1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 2. maddesi, kanunun kavramsal sözlüğüdür. Tanım maddeleri çoğu zaman “teknik ek” sanılır; oysa arabuluculukta neredeyse her uyuşmazlık, “kim arabulucudur”, “ne arabuluculuktur”, “idare taraf olabilir mi”, “sicil kaydı şart mı” sorularına bu maddeden cevap arar. Madde, kanunun geri kalan hükümlerinin öznesini ve nesnesini belirler: arabulucu olmadan süreç, sicil olmadan kanuni arabulucu, arabuluculuk tanımı olmadan yöntemin sınırları çizilemez.
Sistematik olarak 2. madde, amaç ve kapsamı belirleyen 1. maddeden hemen sonra gelir. Bu sıra bilinçlidir: önce hangi uyuşmazlıklara uygulanacağı, sonra uygulayan kişilerin ve kurumların kim olduğu saptanır. Tanımlar, sonraki maddelerdeki yükümlülük, yetki, gizlilik, ücret, sicilden silme ve cezaî/idari sonuçlar için referans noktasıdır. Özellikle “arabulucu” tanımındaki sicile kayıt şartı, kanuni arabuluculuğu gayriresmî arabuluculuk, dostane tavsiye veya avukatlar arası uzlaşma görüşmelerinden ayırır.
Madde bent bent okunmalıdır. (a) bent arabulucuyu, (b) bent yöntemi, (c)–(d) ve (f)–(g) bentler idari-kurumsal yapıyı, (e) bent ise 7036 sayılı Kanun’la eklenen “idare” kavramını tanımlar. 7036 değişikliği iki açıdan kritiktir: birincisi, arabulucunun çözüm önerisi getirebilmesi imkânının tanım metnine işlenmesi; ikincisi, kamu idarelerinin arabuluculuk süreçlerine taraf olarak katılımının kavramsal zeminini kurmasıdır. Böylece arabuluculuk, yalnızca özel kişiler arası bir yöntem olmaktan çıkmış; belirli koşullarda kamu tüzel kişilerinin de dâhil olabildiği bir çözüm platformuna dönüşmüştür.
Tanım maddesinin ratio legisi, belirsizliği azaltmak ve mesleki-kurumsal standardı sabitlemektir. “Arabulucu”yu herkesin üstlenebileceği bir sosyal rol olmaktan çıkarıp sicile bağlı bir hukuki statüye dönüştürmek; “arabuluculuk”u rastgele arabuluculuktan ayırıp sistematik teknikler, tarafsızlık, bağımsızlık ve ihtiyarîlik unsurlarıyla donatmak; idari teşkilatı (Bakanlık, Genel Müdürlük, Daire Başkanlığı, Kurul, sicil) kanuni tanıma kavuşturmak bu amacın parçalarıdır.
Uygulamada 2. madde, sıkça şu noktalarda tartışılır: sicile kayıtlı olmayan bir kişinin yürüttüğü sürecin 6325 sonuçlarından yararlanıp yararlanamayacağı; arabulucunun ne zaman ve hangi yoğunlukta çözüm önerisi sunabileceği; idare tanımına giren kurumların temsil ve yetki usulleri; “ihtiyarî” ibaresinin dava şartı arabuluculukla nasıl bağdaştığı. Bu tartışmaların ortak paydası, tanımın yalnızca sözlük değil, normatif sınır çizgisi olduğudur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Arabulucu: sicile kayıtlı gerçek kişi
(a) bendi arabulucuyu iki unsurla tanımlar: (i) arabuluculuk faaliyetini yürütmek, (ii) Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş gerçek kişi olmak. Tüzel kişi arabulucu olamaz; arabuluculuk bürosu veya şirket, süreci yürüten kişi yerine geçmez. Sicil kaydı kurucu niteliktedir: kayıt yoksa kanuni anlamda “arabulucu” sıfatı doğmaz. Bu, avukat, hâkim, noter gibi mesleki unvanlardan bağımsız, ayrı bir statüdür. Avukat olmak arabulucu olmayı otomatik sağlamaz; arabuluculuk eğitimi, sınav ve sicil koşulları aranır. Sicilden silinen kişi, silinme anından itibaren bu sıfatla süreç yürütemez.
