyla tamamen giderilmesidir.

"Bizzat" kaydı uygulamada en çok tartışılan noktalardan biridir. Zararın failin kendi iradesiyle giderilmesi aranmakla birlikte, ödemenin fiilen yakınları tarafından yapıldığı hâllerde de failin iradesi belirleyici sayılmaktadır. Ceza Genel Kurulu önüne gelen bir dosyada, mağdurun babasının verdiği dilekçeyle sanık ve ailesince zararın karşılandığı bildirilmiş, mağdur da duruşmada zararın tamamen giderildiğini ifade etmiş; bu tablo karşısında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/120, K. 2019/135, T. 26.02.2019).

Aynen geri verme ile tazmin arasındaki fark da önemsiz değildir. Çalınan eşyanın kendisinin iade edilmesi aynen geri vermedir; değerinin ödenmesi ise tazmindir. Kanun ikisini eşit sayar, ne var ki kısmî iade hâlinde dördüncü fıkradaki ek koşul devreye girer.

2.2. Zamanın belirlediği oran

Maddenin mimarisi zamana dayanır. Birinci fıkra, etkin pişmanlığın kovuşturma başlamadan önce gösterilmesi hâlinde cezanın üçte ikisine kadarının indirileceğini öngörür. İkinci fıkra ise kovuşturma başladıktan sonra ama hüküm verilmeden önce gösterilen pişmanlıkta indirim oranını yarıya düşürür.

Sınır çizgisi kovuşturmanın başlamasıdır; uygulamada bu an iddianamenin kabulüyle belirlenir. Yukarıda anılan dosyada zararın iddianamenin kabulünden sonra giderilmiş olması, indirimin ikinci fıkra oranından yapılmasını gerektiren bir veri olarak değerlendirilmiştir.

Oranların "kadarı" biçiminde yazılmış olması, hâkime bir aralık bırakır. İndirim zorunlu, oranı ise takdiridir; bu takdirin de gerekçelendirilmesi gerekir.

2.3. Yağma suçunda daralan oranlar

Üçüncü fıkra yağma suçunu ayrı tutar ve oranları düşürür: birinci fıkraya giren hâllerde yarısına, ikinci fıkraya giren hâllerde üçte birine kadar indirim yapılır. Ayrım, yağmanın hem malvarlığına hem kişi özgürlüğüne yönelen bileşik yapısından kaynaklanır.

Ceza Genel Kurulu önüne gelen bir dosyada sanık, suça konu montu bir parkta ağacın üzerine atarak soruşturma aşamasında katılana iadesini sağlamış; bu davranış karşısında üçüncü fıkranın birinci cümlesi uyarınca indirim uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozma sebebi sayılmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2025/226, K. 2025/319, T. 02.07.2025). Karar, iadenin biçiminden çok sonucuna bakıldığını göstermektedir: Eşya mağdura ulaşmışsa, ulaşma yolunun alışılmadık olması indirimi engellememektedir.

Nitelikli yağma bakımından da hüküm uygulanabilir; etkin pişmanlığın nitelikli hâlde kapalı olduğu yolunda bir kayıt metinde yer almaz (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1524, K. 2013/152, T. 30.04.2013).

2.4. Kısmî iade ve mağdurun rızası

Dördüncü fıkra, kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızasının arandığını söyler. Kural, mağduru eksik bir gidermeye razı olmaya zorlamamak içindir; zararın ne kadarının karşılandığına ilişkin değerlendirme, öncelikle zarara uğrayana bırakılmıştır.

Ceza Genel Kurulu, çalınan motosikletin parçalanarak bir kısmının satıldığı, bir kısmının ele geçirilerek müştekiye teslim edildiği bir olayda bu fıkrayı doğrudan tartışmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1437, K. 2013/153, T. 30.04.2013). Olayın ayrıntısı hükmün niçin gerekli olduğunu gösterir: Motosikletin bazı parçaları geri verilmiş, silindir ise faille birlikte suya atılmıştır. Böyle bir tabloda giderimin "tam" sayılıp sayılamayacağı ancak mağdurun tutumuyla birlikte değerlendirilebilir.