2.2. Arabuluculuk: yöntem tanımının unsurları
(b) bendi uzun ve yüklü bir tanımdır. Ayrıştırıldığında şu unsurlar çıkar: sistematik teknikler; tarafları görüşme ve müzakere için bir araya getirme; karşılıklı anlamayı sağlama; çözümün kural olarak taraflarca üretilmesi; iletişim sürecinin kurulması; tarafların çözüm üretemediğinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi getirebilme; uzmanlık eğitimi almış, tarafsız ve bağımsız üçüncü kişinin katılımı; ihtiyarî yürütme. Bu unsurlar yöntemin kimliğini oluşturur. Arabulucu hâkim gibi hüküm kurmaz; hakem gibi bağlayıcı karar vermez. Rolü, süreci yönetmek ve iletişimi kolaylaştırmaktır. 7036 ile eklenen çözüm önerisi imkânı, arabulucuyu “salt kolaylaştırıcı” modelden “değerlendirici unsurlar da taşıyabilen” modele yaklaştırır; ancak öneri, dayatma değildir ve tarafların kabulüne bağlıdır.
2.3. İhtiyarîlik unsuru ve dava şartı gerilimi
Tanımdaki “ihtiyarî olarak yürütülen” ibaresi, klasik arabuluculuğun gönüllülük esasına dayandığını gösterir. 2017 ve sonrasındaki dava şartı arabuluculuk düzenlemeleri, başvuruyu bazı uyuşmazlıklarda zorunlu kılmıştır. Bu, tanımla çelişki gibi görünebilir. Öğretide genel kabul gören çözüm şudur: dava şartı, “kapıdan girme”yi zorunlu kılar; masada anlaşmaya varma ve sürecin içeriği ihtiyarî kalır. Yani zorunluluk başvuru ve belirli usul adımlarına, iradilik ise çözümün kabulüne ilişkindir. Tanımdaki ihtiyarîlik, zorla anlaşma yasağı olarak okunmalıdır.
2.4. Tarafsızlık ve bağımsızlık
Tanım, üçüncü kişinin tarafsız ve bağımsız olmasını ister. Tarafsızlık, taraflardan birinin yanında yer almama; bağımsızlık, dış etki ve çıkar çatışmasından uzak durma anlamına gelir. Bu iki ilke, ret, çekilme, sır saklama ve güven ilişkisi kurumlarının temelidir. Arabulucunun daha önce bir tarafın avukatı olması, ekonomik bağımlılık, akrabalık veya dosyaya ilişkin menfaat çatışması, bağımsızlık görünümünü zedeler. Görünürdeki tarafsızlık da en az içsel tarafsızlık kadar önemlidir; çünkü arabuluculuk güven üzerine yürür.
2.5. Bakanlık, Genel Müdürlük, Daire Başkanlığı
(c), (ç) ve (d) bentleri idari teşkilatı tanımlar. Adalet Bakanlığı üst kurum; Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bağlı birim; Arabuluculuk Daire Başkanlığı ise arabuluculuğa özgülenmiş alt birimdir. Sicil, eğitim, denetim, büro organizasyonu ve istatistik gibi işlevler bu yapı içinde yürür. Tanımlar, yetki ve sorumluluğun hangi idari kademede toplandığını netleştirir; ikincil mevzuat ve yönergelerin dayanağını oluşturur.