Uygulama açısından çıkarılacak sonuç açıktır: Kısmî iadeye dayanılacaksa mağdurun rızası dosyaya açıkça geçirilmelidir. Rızanın varlığı karine olarak kabul edilemez.

2.5. Karşılıksız yararlanmada özel rejim

Beşinci fıkra, karşılıksız yararlanma suçunda diğer fıkralardan farklı ve daha güçlü bir sonuç bağlar. Zarar soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilirse kamu davası açılmaz; hüküm verilinceye kadar tazmin edilirse ceza üçte birine kadar indirilir. Fıkra ayrıca kötüye kullanmayı önleyen bir sınır koyar: Kişi bu hükümden iki defadan fazla yararlanamaz.

Bu fıkra, 2012 yılında yapılan daha geniş bir değişikliğin parçasıdır. Ceza Genel Kurulu, 6352 sayılı Kanunun 83. maddesiyle karşılıksız yararlanmaya ilişkin yeni bir hükmün 163. maddeye eklendiğini, 84. maddesiyle de "ve karşılıksız yararlanma" ibaresinin 168. maddenin birinci fıkrasından çıkarıldığını tespit etmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/758, K. 2016/285, T. 31.05.2016). Değişiklik öncesi ve sonrası rejimlerin karşılaştırılması, zaman bakımından uygulama kurallarına göre yapılır.

3. Sistematik İlişkiler


Kapsama giren suçlar (m.141-142, m.148-149, m.151, m.155, m.157-158, m.161-162). Birinci fıkradaki sayım bu hükümlere gönderme yapar. Hırsızlık ve nitelikli hırsızlık, yağma ve nitelikli yağma, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık ile hileli ve taksirli iflâs, maddenin uygulama alanını oluşturur.

Karşılıksız yararlanma (m.163). Beşinci fıkra doğrudan bu suça ilişkindir. İki hüküm 2012 değişikliğiyle birlikte tasarlanmış olup ayrı ayrı okunduklarında eksik kalırlar.

Şahsî cezasızlık sebebi (m.167). Malvarlığına karşı suçlarda belirli akrabalık ilişkileri cezasızlık ya da indirim sebebidir. İki hüküm yarışmaz; 167. madde failin kim olduğuna, 168. madde ise ne yaptığına bakar.

Cezanın belirlenmesi (m.61, m.62). Etkin pişmanlık indirimi, 61. maddedeki sıralamada "cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebepler" arasında yer alır ve takdiri indirimden önce uygulanır. Zararın giderilmiş olması, ayrıca temel cezanın belirlenmesinde de bir veri oluşturabilir; ne var ki aynı olgunun hem temel cezada hem etkin pişmanlıkta lehe kullanılması, indirim mantığını zorlar.

Zaman bakımından uygulama (m.7). Karşılıksız yararlanmaya ilişkin 2012 değişikliği bakımından lehe kanunun belirlenmesi bu hükme göre yapılır.

Gönüllü vazgeçme. Etkin pişmanlık tamamlanmış suça özgüdür; suç tamamlanmadan önceki vazgeçme farklı bir kurumdur ve farklı sonuçlar doğurur. İkisinin karıştırılması, uygulamada sık rastlanan bir hatadır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı


Aşağıdaki kararlar, yerel karar arşivinden bu maddeye yapısal atıf yapan kararlar arasından seçilmiştir. Künyeler kaynak metinden birebir alınmıştır.

İadenin biçimi değil sonucu. Yağma suçuna konu montun parkta bir ağacın üzerine atılarak soruşturma aşamasında katılana iadesinin sağlandığı olayda, 168. maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca indirim uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozma sebebi yapılmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2025/226, K. 2025/319, T. 02.07.2025). Fail eşyayı doğrudan mağdura teslim etmemiş olmakla birlikte, eşya sahibine ulaşmıştır.

Zararın kovuşturma aşamasında giderilmesi. İddianamenin kabulünden sonra mağdurun babasının dilekçesi ve mağdurun duruşmadaki beyanıyla zararın tamamen giderildiği anlaşılan dosyada, etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/120, K. 2019/135, T. 26.02.2019). Karar iki bakımdan yol göstericidir: Zararın giderilmesi mağdurun beyanıyla saptanabilir ve kovuşturma aşamasındaki giderim indirimi kapatmaz, yalnız oranını düşürür.