2.6. İdare tanımı (e bendi)
7036 ile eklenen (e) bendi, 5018 sayılı Kanun cetvellerindeki idareler, mahalli idareler ve bunların işletmeleri, özel kanunla kurulmuş kamu kurumları, KİT’ler, bağlı ortaklıklar ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait ortaklıkları “idare” sayar. Amaç, kamu tüzel kişilerinin özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuğa taraf olabilmesinin kavramsal zeminini kurmaktır. Her idari uyuşmazlık değil; idarenin özel hukuk ilişkilerinden doğan ve 1. maddeye göre elverişli uyuşmazlıklar söz konusudur. Temsil yetkisi, karar organı onayı ve kamu zararı denetimi gibi ek katmanlar, tanımın pratik uygulamasında devreye girer.
2.7. Kurul ve sicil
(f) ve (g) bentleri Arabuluculuk Kurulu’nu ve arabulucular sicilini tanımlar. Kurul, mesleğin üst politika, etik ve düzenleyici boyutunda rol oynar; sicil ise arabulucu sıfatının resmî kaydıdır. Sicil, kamuya açıklık, seçilebilirlik, dava şartı atamaları ve denetim için vazgeçilmez altyapıdır. Sicile kayıt, hem hak hem yükümlülük doğurur: arabuluculuk yapma yetkisi yanında eğitim, etik ve disiplin rejimine tabi olma.
2.8. “Sistematik teknikler” ve uzmanlık eğitimi
Tanım, arabuluculuğu sezgisel barışçılıktan ayırmak için “sistematik teknikler” ve “uzmanlık eğitimi” şartını koyar. Aktif dinleme, caucus (ayrı görüşme), menfaat analizi, seçenek üretme, gerçeklik testi gibi yöntemler bu tekniklere örnektir. Eğitim şartı, sicile girişin ön koşuludur. Teknik bilmeyen bir “arabulucu”, tanımın unsurlarını karşılamaz; süreç kalitesi düşer, güç dengesizliği artar.
2.9. Çözüm önerisi getirebilme
7036 değişikliğiyle arabulucu, tarafların çözüm üretemediği ortaya çıktığında öneri getirebilir. Bu yetki ihtiyarîdir; arabulucu önermek zorunda değildir, taraflar kabul etmek zorunda değildir. Öneri, gizli tutulması gereken beyanların ifşasına veya bir tarafı baskılamaya dönüşmemelidir. Değerlendirici arabuluculuk ile kolaylaştırıcı arabuluculuk arasındaki denge, dosyanın niteliğine ve tarafların talebine göre kurulur.
2.10. Gerçek kişi şartının sonucu
Yalnızca gerçek kişilerin arabulucu olabilmesi, kişisel özen, sır saklama ve etik sorumluluğu kişiselleştirir. Tüzel kişi unvanı arkasında gizlenme mümkün değildir. Bu, hem disiplin hem de güven açısından isabetlidir; ancak ekip çalışması ve idari destek ihtiyacını da büro organizasyonuyla karşılamak gerekir.
3. Sistematik İlişkiler
-
m. 1: Elverişlilik filtresi; tanımlar bu filtreden geçen uyuşmazlıklarda işler.
-
m. 3: İhtiyarîlik ve eşitlik, tanımdaki ihtiyarî ve tarafsız üçüncü kişi modeliyle uyumludur; dava şartı saklıdır.
-
m. 4–5: Gizlilik ve delil yasağı, arabulucu ve sürece katılanlar için tanımla bağ kurar.
-
m. 6 vd.: Arabulucunun hak ve yükümlülükleri, sicil ve eğitim rejimine yaslanır.
-
m. 18/A: Dava şartı arabuluculukta atanan kişi, 2. maddedeki arabulucu tanımına uymalıdır.
-
5018 sayılı Kanun: İdare tanımının omurgasıdır; cetveller ve mahalli idare kavramı buradan gelir.
-
HMK / özel usul kanunları: Arabuluculuk belgelerinin dava şartı ve delil değeri, tanımın sağladığı kanuni süreç varsayımına dayanır.
-
TBK: Anlaşmanın maddi hukuki niteliği, arabuluculuk tanımının usulî çerçevesini tamamlar.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye doğrudan ilişkin, künyesi güvenilir biçimde doğrulanabilen güncel emsal bir yargı kararı bu çalışmada tespit edilememiştir. Karar uydurulmamıştır. Uygulamada tanım maddesi çoğu zaman dolaylı görünür: sicile kayıtlı olmayan kişinin düzenlediği belgenin 6325 sonuçlarından yararlanıp yararlanamayacağı, idarenin taraf ehliyeti ve temsil yetkisi, arabulucunun çözüm önerisinin baskı yaratıp yaratmadığı gibi uyuşmazlıklarda mahkemeler tanım unsurlarını fiilen uygular. Dava şartı arabuluculuk tutanaklarının geçerliliği incelenirken de “kanuni arabulucu” vasfı zımnen denetlenir. Güncel ve doğrulanmış karar temin edildiğinde bu bölüm künye ve gerekçeyle güncellenmelidir.
Öğretide genel kabul gören yaklaşım, sicil kaydının kurucu olduğu; tanım unsurlarından birinin eksikliğinde sürecin kanuni arabuluculuk rejiminden sapacağı yönündedir. Çözüm önerisi yetkisinin ise ihtiyarîlik ve tarafsızlıkla sınırlı kullanılması gerektiği vurgulanır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo): İki ticari şirket arasındaki alacak uyuşmazlığında taraflar, uzun yıllardır tanıdıkları ve avukatlık bürosu işleten (A)’yı “arabulucu” sıfatıyla davet eder. (A) sicile kayıtlı değildir; ancak “ben zaten yıllardır uzlaştırıyorum” demektedir. Süreç sonunda imzalanan metin “arabuluculuk anlaşma belgesi” başlığını taşır ve icra edilebilirlik şerhi istenecektir.
Hukuki analiz: 2. maddeye göre arabulucu, sicile kaydedilmiş gerçek kişidir. Sicil kaydı olmayan (A), kanuni anlamda arabulucu değildir. Düzenlenen metin, taraflar arasında genel hükümlere tabi bir sulh/ibra belgesi olarak değerlendirilebilir; ancak 6325 sayılı Kanun’un arabuluculuğa bağladığı özel sonuçlar (özellikle kanuni arabuluculuk belgesi rejimine özgü güvenceler ve usuller) bakımından sakatlık riski yüksektir. İcra edilebilirlik şerhi ve dava şartı belgesi gibi kurumlar, kanuni arabulucu eliyle yürütülen süreci varsayar. Doğru yol, sicile kayıtlı arabulucuyla sürecin yeniden veya usulüne uygun yürütülmesidir.
Olay 2 (kurmaca senaryo): Bir belediye ile yüklenici arasında özel hukuk niteliğinde kabul edilen bir eser bedeli uyuşmazlığı vardır. Belediye, “biz idareyiz, arabuluculuğa taraf olamayız” gerekçesiyle süreci reddetmek ister. Yüklenici, 2. maddedeki idare tanımına dayanarak belediyenin kapsamda olduğunu ileri sürer.
Hukuki analiz: (e) bendi mahalli idareleri “idare” tanımına alır. Bu, belediyenin her uyuşmazlıkta otomatik arabuluculuk tarafı olduğu anlamına gelmez; önce 1. madde elverişliliği (özel hukuk + serbest tasarruf) aranır. Eser bedeli gibi özel hukuk uyuşmazlığında elverişlilik varsa, idare tanımı belediyenin kavramsal olarak süreçte yer alabileceğini gösterir. Ancak temsil yetkisi, yetkili organ kararı, kamu ihale ve mali mevzuat sınırları ayrıca denetlenir. “İdareyiz” gerekçesi salt soyut bir ret sebebi değildir; somut yetki ve elverişlilik analizi gerekir.
6. Pratik Uygulama Notları
-
Sicil kontrolü zorunlu ilk adımdır: UYAP/arabuluculuk sistemi ve resmî sicil kayıtları üzerinden arabulucunun aktif kaydı doğrulanmalıdır.
-
Unvan yanılgısı: Avukat, bilirkişi, eski hâkim unvanları sicil kaydının yerine geçmez.