Kısmî iadede mağdurun rızası. Çalınan motosikletin parçalanarak bir bölümünün satıldığı, ele geçirilen parçaların tutanakla müştekiye teslim edildiği olayda dördüncü fıkra tartışılmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1437, K. 2013/153, T. 30.04.2013). Kısmî giderimde mağdurun rızası aranmasının niçin gerekli olduğu, olayın somut ayrıntısında görülmektedir.

Nitelikli yağmada etkin pişmanlık. Nitelikli yağma suçundan kurulan bir hükümde etkin pişmanlık, mahsup ve hak yoksunluğu hükümleriyle birlikte ele alınmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1524, K. 2013/152, T. 30.04.2013).

Karşılıksız yararlanmada kanun değişikliği. 6352 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin kapsamı ve 168. maddenin birinci fıkrasından "ve karşılıksız yararlanma" ibaresinin çıkarılması, lehe kanun değerlendirmesi bağlamında incelenmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/758, K. 2016/285, T. 31.05.2016).

Kararların bütününden çıkan çizgi şudur: Yargıtay, etkin pişmanlığı biçimsel koşullara boğmak yerine sonucuna bakmaktadır. Mağdurun zararı gerçekten giderilmişse, giderimin kim tarafından ve hangi yolla sağlandığı ikinci plandadır.

5. Pratik Örnek Olaylar


Olay 1 (kurmaca senaryo). A, B'nin bisikletini çalmış, ertesi gün pişman olarak bisikleti B'nin kapısının önüne bırakmıştır. Henüz soruşturma başlamamıştır. Suç tamamlanmış, zarar aynen geri verme yoluyla tamamen giderilmiş ve pişmanlık kovuşturma başlamadan gösterilmiştir; birinci fıkra uyarınca cezanın üçte ikisine kadar indirim gündeme gelir. Bisikletin doğrudan B'ye elden teslim edilmemiş olması sonucu değiştirmez.

Olay 2 (kurmaca senaryo). C, D'nin dükkânından üç kalem eşya almış, yakalandığında bunlardan ikisi ele geçirilmiş, üçüncüsünü sattığını söylemiştir. C, satılan eşyanın bedelini ödemeyi teklif etmiş; D ise bedelin piyasa değerinin altında olduğunu ileri sürerek kabul etmemiştir. Burada giderim kısmî olduğundan dördüncü fıkra devreye girer ve D'nin rızası bulunmadığından etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz. C'nin ödeme teklifi, olsa olsa temel cezanın belirlenmesinde değerlendirilebilir.

Olay 3 (kurmaca senaryo). E hakkında karşılıksız yararlanma suçundan soruşturma yürütülmektedir. E, soruşturma tamamlanmadan önce ilgili kuruma borcunun tamamını ödemiştir. Beşinci fıkra uyarınca kamu davası açılmaz. E'nin daha önce aynı hükümden iki kez yararlanmış olması hâlinde ise bu sonuç doğmaz; sınır, hükmün tekrar tekrar kullanılmasını engeller.

6. Pratik Uygulama Notları


Zararın giderildiği tarih dosyada belgelenmelidir. İndirim oranı doğrudan bu tarihe bağlı olduğundan, ödemenin iddianamenin kabulünden önce mi sonra mı yapıldığı belirleyicidir.

Mağdurun beyanı, giderimin tamlığını saptamada en güçlü delildir. Duruşmada mağdura zararının tamamen karşılanıp karşılanmadığı açıkça sorulmalı ve cevap tutanağa geçirilmelidir.

Kısmî iadede rıza yazılı olarak alınmalıdır. Mağdurun sessiz kalması ya da ödemeyi tahsil etmiş olması, tek başına rıza sayılmaz.

Yağma dosyalarında oranın üçüncü fıkradan uygulanması gerektiği gözden kaçabilir. Birinci fıkra oranıyla yapılan indirim, yağmada fazla indirim anlamına gelir ve hüküm bu yönden de bozulabilir.

Karşılıksız yararlanmada, failin daha önce beşinci fıkradan kaç kez yararlandığı araştırılmalıdır. Sınırın aşılıp aşılmadığı, kamu davası açılıp açılmayacağını belirler.