-
Çözüm önerisi disiplini: Öneri, taraflar tıkanınca ve mümkünse onların talebi veya açık ihtiyacıyla; gizli bilgileri ifşa etmeden sunulmalıdır.
-
İdare dosyalarında yetki dosyası: Temsil belgesi, meclis/encümen/olur yazısı, imza sirküleri kontrol edilmeden anlaşma imzalatılmamalıdır.
-
İhtiyarîlik hatırlatması: Dava şartı olsa bile anlaşmaya zorlama yoktur; son tutanakta “anlaşamadı” sonucu meşrudur.
-
Tarafsızlık beyanı: Çıkar çatışması şüphesinde arabulucu çekilmeli; görünüm testi uygulanmalıdır.
-
Tanım unsurları kontrol listesi: gerçek kişi, sicil, eğitim, tarafsızlık, bağımsızlık, sistematik süreç, ihtiyarî çözüm.
-
Belge dili: “Arabulucu” sıfatı, yalnızca tanımı karşılayan kişi için kullanılmalıdır; aksi hâlde yanıltıcı belge riski doğar.
-
Kurumsal yazışma: Daire Başkanlığı ve büro yazışmalarında doğru muhatap tanımı, süre ve atama hatalarını azaltır.
-
Karma süreçler: Aynı uyuşmazlıkta hem avukatlık müzakeresi hem arabuluculuk varsa, hangi sürecin 6325’e tabi olduğu net yazılmalıdır.
-
Eğitim ve uzmanlık alanları: İş, ticaret, tüketici gibi alanlarda uzman arabulucu seçimi, tanımın “uzmanlık eğitimi” ruhuyla uyumludur.
-
Sicilden geçici/kesin silme: Süreç ortasında statü kaybı hâlinde dosya devri ve tutanak usulü işletilmelidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
2. madde, arabuluculuğu meslekleştiren ve kurumsallaştıran isabetli bir tanımdır. Sicile bağlı gerçek kişi modeli, kalite ve hesap verebilirlik sağlar. Çözüm önerisi imkânının eklenmesi, tıkanan dosyalarda pratiğe nefes aldırır; ancak değerlendirici rolün sınırları yeterince ayrıntılı çizilmediği için baskı ve tarafsızlık tartışmaları sürebilir.
İdare tanımının genişliği olumludur; kamu–özel kesişimli uyuşmazlıklarda barışçıl çözümü mümkün kılar. Ne var ki tanım, temsil ve mali sorumluluk usullerini kendisi çözmez; bu boşluk ikincil düzenleme ve idari pratikle doldurulur. Dava şartı arabuluculuğun yaygınlaşmasıyla “ihtiyarî” ibaresi lafzî gerilim yaratmaya devam eder; bu gerilim, başvuru zorunluluğu ile anlaşma özgürlüğü ayrımıyla yönetilmelidir.
İdeal gelişim hattı: tanım unsurlarının etik kurallarla daha sıkı bağlanması, çözüm önerisi için şeffaf protokoller, idare tarafında standart yetki matrisleri ve sicil şeffaflığının artmasıdır. Madde, kanunun sözlüğü olmanın ötesinde, arabuluculuğun kimlik kartıdır; kimlik bulanıklaşırsa guvenceler de bulanıklaşır.
---
Metodolojik Not
Bu yorum,
Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Öğretide arabuluculuk ve medeni usule ilişkin genel açıklamalar (metinde yazar adı anılmamıştır).
- Yargı kararları: m. 2’ye özgü doğrulanmış emsal karar tespit edilememiştir; künye uydurulmamıştır.
- Tarihsel arka plan: 6325 sayılı Kanun ve 7036 sayılı Kanun’la getirilen tanım değişiklikleri.
Yorumun kapsamı: 6325 sayılı Kanun m. 2 metnine dayanır; resmî metin korunmuştur.
Güncellik: Bu yorum, 20.07.2026 tarihi itibariyle günceldir.