İndirim oranının takdirinde gerekçe yazılmalıdır. "Üçte ikisine kadar" ifadesi hâkime aralık verdiğinden, oranın niçin o düzeyde belirlendiği hükümde görünmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme


Maddenin en güçlü yanı, mağdurun zararını fiilen giderme yönünde güçlü bir teşvik kurmasıdır. Malvarlığına karşı suçlarda cezanın tek başına mağdura bir şey kazandırmadığı düşünülürse, indirim karşılığında giderim sağlanması hem mağdur hem toplum bakımından verimli bir denge oluşturur.

Buna karşılık düzenlemenin ödeme gücüne bağlı bir eşitsizlik ürettiği eleştirisi haklıdır. Zararı karşılayabilen fail üçte iki oranında indirimden yararlanırken, aynı fiili işleyen ancak ödeme imkânı bulunmayan fail bu imkândan yoksun kalır. Bizce sorun hükmün kendisinde değil, ödeme gücünün cezanın bireyselleştirilmesinde ayrıca değerlendirilmemesindedir; taksitle giderim ya da edim karşılığı çalışma gibi seçenekler bu boşluğu kapatabilirdi.

Dördüncü fıkradaki rıza koşulu ilk bakışta mağduru korur görünse de, mağdura fiilen bir pazarlık gücü verdiği için tartışmalıdır. Rızasını esirgeyen mağdur, failin ceza miktarını doğrudan etkileyebilmektedir. Ceza hukukunun kamusal niteliğiyle bu tablo tam olarak bağdaşmaz; ne var ki alternatifi, mağduru eksik giderime katlanmaya zorlamak olurdu.

Kapsamın sınırlı tutulması da eleştiriye açıktır. Zararın giderilmesinin anlamlı olduğu her malvarlığı suçu listede yer almaz ve listede olmayan suçlarda fail, aynı davranışı gösterse bile yalnız takdiri indirimle yetinmek zorunda kalır. Sayımın genişletilmesi ya da malvarlığına karşı suçlar bakımından genel bir hükme dönüştürülmesi, öngörülebilirliği artırır.

Son olarak, uygulamadaki asıl güçlük "tam giderim" ölçütünün belirsizliğidir. Enflasyon ortamında geçmiş tarihli bir zararın bugünkü ödemeyle tamamen giderilip giderilmediği tartışmalı hâle gelmekte olup, faiz ve değer kaybının hesaba katılıp katılmayacağı konusunda açık bir ölçüt bulunmamaktadır. Bu belirsizlik, aynı davranışın farklı mahkemelerde farklı sonuç doğurmasına yol açmaktadır.

---

Metodolojik Not


Bu yorum, maddenin resmî metni esas alınarak hazırlanmıştır. Metin, mevzuat.gov.tr kaynağındaki hâliyle doğrulanmıştır; maddenin bugünkü şekli 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 20. maddesiyle getirilmiş, beşinci fıkra 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 84. maddesiyle eklenmiştir.

Yargıtay kararları, bu maddeye yapısal atıf yapan kararların yerel arşivden çıkarılmasıyla belirlenmiştir. Arşiv karararama.yargitay.gov.tr kaynağından derlenmiş, künyeler kaynak metinden birebir aktarılmıştır. Maddeye atıf yapan toplam karar sayısı arşivde 35'tir; yukarıda bunlardan beş Ceza Genel Kurulu kararına yer verilmiştir.

Ceza hukuku alanında doğrulanabilir bir yazar ve eser listesi bulunmadığından, doktrin görüşleri isim verilmeksizin ve genel ifadelerle aktarılmıştır. Sayfa numarası, baskı yılı ve künye bilgisi verilmemiştir.

Beşinci bölümdeki olay senaryolarının tamamı kurmacadır ve öğretici amaçla üretilmiştir; gerçek bir dosyayla ilgisi yoktur.

Yorum bilgilendirme amaçlıdır. Somut uyuşmazlıkta dosya bazlı hukuki değerlendirme gerekir; burada aktarılan hiçbir görüş sonuç vaadi taşımaz.

← Tüm mevzuat · Benzer maddelerde ara · Av. Fethi Güzel